İki asırlık çınar Beşiktaş ile Galatasaray, İnönü stadına sezonun en önemli maçlarından birine çıkıyor. Bir tarafta haftaya 5.sırada girmiş geçen sezonun çift kupalı (rüya sezon geçirmiş) şampiyonu Beşiktaş liderin bir maç eksiği ile 8 puan gerisinde, öteki tarafta 7.haftadan sonra türlü kere eline geçen liderlik fırsatlarını değerlendirememiş en sonunda geçen hafta maç oynamadan öne geçen Galatasaray. İki büyük diyoruz ama ikisi de birbirinden korkmuş küçük kardeş olmuş. Nasıl büyük anlamadım nasıl kadrolar anlamadım. Hadi sarı-kırmızılı takım hafta içinde çok önemli bir maç yaptı ve akabinde perşembe rövanş oynayacak. Ya Mustafa Denizli hocamıza ne demeli!!! Beşiktaş'ın 11 kişilik kadrosunda maçı değiştirecek bir tane oyuncu var: Holosko!!! Yedek kulübesinde ise 4 tane var: Bobo, Tabata, Yusuf, Nihat. Hadi maça yan toplarla başarılı olmak ve Nobre'nin Galatasaray karşısındaki talihini kullanmak için başladın, hadi Nihat yerine Nobre'yi seçtin, hadi Keita'yı durdurmak amaçlı sol kanat için Ekrem'i seçtin anladım. Tabata niye yok? Tello mu yaratıcı eleman Tabata mı? Maç boyunca duran top kullanmaktan başka ne yaptı! Haaa maçta Beşiktaş 12 korner attı, en az bi o kadar da duran top kullandı sadece 1 gol geldi. Açıkcası sezonun en az kafa golü atan takımı Beşiktaş, maçı yan toplardan atacağı golle kazanmak istemiş. Büyük plan bu :) Sonuçta ilk yarıda fırsatlar ele geçti ama BÜYÜK! takımın BÜYÜK! futbolcuları altıpastan topu içeri atamadılar. Gelelim Galatasaray'a. Sayın Rijkaard orta sahada Mustafa Sarp yerine daha mücadeleci Barış'ı oynattı. Fena bir tercih değil. Jo Alves'de sakatlıktan yeni çıktı diye son 30 dakika yararlandı tamam. Servet yerine oynayan Emre Güngör de tamam. Ancak açıkca görüldü ki Galatasaray ilk yarıda sadece 2 fırsat yakaladı. İlk yarıda sahanın en iyisi Elano'ydu. Elano takıma git gide alışıyor ve son 4 maçta gerçekten kalitesini konuşturmaya başladı. Yakın zamanda tek başına maç alacak kıvama gelecek.
Karşılaşmanın 2.yarısına ise Galatasaray iyi başladı. Yaklaşık 20 dakika takım hem iyi pas yaptı, hem de ilk yarıya oranla daha az kalesine yaklaştırdı Beşiktaş'ı. Derken Rijkaard uyanıp Caner-Jo değişikliği yaptı çok değil 5 dakika içinde Galatasaray golü buldu. Golden sonra Beşiktaş bastırdı oyuna Yusuf'u da alarak yüklendi. Galatasaray ise Arda'nın sakatlanmasının ardından artık tam kapanırım dediği anda golü yedi. Elano oyundan çıkıp Mustafa Sarp girdi. Ancak girdiği anda oluşan karambolde Sivok kendini kurtardı. Maç 1-1 oldu. Aslında benim takıldığım nokta şu. Dakika 86 olmuş. Maç 1-1. Sağ kanattan top taça çıkmış Uğur tacı atmamak için herşeyi yapıyor. Galatasaray kalecisi Leo Franco autu yavaş kullanıyor. Maça Beşiktaş sadece 2 tane gerçek hücum elemanı ile çıkıyor. Galatasaray maça forvetsiz başlıyor, en iyi oynayanlardan 2 tanesini çıkarıyor. Kombine atak yok, goller karambol veya kişisel beceri, yan toplar ve duran toplar sonuç almak için strateji olmuş. Şimdi size soruyorum bu mu Büyüklük?
21 Şubat 2010 Pazar
18 Şubat 2010 Perşembe
Galatasaray Avrupa Yakasından, Fenerbahçe Anadolu Yakasından Olduğunu Her Zaman Belli Etmek Zorunda Mı?
Bu akşam hem Fenerbahçe hem de Galatasaray önemli sınavlar verdi. İlk olarak Fenerbahçe deplasmanda Lille ile oynadı. Açıkcası karşımızdaki takım öyle adı sanı bilinen,kupalarda çok başarılı olmuş veya kendi ligini kazanmış bir takım değil. Ancaak boş bir takımda değil. En büyük özelliklerini sahaya yansıttılar. Orta sahada baskı, hızlı hücum ve gole yönelik futbol. Maç boyunca Fransız ekibi bunu her an yaptı. Fenerbahçe ise Zico dönemi dışında olduğu gibi yine silik, zor pas yapan ve en önemlisi saçma hatalar yapan bir haldeydi. Temsilcilerimiz her zaman basit goller yeme konusunda çok başarılı oluyor! İşte Fenerbahçe'nin yediği 2 gol sarı-lacivertli takımın hala Avrupa takımı olmadığını gösterdi. İlk golde kaleci Volkan, 2.golde Deniz Barış. Ancak bu goller bahane olmasın. Fenerbahçe maç boyunca sadece 4 şut attı. İyi futbol oynamadı ancak atılan bu 4 şuttan bir tanesini gol yapmayı başardı ve turu İstanbul'a taşıdı. Fransız takımları her zaman bize ters gelmiştir. İşte yine öyle oldu ama umut var. Rövanş maçında Saraçoğlu stadında atmosfer farklı olur. Ancak yine de dikkatt.
Galatasaray'a gelirsek maça Atletico Madrid haftasonunda aldığı Barcelona maçının rehaveti ile başladı. Galatasaray iyi başladı Arda ile bir fırsatı değerlendiremedi. Daha sonra Jose Antonio Reyes müthiş bir gol attı ve maçın kaderi değişti. Golden sonra Atletico Madrid daha iyi oynadı, güveni yerine geldi. Aguero ve Simao ile 2 net pozisyon kaçtı. Galatasaray ise ancak devre sonunda fırsatlar yakaladı ve sonuç alamadı. Galatasaray'da ilk yarı Baros eski formunda sahada olsaydı sarı-kırmızılı takım maçı hemen koparırdı.Ancak forvetsiz oynayan takım hele bir de Keita kötü oynayınca çok zorlandı. 2.Yarıda Atletico Madrid yine dağınık bir halde çıktı, sadece Aguero bireysel çabaları ile gol fırsatı yarattı. Diego Forlan oyundan çıkana kadar dengede giden maç son yarım saatte Galatasaray'a döndü. Kader Keita golden önce bir sinyal vermiş ve kendi çabasıyla bir fırsat yakalamıştı. İşte maç içinde zaman zaman oyundan kopan Atletico Madrid karşısında 2.fırsatı Keita gol yaptı. Böylece Galatasaray en az 2 farklı kaybedeceği maçı 1-1'e getirmeyi başardı. Ancak 180 dakikanın ilk yarısı bitti. Kalan 2.yarı Ali Sami Yen'de ama rakip gerçekten çok etkili takım. Sözün özü; Bu maçta 3 tane senaryodan en orta şekerlisi oldu. 1-Barcelona maçının rehaveti ile yakaladığı Atletico Madrid karşısında sezonun ilk yarısındaki total futbol Galatasaray'ı olsa maçı bence kesin kazanırdı en azından 2 gol atardı. 2- Maç 1-0 iken 2.golü yemeyen bugünkü Galatasaray çok önemli bir beraberlik aldı. 3- Atletico Madrid kendi liginde iddiası kalmamış, kupadan da elenmiş olarak bu maça gelseydi işte o zaman şansımız olmazdı. Ancak Galatasaray daha önce bir çok kez yaptığı gibi deplasmanda yine Avrupa takımı olduğunu gösterdi.
Galatasaray'a gelirsek maça Atletico Madrid haftasonunda aldığı Barcelona maçının rehaveti ile başladı. Galatasaray iyi başladı Arda ile bir fırsatı değerlendiremedi. Daha sonra Jose Antonio Reyes müthiş bir gol attı ve maçın kaderi değişti. Golden sonra Atletico Madrid daha iyi oynadı, güveni yerine geldi. Aguero ve Simao ile 2 net pozisyon kaçtı. Galatasaray ise ancak devre sonunda fırsatlar yakaladı ve sonuç alamadı. Galatasaray'da ilk yarı Baros eski formunda sahada olsaydı sarı-kırmızılı takım maçı hemen koparırdı.Ancak forvetsiz oynayan takım hele bir de Keita kötü oynayınca çok zorlandı. 2.Yarıda Atletico Madrid yine dağınık bir halde çıktı, sadece Aguero bireysel çabaları ile gol fırsatı yarattı. Diego Forlan oyundan çıkana kadar dengede giden maç son yarım saatte Galatasaray'a döndü. Kader Keita golden önce bir sinyal vermiş ve kendi çabasıyla bir fırsat yakalamıştı. İşte maç içinde zaman zaman oyundan kopan Atletico Madrid karşısında 2.fırsatı Keita gol yaptı. Böylece Galatasaray en az 2 farklı kaybedeceği maçı 1-1'e getirmeyi başardı. Ancak 180 dakikanın ilk yarısı bitti. Kalan 2.yarı Ali Sami Yen'de ama rakip gerçekten çok etkili takım. Sözün özü; Bu maçta 3 tane senaryodan en orta şekerlisi oldu. 1-Barcelona maçının rehaveti ile yakaladığı Atletico Madrid karşısında sezonun ilk yarısındaki total futbol Galatasaray'ı olsa maçı bence kesin kazanırdı en azından 2 gol atardı. 2- Maç 1-0 iken 2.golü yemeyen bugünkü Galatasaray çok önemli bir beraberlik aldı. 3- Atletico Madrid kendi liginde iddiası kalmamış, kupadan da elenmiş olarak bu maça gelseydi işte o zaman şansımız olmazdı. Ancak Galatasaray daha önce bir çok kez yaptığı gibi deplasmanda yine Avrupa takımı olduğunu gösterdi.
14 Şubat 2010 Pazar
İyi Oynayarak Kaybetmek Mi, Kötü Oynayarak Kazanmak Mı?
Fenerbahçe bu akşam bence son haftaların en güzel futbolunu oynadı. Özer'in takıma girdiğinden beri ofansa verdiği katkıya sağ kanattan Mehmet Topuz'unda bu maçta eklenmesi özelikle ilk 20 dakikalık dönemde çok fark yarattı. Fenerbahçe golü de erken bulunca rahat kazanacağını düşündük. Ancak futbol garip bir oyun. "Bkz. Bursaspor-Fenerbahçe maçı." Bursaspor-Fenerbahçe maçında da benzeri bir ifade kullanmıştım. Gerçekten futbol çok ilginç. Fenerbahçe ilk yarı oyunu domine eden şuurlu baskı kuran golü bulan gol kaçıran takım ama Manisaspor 2 kez karşı tarafa geçti ve ev sahibi bu akınlarda 1 gol buldu, 1 de büyük tehlike yarattı.
İlk yarı 1-1 bitti ama sarı-lacivertliler iyi oynadığından Daum değişiklik yapmadı. Gerçektende 2.yarı Fenerbahçe yine net fırsatlardan sonuç alamadı. Semih ve Alex golleri kaçırırken Manisaspor birkaç cılız atak yaptı. Daum oyunu riske etmeyi göze alamadı. En sonunda Gökhan Ünal'ı soktu ama bu arada Manisaspor gelmeye başlamıştı. Uzatmalar gelen Isaac golüne uzatmanın uzatmasında Gökhan Ünal karşılık verdi ve Fenerbahçe iyi oynadığı maçı kazanamadı. Sezon başında sayın Aziz Yıldırım'ın Daum'u takımın başına getirmesinin nedeni neydi? Bence ülkeyi ve futbolunu iyi tanıyan, istikrarlı ve disiplinli Daum'u getirip sonuç almaktı. Sonuç kazanmaktı ve 3 yıl üst üste şampiyon olmaktı. Şimdi burdan Fenerbahçeli oyunculara sesleniyorum: "Ey Fenerbahçeli oyuncular! iyi oynamayın sadece kazanın :)" Aslında futbolda sonuç almak içinde gol atmak lazım. Gol atmak içinde iyi forvetlerin olması lazım. Fenerbahçe'nin iyi forvetleri yok mu? Var aslında ama insan güvenemiyor işte. Öyle bir oyuncu olacak ki tamam şimdi çıkar ve golü atar tabelayı değiştirir diyeceksiniz. Eskiden Alex bu işleri iyi yapardı ama artık o da yaşlandı mı nedir. Haaa bi de Andre Santos'un ne işe yaradığını anlamadım. Brezilya milli takımında oynamak, ne biliyim NBA'de oynamak veya Avrupada oynamak eskiden bizim gözümüzde çok büyük bir olaydı. Ulaşılmaz bir nokta veya ustaların yeri diye düşünürdük. Artık globalleşen dünyada herşey birbirine yaklaştı. Şimdi bakıyorum transfermarkt.de değerlerine göre Andre Santos 6.000.000 Euro karşı tarafta Hüseyin Tok diye bir oyuncu var stoper ve değeri 300.000 Euro. Aralarında tam 20 kat fark var ama sahada hiçbir fark yok. Artık büyük takımların saçma sapan yabancı transferleri yapmaması gerekiyor. İşte Manisaspor bu sezon büyüklere karşı sadece 1 kez yenilmiş o da Saraçoğlu stadında son dakikada gelen bir golle. İşte Gaziantepspor 6 kez büyüklerle oynamış bu sezon 2 kez yenilmiş hele Beşiktaş'tan 4 puan almış. İşte Antalyaspor kupada Galatasaray'ı eleyiverdi. Bu liste uzayıp gider. Büyüklerin fark yaratan oyunculara ve cesaretli teknik adamlara ihtiyacı var.
İlk yarı 1-1 bitti ama sarı-lacivertliler iyi oynadığından Daum değişiklik yapmadı. Gerçektende 2.yarı Fenerbahçe yine net fırsatlardan sonuç alamadı. Semih ve Alex golleri kaçırırken Manisaspor birkaç cılız atak yaptı. Daum oyunu riske etmeyi göze alamadı. En sonunda Gökhan Ünal'ı soktu ama bu arada Manisaspor gelmeye başlamıştı. Uzatmalar gelen Isaac golüne uzatmanın uzatmasında Gökhan Ünal karşılık verdi ve Fenerbahçe iyi oynadığı maçı kazanamadı. Sezon başında sayın Aziz Yıldırım'ın Daum'u takımın başına getirmesinin nedeni neydi? Bence ülkeyi ve futbolunu iyi tanıyan, istikrarlı ve disiplinli Daum'u getirip sonuç almaktı. Sonuç kazanmaktı ve 3 yıl üst üste şampiyon olmaktı. Şimdi burdan Fenerbahçeli oyunculara sesleniyorum: "Ey Fenerbahçeli oyuncular! iyi oynamayın sadece kazanın :)" Aslında futbolda sonuç almak içinde gol atmak lazım. Gol atmak içinde iyi forvetlerin olması lazım. Fenerbahçe'nin iyi forvetleri yok mu? Var aslında ama insan güvenemiyor işte. Öyle bir oyuncu olacak ki tamam şimdi çıkar ve golü atar tabelayı değiştirir diyeceksiniz. Eskiden Alex bu işleri iyi yapardı ama artık o da yaşlandı mı nedir. Haaa bi de Andre Santos'un ne işe yaradığını anlamadım. Brezilya milli takımında oynamak, ne biliyim NBA'de oynamak veya Avrupada oynamak eskiden bizim gözümüzde çok büyük bir olaydı. Ulaşılmaz bir nokta veya ustaların yeri diye düşünürdük. Artık globalleşen dünyada herşey birbirine yaklaştı. Şimdi bakıyorum transfermarkt.de değerlerine göre Andre Santos 6.000.000 Euro karşı tarafta Hüseyin Tok diye bir oyuncu var stoper ve değeri 300.000 Euro. Aralarında tam 20 kat fark var ama sahada hiçbir fark yok. Artık büyük takımların saçma sapan yabancı transferleri yapmaması gerekiyor. İşte Manisaspor bu sezon büyüklere karşı sadece 1 kez yenilmiş o da Saraçoğlu stadında son dakikada gelen bir golle. İşte Gaziantepspor 6 kez büyüklerle oynamış bu sezon 2 kez yenilmiş hele Beşiktaş'tan 4 puan almış. İşte Antalyaspor kupada Galatasaray'ı eleyiverdi. Bu liste uzayıp gider. Büyüklerin fark yaratan oyunculara ve cesaretli teknik adamlara ihtiyacı var.
11 Şubat 2010 Perşembe
Veee Guiza Fenerbahçe'yi 27 Yıl Sonra Türkiye Kupası Şampiyonu Yaptı.
Karşılaşmanın 90+2.dakikası her iki takım ve teknik adamda maçın artık uzatmalara gideceğini düşünüyor. Uzatmalar hatta penaltılarda ne yapacağını planlıyor. Derken seken bir topu Gökhan Gönül kontrol etmeyi başarıyor son hücum artık vereyim Guiza'ya belki birşey yapar diye. Guiza topu zor kontrol ediyor ve ancak kaleye vuruyor ama şans işte top İbrahim'in ayağına çarpıyor kaleci Ivankov'u yanıltıp filelere gidiyor. Futbol işte böyle garip bir oyun!!!
Bence Guiza'nın attığı bu gol Fenerbahçe'ye 1983 yılında bu yana istediği Türkiye Kupasını kazandırdı. Fenerbahçe yarı finalde Manisaspor engeli aşıp büyük ihtimalle Trabzonspor ile eşleşecek. Fenerbahçe ilginçtir son 6 sezonda 5.kez yarı finale kaldı ve 3 kez final oynadı. Fenerbahçe 2004-05 sezonunda finalde Galatasaray'a, 2005-06 ve 2008-09 sezonlarında finalde Beşiktaş'a kaybetmişti. İlginçtir Fenerbahçe diğer 2 sezonda yani 2006-07'de yarı finalde Beşiktaş'a, 2007-08'de de çeyrek finalde Galatasaray'a elenmişti. Yani sözün özü Fenerbahçe bu sezon hariç gruplu oynanan 5 yılda da ya Beşiktaş'ı yada Galatasaray'ı geçememişti. Ve işte ikisi de yarı finalde yok. İstatistiklere göre Fenerbahçe bu sezon kupayı kazanmakta çok şanslı ancak!!!
Bu akşam oynanan maçta da görüldüğü gibi sanki 27 yıl süren bu kupayı kazanamama içgüdüsü Fenerbahçeli oyuncularda stres yaratıyor. Geçen sezon lig'de 2 maçta da yendiği Beşiktaş'a finalde 4-2 kaybetmesi, bu akşam 3-0 önde geldiği maçta 3-0 geriye düşmesi bunların net göstergesi. Ancak bu sezon sarı-lacivertli takımın bu şanssızlığını kıracağını düşünüyorum. Daum'un sahaya çıkan kadrosuna aslında şaşırdım. Alman'ın klasiği maç ne olursa olsun as oyuncularla oynamaktı. Galatasaray'da elenmişken işi sıkı tutar diye düşünmüştüm. Ancak sanırım Daum'da böyle bir Bursaspor beklemiyordu. Lafı geçmişken Ertuğrul Sağlam ve ekibini kutlamak lazım. Kimse böyle bir skor beklemiyordu ama Sercan ilk maçta sakatlanmayıp bu maça hazır şekilde çıksa belki de Bursaspor şimdi mucizeyi gerçekleştirmişti. Bursaspor geçen sezon olduğu gibi bu sezonda çeyrek finalde elenirken bence bu tecrübeler takıma eğer ahenk bozulmazsa uzun vadede büyük katkı sağlayacaktır. Artık Bursapor sanal olarak 5.büyük oldu diyebiliriz.
Bence Guiza'nın attığı bu gol Fenerbahçe'ye 1983 yılında bu yana istediği Türkiye Kupasını kazandırdı. Fenerbahçe yarı finalde Manisaspor engeli aşıp büyük ihtimalle Trabzonspor ile eşleşecek. Fenerbahçe ilginçtir son 6 sezonda 5.kez yarı finale kaldı ve 3 kez final oynadı. Fenerbahçe 2004-05 sezonunda finalde Galatasaray'a, 2005-06 ve 2008-09 sezonlarında finalde Beşiktaş'a kaybetmişti. İlginçtir Fenerbahçe diğer 2 sezonda yani 2006-07'de yarı finalde Beşiktaş'a, 2007-08'de de çeyrek finalde Galatasaray'a elenmişti. Yani sözün özü Fenerbahçe bu sezon hariç gruplu oynanan 5 yılda da ya Beşiktaş'ı yada Galatasaray'ı geçememişti. Ve işte ikisi de yarı finalde yok. İstatistiklere göre Fenerbahçe bu sezon kupayı kazanmakta çok şanslı ancak!!!
Bu akşam oynanan maçta da görüldüğü gibi sanki 27 yıl süren bu kupayı kazanamama içgüdüsü Fenerbahçeli oyuncularda stres yaratıyor. Geçen sezon lig'de 2 maçta da yendiği Beşiktaş'a finalde 4-2 kaybetmesi, bu akşam 3-0 önde geldiği maçta 3-0 geriye düşmesi bunların net göstergesi. Ancak bu sezon sarı-lacivertli takımın bu şanssızlığını kıracağını düşünüyorum. Daum'un sahaya çıkan kadrosuna aslında şaşırdım. Alman'ın klasiği maç ne olursa olsun as oyuncularla oynamaktı. Galatasaray'da elenmişken işi sıkı tutar diye düşünmüştüm. Ancak sanırım Daum'da böyle bir Bursaspor beklemiyordu. Lafı geçmişken Ertuğrul Sağlam ve ekibini kutlamak lazım. Kimse böyle bir skor beklemiyordu ama Sercan ilk maçta sakatlanmayıp bu maça hazır şekilde çıksa belki de Bursaspor şimdi mucizeyi gerçekleştirmişti. Bursaspor geçen sezon olduğu gibi bu sezonda çeyrek finalde elenirken bence bu tecrübeler takıma eğer ahenk bozulmazsa uzun vadede büyük katkı sağlayacaktır. Artık Bursapor sanal olarak 5.büyük oldu diyebiliriz.
6 Şubat 2010 Cumartesi
Brezilyalının Koyunu (Tabata) Sonra Çıkar Oyunu
Beşiktaş dün gece gerçekten ilginç bir maç oynadı. Karşısında taş gibi Gençlerbirliği vardı. Hatta teknik direktör Thomas Doll'un siyah-beyazlı takımla adının anılması maça ayrı bir boyut katmıştı. Geçen haftaki yazımda belirttiğim gibi Beşiktaş'ın deplasmanda Antalyaspor'a karşı çıktığı oyun düzeninde ısrar etmesi gerekiyor. Sadece kanatta oynayan Nihat ve Tello'nun daha etkili olması gerekiyor. Ferrari iyileşince sanırım Tello yedek kalacak. Beşiktaş ilk yarıda beklediğimden daha etkili oldu. Golde kombine atak sonucu defanstan gelen Sivok ile geldi. İkinci yarıda ise 20 dakika Gençlerbirliği etkili oldu. Hurşut, Mustafa Pektemek ve Harbuzi biraz oynayınca nefis bir gol buldu Ankara ekibi. Golden sonra 10 dakika maç gitti geldi. Gençlerbirliği bir-iki fırsat yakaladı ama Beşiktaş defansını geçmek o kadar da kolay değil. Derken sahneye Rodrigo Barbosa Tabata çıktı. Holosko'nun da katkısıyla Brezilyalı oynamaya başladı. Bence artık Delgado devri Beşiktaş'ta bitti. Geldiğinden beri söyledim ama oyunu sonradan çıktı! Attığı golle özel yapım usta işi bir vuruştu. Beşiktaş takımında Ernst, Bobo, Holosko ve Tabata etkili oldu. Yerli oyunculardan katkı lazım. Beşiktaş uzun süre sonra iç sahada kazandı ama hala takımda eksiklik var.
3 Şubat 2010 Çarşamba
Haldün Üstünel, Frank Rijkaard ve Johan Neeskens Üçlüsünden Sizce Hangisi Forvet Oynayabilir?
Başlıkta sorduğum sorunun cevabını vereyim HİÇBİRİ! İroni yapmaya çalışıyorum ama yine de olmaz böyle şey demekten kendimi alamıyorum. "Ben söylemiştim" demeye bayılırım. Hele konu futbol olduğu zaman. Ancak konu Galatasaray ise ve söylediğim şey kötü ise işte o zaman canım sıkılır. Tıpkı 10.haftada Saraçoğlu'nda oynanacak derbi öncesi saat 18.00 sularında kadroyu öğrendiğimde söylediğim ve olduğu gibi. Efendim o gün maça 2 saat kala kadroyu elime aldığımda klasik derbi olur Fenerbahçe 3-1 gibi bir sonuçla kazanır demiştim, dediğim gibi de oldu. Bugünde kadroyu maçın başlamasına yarım saat kala elime aldığımda 2-1 gibi bir sonuçla Antalyaspor kazanır demiştim. Açıkcası ben yine iyimser konuşmuşum. Daha kötü de olabildi. Öncelikle Galatasaray yönetimine sezon başı kızmıştım. Necati Ateş, Özgürcan Özcan ve Yaser Yıldız gibi forvet oyuncuları gönderilmişti. Kadroda sadece Baros ve Nonda gerçekten pozisyonu forvet olan oyuncular kalmıştı. Ben demiştim ki bir maç düşünün Baros kart cezalısı yerine Nonda oynuyor ve 30.dakikada sakatlandı. kim forvet oynayacak? Alternatif cevaplar Kewell ve Keita dedi. Evet bu oyuncular bi 60 dakika sizi götürür ama ya daha uzun süre! İşte bu noktada nitekim Baros sakatlandı ve uzun süre takımı Nonda-Kewell ikilisi idare etti, sadece 1 maç Arda forvet oynadı (Bursaspor maçı 1-0 kaybedildi.) Derken devre arası geldi. Nonda iyi kötü gollerini atıyordu, Kewell gayet güzel oynuyordu. Benim kafamda büyük ihtimal yabancı bir forvet takviyesi yapılacağıydı. Gerçekten Jo Alves gibi iyi bir alternatif kiralandı. Ancak olan son gün oldu. Nonda'nın sözleşmesi fesh edildi ve yerine Giovani Dos Santos geldi. Şimdi kadroya bakıyoruz gerçek mevkii forvet olan kaç oyuncu var? cevap:2. Baros halen sakat, Jo Alves tek seçenek ve işin ilginç yanı adam Atletico Madrid maçlarında görev alamıyor. Yahu böyle transfer mi olur! Bu nasıl bir planlama! İnanılır gibi değil daha 2-3 hafta yayıncı kuruluştan gelen kaynak iyi kullanılsın dedik. Bu akşam Jo Alves de sakatlandı. Haftasonu Kayseri deplasmanı var oynacak mı belli değil. Şimdi kim forvet oynayacak Kayseri'de? Haldun mu? Rijkaard mı? Neeskens mi? ben olsam bir kaç idman denemesi ile Servet'i oynatırım :) ne de olsa vakti zamanında Denizlispor maçında attığı kritik bir golle şampiyonluk yolunu açmıştı. Haaa ben olsaydıma girersek ben çoktan Leo Franco'yu yollar Nonda'yı tutar, hatta sezon başı Yaser'i vermez hatta hatta yerli bir forvet ile anlaştırdım :)
1 Şubat 2010 Pazartesi
Niyahet Hafta Dört Büyüklerin Oldu
Süper Lig'in 19.Haftasında dört büyükler fire vermedi.Tamamı deplasmanda tulum çıkaran büyükler bu sezon ilk kez aynı haftada kazanmayı başardı. Haftanın bence dikkat çeken birkaç olayı daha oldu. İstikrar! Ligimizde pek az bulunan bu olgu Bursaspor, B.Belediyespor, Makukula, Sivasspor ve Denizlispor için geçerli oldu. Makukula'dan başlayalım. Kongo asıllı Portekizli oyuncuyu yaklaşık 5-6 sene önceden tanıyanlardanım. Benfica ile başlayan daha sonra İspanya'da Valladolid, Sevilla gibi takımlarda oynayan Makukula bence bizim lig için ideal santrafor tipi Özellikle Kayserispor gibi gol sıkıntısı çeken bir takıma süper transfer oldu. Geçen sezon bu haftaya göre Kayserispor 11 gol fazla attı. Makukula sayesinde Kayserispor'un iyi savunması ve mücadelesi sonuca gitmeyi başardı. 20 golün üstünde bir yabancı gol kralımız daha olacak sanırım. İstikrar sahibi takımlardan Bursaspor ve B.Belediyespor yine kazandı. Bursaspor artık daha önce bahsettiğimiz gibi 5.büyük oldu. Taraftarı, kadrosu, hocası, camiası ile büyük takım gibiler. B.Belediyespor'da teknik adam istikrarını sağlayaıp her yıl üstüne koya koya bu sezon kağıt üstünde çok iyi kadrosu olmamasına rağmen adını duyuranlardan. Kötü gidişe dur diyemeyen Denizlispor ve Sivasspor var bide. Sivasspor ağır bir yenilgi aldı. Bu yenilgiyi hakketmediler bence ama savunma kurgusu iyice dağıldı. Sedat Bayrak olmayınca Sivas savunması daha sıkıntılı. Bir sözümde Abdurrahman Dereli'ye. Hadi 3.golde Uğur Boral'ı kaçırdın, 5 dakika sonra aynı golü nasıl yersin! inanılmaz ama gerçek. Bence Sivasspor kalan haftalarda yeni transferlerinin uyumuyla 4-5 galibiyet alır ve lig'de kalır. Denizlispor için ise artık bence umut kalmadı.
Denizlispor ve Sivasspor'dan bahsederken rakiplerini konuşalım. Fenerbahçe önemli eksiklerle geldi Sivas'a. Bir de hava muhalefeti ile sıkıntılı geçen yolculuk yaptılar. Fakat bu handikaplara rağmen sezonun en farklı galibiyeti geldi. Açıkcası Fenerbahçe aynı mücadele günü bu maçta da ortaya koydu. Tek fark Semih oldu. Semih gerçek golcü olduğunu gösterdi. Açıkcası ben Semih'in tüm maçlarda ilk 11 oynaması gerektiğini düşünüyorum. Alex'in nerdeyse hiç katkı sağlamadığı maçı Fenerbahçe'nin 5 gollü kazanması Semih başta olmak üzere Uğur ve Sivasspor savunmasının katkılarıyla oldu. Fenerbahçe önemli deplasman galibiyetlerinden birini aldı medya atladı sanırım ama zaten 5 tane dış saha maçı var 2.yarıda bir tanesi daha gitti. Şampiyonluk hesapları yapanlara duyurulur. Fenerbahçe'nin ezeli rakibi Galatasaray ise kabuk değiştirme sırasında kaza yapmadı. Bence az kalsın yapıyordu ama 2.golle Rijkaard'ın hamleleri arasında kısa zaman olması kazayı önledi. Galatasaray oyun kurgusu bakımından hala orta sahada çok yumuşak bir takım. Galatasaray skor avantajını eline geçirince hemen Ayhan ve Emre Güngör hamleleri yapıldı ve sonucu korumayı başardılar. Keita takıma girip Barış orta göbeğe gelirse bence bu sıkıntı aşılır ancak o zamanda Elano yaratıcılı olmaz. Galatasaray'da Jo Alves bence hücumda aranan forvet değil. Baros'un hemen yetişmesi gerekiyor. Galatasaray kalan haftalarda bu haliyle çok zorlanacaktır. Maça Arda ve Caner ağırlığını koyunca skor değişti. Bu arada Karadeniz fırtınası da boş durmuyor. Şenol Güneş ile çok iyi hava yakalayan takım kazanması gereken tüm maçları kazanıyor. Umarım böyle devam ederler.
Denizlispor ve Sivasspor'dan bahsederken rakiplerini konuşalım. Fenerbahçe önemli eksiklerle geldi Sivas'a. Bir de hava muhalefeti ile sıkıntılı geçen yolculuk yaptılar. Fakat bu handikaplara rağmen sezonun en farklı galibiyeti geldi. Açıkcası Fenerbahçe aynı mücadele günü bu maçta da ortaya koydu. Tek fark Semih oldu. Semih gerçek golcü olduğunu gösterdi. Açıkcası ben Semih'in tüm maçlarda ilk 11 oynaması gerektiğini düşünüyorum. Alex'in nerdeyse hiç katkı sağlamadığı maçı Fenerbahçe'nin 5 gollü kazanması Semih başta olmak üzere Uğur ve Sivasspor savunmasının katkılarıyla oldu. Fenerbahçe önemli deplasman galibiyetlerinden birini aldı medya atladı sanırım ama zaten 5 tane dış saha maçı var 2.yarıda bir tanesi daha gitti. Şampiyonluk hesapları yapanlara duyurulur. Fenerbahçe'nin ezeli rakibi Galatasaray ise kabuk değiştirme sırasında kaza yapmadı. Bence az kalsın yapıyordu ama 2.golle Rijkaard'ın hamleleri arasında kısa zaman olması kazayı önledi. Galatasaray oyun kurgusu bakımından hala orta sahada çok yumuşak bir takım. Galatasaray skor avantajını eline geçirince hemen Ayhan ve Emre Güngör hamleleri yapıldı ve sonucu korumayı başardılar. Keita takıma girip Barış orta göbeğe gelirse bence bu sıkıntı aşılır ancak o zamanda Elano yaratıcılı olmaz. Galatasaray'da Jo Alves bence hücumda aranan forvet değil. Baros'un hemen yetişmesi gerekiyor. Galatasaray kalan haftalarda bu haliyle çok zorlanacaktır. Maça Arda ve Caner ağırlığını koyunca skor değişti. Bu arada Karadeniz fırtınası da boş durmuyor. Şenol Güneş ile çok iyi hava yakalayan takım kazanması gereken tüm maçları kazanıyor. Umarım böyle devam ederler.
29 Ocak 2010 Cuma
Yeteeeer!!! Beşiktaş Taraftarı Yeteeeer!!!
Beşiktaş 18.Haftanın açılış maçında Antalyaspor'u deplasmanda 1-0 yenmeyi başardı. Maçın taktik teknik yönünü irdelemeyeceğim. Beşiktaş böylece en son 29 Kasım tarihinde yine deplasmanda Sivasspor'u 1-0 yendikten sonra Süper Lig'de ilk kez 3 puan aldı. İlginç bir istatistik var spor medyasına tarafımdan ulaşıtırılan. Beşiktaş bu sezon İstanbul dışında oynadığı 6 lig maçında da yenilmedi. Siyah-beyazlı takım 4 galibiyet(Antalyaspor, Sivasspor, Eskişehirspor 1-0, Trabzonspor 2-0) 2 beraberlik (Gençlerbirliği 0-0, Manisaspor 1-1) almış. Diğer 3 deplasman maçında 1 hükmen kazanılmış, 1 tanesi İstanbul Atatürk Olimpiyat stadında B.Belediyespor ile 1-1 berabere kalınmış, 1 tanesinde de Galatasaray'a Ali Sami Yen'de 3-0 kaybedilmiş.
Şimdi tabloya bakıyoruz. Trabzon, Eskişehir ve Sivas deplasmanları hem seyirci, hem rakip, hem de saha şartları açısından oldukça sıkıntılı ama 9 puan cepte. Antalya deplasmanı rakip açısından dertli (en son Fenerbahçe'yi kupada 4-2 yendiler)ama 3 puanda ordan geldi. Gençlerbirliği, Manisaspor ve B.Belediyespor maçlarından alınan 1'er puanda makul. Toplamda deplasmanda oynanan maç 9 alınan puan 18 Yani maç başına 2,00 ortalama. Geçen sezon ligin deplasmanda en iyi takımı Trabzonspor 17 maçta 33 puan almıştı. Ortalaması 1,94 yapıyor. Beşiktaş bu sezon daha iyi yapmış gayet güzel. Peki Beşiktaş şuanda kaçıncı sırada. Hemen söyleyelim 5.sırada puanı 35. Deplasmanda 2,00 puan ortalaması olan takım neden 5.sırada çünkü iç sahada 9 maçta 17 puan almış hemde lideri yenmesine rağmen. Lider Fenerbahçe sahasında 24 puan hemen ardında bulunan 2.sıradaki Galatasaray'da evinde 24 puan almış. Demekki sorun nerde! Beşiktaş'ın iç sahada oynadığı maçlarda. Beşiktaş zaten kadro kalitesi olarak oyunu kontrollü oynayabilen iyi orta saha oyuncuları ve savunma hattı ile kolay kolay gol yemeyen bir takım. Haliyle deplasman maçları için uygun. Hele ki golcü Bobo formda ise o gün tamam. Asıl Beşiktaş'ın yapması gereken iç sahada maçları nasıl kazanacak. Beşiktaş sahasında Fenerbahçe'yi 3-0 geçip 8 maç üst üste kazanma serisi yakaladığı ardından deplasmanda Manchester United'ı yendiği dönemde şöyle bir laf etmiştim. Beşiktaş için kahır günleri başlıyor diye Bunu neden söyledim? çünkü artık Beşiktaş her maça favori çıkıyordu. Ancak Beşiktaş'ın kurgusu baskılı oynamaya yönelik değil. İşte Beşiktaş'ın bu sorunu halletmesi lazım.
Başlığımda anlatmak istediğimde aslında şu: Sayın Beşiktaş taraftarı artık kongrede sona eriyor. Başkan kim olursa olsun bu takımı sonsuz desteklemek lazım. Deplasmanda alınan puanlar oldukça iyi, iç saha performansının artması gerek. Bunun için Beşiktaş'ın içerde rakiplerine sadece futbolla değil her alanda baskı kurması lazım. Beşiktaş tribünleri bunu layıkıyla yapar. Örneğin Liverpool maçı gibi. Birkaç lafımda hadim olmayarak sayın Mustafa Denizli'ye. Bence bugün sahaya çıkan takım ve diziliş Beşiktaş'ın oynaması gereken sistem. Bu sistem ısrar edilmelidir. Oyuncular birbirine alışmalı ve "Takım olma ruhu" geri dönmelidir. Bu takıma İbrahim Toraman yerine Ferrari, Nihat yerine Holosko eklenirse daha başarılı olacaktır Tabata'da bu bölgede biraz daha ısrar edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bugün ilk yarı özellikle bayağı etkili oldu. Penaltı kararı gerçekten ağır oldu. Ancak maçın genelinde 1-0'a kadar Beşiktaş daha etkindi. Golden ve değişiliklikten sonra Antalyaspor bastırdı ama golü atamadılar. İlk yarıda Bobo ve Tabata, 2.yarıda Fink ve Holosko Beşiktaş'ın iyileriydi. Antalyaspor'a gelince. Ben bu takımdan zevk alıyorum. Kadro güzel oyun mantalitesi güzel. Antalyaspor bu sezon sadece büyüklere sürpriz yapamadı. Belki kupada seslerini duyururlar.
Şimdi tabloya bakıyoruz. Trabzon, Eskişehir ve Sivas deplasmanları hem seyirci, hem rakip, hem de saha şartları açısından oldukça sıkıntılı ama 9 puan cepte. Antalya deplasmanı rakip açısından dertli (en son Fenerbahçe'yi kupada 4-2 yendiler)ama 3 puanda ordan geldi. Gençlerbirliği, Manisaspor ve B.Belediyespor maçlarından alınan 1'er puanda makul. Toplamda deplasmanda oynanan maç 9 alınan puan 18 Yani maç başına 2,00 ortalama. Geçen sezon ligin deplasmanda en iyi takımı Trabzonspor 17 maçta 33 puan almıştı. Ortalaması 1,94 yapıyor. Beşiktaş bu sezon daha iyi yapmış gayet güzel. Peki Beşiktaş şuanda kaçıncı sırada. Hemen söyleyelim 5.sırada puanı 35. Deplasmanda 2,00 puan ortalaması olan takım neden 5.sırada çünkü iç sahada 9 maçta 17 puan almış hemde lideri yenmesine rağmen. Lider Fenerbahçe sahasında 24 puan hemen ardında bulunan 2.sıradaki Galatasaray'da evinde 24 puan almış. Demekki sorun nerde! Beşiktaş'ın iç sahada oynadığı maçlarda. Beşiktaş zaten kadro kalitesi olarak oyunu kontrollü oynayabilen iyi orta saha oyuncuları ve savunma hattı ile kolay kolay gol yemeyen bir takım. Haliyle deplasman maçları için uygun. Hele ki golcü Bobo formda ise o gün tamam. Asıl Beşiktaş'ın yapması gereken iç sahada maçları nasıl kazanacak. Beşiktaş sahasında Fenerbahçe'yi 3-0 geçip 8 maç üst üste kazanma serisi yakaladığı ardından deplasmanda Manchester United'ı yendiği dönemde şöyle bir laf etmiştim. Beşiktaş için kahır günleri başlıyor diye Bunu neden söyledim? çünkü artık Beşiktaş her maça favori çıkıyordu. Ancak Beşiktaş'ın kurgusu baskılı oynamaya yönelik değil. İşte Beşiktaş'ın bu sorunu halletmesi lazım.
Başlığımda anlatmak istediğimde aslında şu: Sayın Beşiktaş taraftarı artık kongrede sona eriyor. Başkan kim olursa olsun bu takımı sonsuz desteklemek lazım. Deplasmanda alınan puanlar oldukça iyi, iç saha performansının artması gerek. Bunun için Beşiktaş'ın içerde rakiplerine sadece futbolla değil her alanda baskı kurması lazım. Beşiktaş tribünleri bunu layıkıyla yapar. Örneğin Liverpool maçı gibi. Birkaç lafımda hadim olmayarak sayın Mustafa Denizli'ye. Bence bugün sahaya çıkan takım ve diziliş Beşiktaş'ın oynaması gereken sistem. Bu sistem ısrar edilmelidir. Oyuncular birbirine alışmalı ve "Takım olma ruhu" geri dönmelidir. Bu takıma İbrahim Toraman yerine Ferrari, Nihat yerine Holosko eklenirse daha başarılı olacaktır Tabata'da bu bölgede biraz daha ısrar edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bugün ilk yarı özellikle bayağı etkili oldu. Penaltı kararı gerçekten ağır oldu. Ancak maçın genelinde 1-0'a kadar Beşiktaş daha etkindi. Golden ve değişiliklikten sonra Antalyaspor bastırdı ama golü atamadılar. İlk yarıda Bobo ve Tabata, 2.yarıda Fink ve Holosko Beşiktaş'ın iyileriydi. Antalyaspor'a gelince. Ben bu takımdan zevk alıyorum. Kadro güzel oyun mantalitesi güzel. Antalyaspor bu sezon sadece büyüklere sürpriz yapamadı. Belki kupada seslerini duyururlar.
27 Ocak 2010 Çarşamba
Bu Sene Kupanın Adını İyi Bulmuşlar: Ziraat Kupası! 19 Mayıs Stadında Ancak Tarım Yapılır Zaten Patates İyi Yetişir :)
Ziraat Türkiye Kupası grup maçları nihayet sona erdi. Fenerbahçe, Antalyaspor, Galatasaray, Trabzonspor, Bursaspor, Denizlispor, B.Belediyespor ve Manisaspor çeyrek finalist oldular. Fastfood gibi bugün kura çekimi yapılacak ve haftaya çeyrek final ilk maçları oynanacak. Açıkcası son 5 sezondur gruplu oynanan statüyü hiç sevmedi. Dünyada sanırım Portekiz Lig Kupası hariç gruplu oynanan kupa statüsü yok.Kupa Demek Sürpriz Demek.Her zaman böyle olmuştur ancak işin içine sponsor girince böyle oluyor demekki. Sponsor demişken kupanın yayıncısı TRT'nin halka açık kanaldan maç yayını yapmasının zorluklarını bizzat tecrübe etti bugün. Trabzonspor-Orduspor maçı TRT-3 tarafından naklen yayınlanacaktı ancak TBMM çalışmalarının uzaması nedeniyle yayın yapılamadı,2.yarının ortalarında TRT-4 ile çözüm bulundu. TRT bu tip yayınlardan çok bence Dünya Kupası, Avrupa Futbol Şampiyonası gibi gelenek olmuş turnuvalara yatırım yapmalı.
Gelelim Ankaragücüspor-Galatasaray maçına. Öncelikle Ankara 19 Mayıs stadının zemini patates tarlasından beter. Tam Ziraat'lık "kupa maçı iyi oynanır yani :)" Üstüne üstlük özellikle 2.yarı baş gösteren kar zemini iyice berbat etti. Galatasaray yarı yedek kadrosu ve 3'te 3 yapmanın rahatlığı ile rölantide oynadı. Ankaragücüspor'un ise kazanması lazım ama nerdee. Takımda Bilal Kısa hariç yaratıcı bir tane oyuncu yok. Aslında var ama yedek kulübesinde; Aydın Karabulut. Özellikle ilk yarı iki takımın kaleye 2'şer şutu var Galatasaray hiç isabet sağlayamamış, Ankaragücüspor ise sadece 1 kez. Koskoca 45 dakikada futbol adına 1 hareket var. Vayy Digitürk'ün ödediği 321 milyon dolar vayy. Zemin kötü, takımlar çok kötü, taraftar kavga etmekle meşgül, maçın önemi (statü) yok denecek kadar az. Şimdi futbolumuzun geldiği noktayı görünce sayın Karamehmet'i kutlamak gerektiğini düşünüyorum.
Tekrar maça dönersek 2.yarıda Ankaragücüspor 3-4 etkili atak yaptı. Galatasaray'da Jo Alves'in oyunda bulunduğu dönemde etkili olmaya başladı. Ancak şunu söylemem gerek bu Emre Çolak Türk futbolu için büyük fırsat! Top genç adamın ayağına çok yakışıyor. Sergen Yalçın-Emre Belözoğlu ortak yapımı :) üzerine düşülmeli hem Galatasaray hem de A Milli takım için kazanılmalı. 45 dakikada Denizli Belediyespor maçında izlediğimiz oyuncuyu bu sefer 90 dakika Süper Lig takımına karşı seyrettik. Açıkcası hem oyun kuran-iş bitiricilik yapan hem de rakibini kovalayan bir AMC (menajerlik oyunu tabiriyle merkez atak ortasaha oyuncusu) bulmak kolay değildir. Emre maç içinde hem rakibini kovaladı hem pres yaptı hem de yeri geldi faul yaptı. Yani oyunun 2 yönünü de oynamaya çalıştı. İzlerken keyif aldım. Umarım daha çok fırsat bulur, şımarmadan eksiklerini giderip büyük oyuncu olur. Oğuz Sabankay, Aydın Yılmaz ve Serdar Eylik bu fırsatları değerlendiremedi inşallah Emre Çolak iyi kullanır. Bu arada Galatasaray kulübü ve Frank Rijkaard'ı kutlamak lazım. Bir yandan oyuncu transferi yapılıyor, bir yandan genç oyuncular kazandırılıyor. Bravo emeği geçen herkese! Emre, Serdar, Berkin, Çetin, Sinan benim hatırladığım bu sezon süre alan altyapı yıldızları..Galatasaray bu misyonu yıllardır devam ettiriyordu bu sezon daha da geliştirdiler. Ezeli rakiplerine göre bu konuda bariz üstünlükleri var.
Gelelim Ankaragücüspor-Galatasaray maçına. Öncelikle Ankara 19 Mayıs stadının zemini patates tarlasından beter. Tam Ziraat'lık "kupa maçı iyi oynanır yani :)" Üstüne üstlük özellikle 2.yarı baş gösteren kar zemini iyice berbat etti. Galatasaray yarı yedek kadrosu ve 3'te 3 yapmanın rahatlığı ile rölantide oynadı. Ankaragücüspor'un ise kazanması lazım ama nerdee. Takımda Bilal Kısa hariç yaratıcı bir tane oyuncu yok. Aslında var ama yedek kulübesinde; Aydın Karabulut. Özellikle ilk yarı iki takımın kaleye 2'şer şutu var Galatasaray hiç isabet sağlayamamış, Ankaragücüspor ise sadece 1 kez. Koskoca 45 dakikada futbol adına 1 hareket var. Vayy Digitürk'ün ödediği 321 milyon dolar vayy. Zemin kötü, takımlar çok kötü, taraftar kavga etmekle meşgül, maçın önemi (statü) yok denecek kadar az. Şimdi futbolumuzun geldiği noktayı görünce sayın Karamehmet'i kutlamak gerektiğini düşünüyorum.
Tekrar maça dönersek 2.yarıda Ankaragücüspor 3-4 etkili atak yaptı. Galatasaray'da Jo Alves'in oyunda bulunduğu dönemde etkili olmaya başladı. Ancak şunu söylemem gerek bu Emre Çolak Türk futbolu için büyük fırsat! Top genç adamın ayağına çok yakışıyor. Sergen Yalçın-Emre Belözoğlu ortak yapımı :) üzerine düşülmeli hem Galatasaray hem de A Milli takım için kazanılmalı. 45 dakikada Denizli Belediyespor maçında izlediğimiz oyuncuyu bu sefer 90 dakika Süper Lig takımına karşı seyrettik. Açıkcası hem oyun kuran-iş bitiricilik yapan hem de rakibini kovalayan bir AMC (menajerlik oyunu tabiriyle merkez atak ortasaha oyuncusu) bulmak kolay değildir. Emre maç içinde hem rakibini kovaladı hem pres yaptı hem de yeri geldi faul yaptı. Yani oyunun 2 yönünü de oynamaya çalıştı. İzlerken keyif aldım. Umarım daha çok fırsat bulur, şımarmadan eksiklerini giderip büyük oyuncu olur. Oğuz Sabankay, Aydın Yılmaz ve Serdar Eylik bu fırsatları değerlendiremedi inşallah Emre Çolak iyi kullanır. Bu arada Galatasaray kulübü ve Frank Rijkaard'ı kutlamak lazım. Bir yandan oyuncu transferi yapılıyor, bir yandan genç oyuncular kazandırılıyor. Bravo emeği geçen herkese! Emre, Serdar, Berkin, Çetin, Sinan benim hatırladığım bu sezon süre alan altyapı yıldızları..Galatasaray bu misyonu yıllardır devam ettiriyordu bu sezon daha da geliştirdiler. Ezeli rakiplerine göre bu konuda bariz üstünlükleri var.
25 Ocak 2010 Pazartesi
18.Haftanın Ardından SÜPER! Lig
Süper Lig'in 18.haftası yoğun kar altında oynanmaya çalışıldı. Oynanan 6 maçta deplasman takımlarının maç kazanamadığını hatta biri hariç öne bile geçemediğini görüyoruz. Hatta oynanan 6 maçın 5 tanesinde ilk yarı 0-0 berabere sona erdi. Bu istatistikte gösterdiği gibi takımlar 2.yarıya iyi başlamak en azından yenilmemek adına sahaya çıkmıştı. Bence haftanın takımları Fenerbahçe ve Diyarbakırspor, Haftanın oyuncuları ise Guiza, Umut ve Caner oldu. Bu hafta büyüklere karşı oynayan takımlar Denizlispor, Sivasspor ve Gaziantepspor ise ligimizin kalitesi konusunda bariz bir sıkıntı olduğunu gösterdi. Fenerbahçe'nin özellikle 2.yarı baskısı ve 1-1'den sonra maçı bırakmaması, ağır zeminde mücadelesi şampiyonluk yolunda sarı-lacivertli takımın hala en avantajlı ekip olduğunu işaret etti. Lig Tv özetlerinden izlediğimiz kadarıyla Diyarbakırspor takımı da haftaya damga vurdu. Mali sıkıntılar, takımdan ayrılan oyuncular, Ziya Doğan'ın sözleşme gerğinliği ve yeni transferleri alt alta koyunca Ankaragücü deplasmanında Diyarbakırspor'un puan alması zor görünüyordu. Ancak 2.yarıda Ziya Doğan'ın talebeleri maçı kazanacak 4-5 pozisyon buldu. Hazırlık maçı bile yapamayan bir takım Ankarasporgücü karşısında bu kadar etkili oynaması biraz düşündürücü. Teknik Direktörünüz Roger Lemerre ve 40 küsür topçunuzda olsa takım olmak başka bir şey işte. Aslına bakarsanız sarı-lacivertli takımın "Ankaragücüspor ve Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak futbola verdiği rahatsızlıktan dolayı özür dileriz" pankartıyla çıkmasını ister oldum.
Son zamanlarda çok eleştirilen Umut ve Guiza, 2010 yılına fırtına gibi girdi. Her iki oyuncuda 2010 yılında oynadıkları tüm maçlarda gol buldu. Umut 3 maçta 6 gol, Guiza 3 maçta 3 gol atarken özellikle Umut maç boyunca çok etkili oldu. Alanzinho ve Engin'in yaratıcılığı Umut gibi savruk bir oyuncuyu bile bu hale getirdi. Guiza ise özellikle Gökhan Ünal girip hücumda takım çoğalmaya başlayınca klasını konuşturdu. Galatasaray'ın sol açığı Caner de maça ağırlığını koydu. Rusya'da kaldığı dönemden midir nedir? karlı zeminde sanki daha iyi oynuyordu. Caner'in dışında Elano artık giderek takıma alıştı ve oynamaya başladı. Lucas Neill sanırım Galatasaray'ın aradığı oyuncu! Servet'in yanında sakin, topu ayağa oynayan ve tecrübeli bir görüntü çizdi. Oyuna sonradan giren Jo Alves için görüş bildirmeyi ise bence ilerki maçlara bırakmalı.
Sonuç olarak Süper Lig'in 2.yarısı fena başlamadı. Ancak yukarıda belirttiğim gibi Denizlispor ve Sivasspor'un işleri zor. Bu oyun yapısı ve kadro ile lig'de kalmaları özellikle Denizlispor için mucize olur. Son 15 yılda ligi 15.sırada bitiren takımların puan ortalaması 36,87 çıktı. Yani Denizlispor'un bu matematikle en az 30 puan alması lazım. Ankaraspor maçı hariç 27 puan demek 9 galibiyet demek. Minimum 7 galibiyet 6 beraberlik alması lazım kalan 15 maçta. HADİ BAKALIM! Hakan Kutlu ve ekibine allah kolaylık versin haftaya da Galatasaray ile oynayacaklar. Sivasspor'da 4 yeni yabancısının uyumunu bekleyecek ve dişine göre takımlara karşı mutlak kazanmayı bekleyecek. Onlarda haftaya Fenerbahçe ile karşılaşacak. Bu halleriyle Manisaspor ve Diyarbakırspor ile boy ölçüşemezler, Ankaragücüspor'da bir şekilde kendi kurtarır! Aslına bakarsanız sayın Ali İpek bu sefer zıplayamadı. Her sene 3-4 teknik adam değiştirmekle ancak bu kadar oluyor. BARİ KADROYU KORUSUNLAR BANK ASYA 1.LİG'DE ESKİSİ GİBİ DEĞİL MAAZALLAH :)
Son zamanlarda çok eleştirilen Umut ve Guiza, 2010 yılına fırtına gibi girdi. Her iki oyuncuda 2010 yılında oynadıkları tüm maçlarda gol buldu. Umut 3 maçta 6 gol, Guiza 3 maçta 3 gol atarken özellikle Umut maç boyunca çok etkili oldu. Alanzinho ve Engin'in yaratıcılığı Umut gibi savruk bir oyuncuyu bile bu hale getirdi. Guiza ise özellikle Gökhan Ünal girip hücumda takım çoğalmaya başlayınca klasını konuşturdu. Galatasaray'ın sol açığı Caner de maça ağırlığını koydu. Rusya'da kaldığı dönemden midir nedir? karlı zeminde sanki daha iyi oynuyordu. Caner'in dışında Elano artık giderek takıma alıştı ve oynamaya başladı. Lucas Neill sanırım Galatasaray'ın aradığı oyuncu! Servet'in yanında sakin, topu ayağa oynayan ve tecrübeli bir görüntü çizdi. Oyuna sonradan giren Jo Alves için görüş bildirmeyi ise bence ilerki maçlara bırakmalı.
Sonuç olarak Süper Lig'in 2.yarısı fena başlamadı. Ancak yukarıda belirttiğim gibi Denizlispor ve Sivasspor'un işleri zor. Bu oyun yapısı ve kadro ile lig'de kalmaları özellikle Denizlispor için mucize olur. Son 15 yılda ligi 15.sırada bitiren takımların puan ortalaması 36,87 çıktı. Yani Denizlispor'un bu matematikle en az 30 puan alması lazım. Ankaraspor maçı hariç 27 puan demek 9 galibiyet demek. Minimum 7 galibiyet 6 beraberlik alması lazım kalan 15 maçta. HADİ BAKALIM! Hakan Kutlu ve ekibine allah kolaylık versin haftaya da Galatasaray ile oynayacaklar. Sivasspor'da 4 yeni yabancısının uyumunu bekleyecek ve dişine göre takımlara karşı mutlak kazanmayı bekleyecek. Onlarda haftaya Fenerbahçe ile karşılaşacak. Bu halleriyle Manisaspor ve Diyarbakırspor ile boy ölçüşemezler, Ankaragücüspor'da bir şekilde kendi kurtarır! Aslına bakarsanız sayın Ali İpek bu sefer zıplayamadı. Her sene 3-4 teknik adam değiştirmekle ancak bu kadar oluyor. BARİ KADROYU KORUSUNLAR BANK ASYA 1.LİG'DE ESKİSİ GİBİ DEĞİL MAAZALLAH :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)