19 Ağustos 2010 Perşembe

Adnan'ın Tezi Hala Bitmedi.

Aslan tez konusu

Adnan Sezgin, futbol okuyanların Galatasaray"ı incelemesi gerektiğini söyledi

"19 milyon euro"ya 11 futbolcu aldık. Bu, Amerika"da tez konusu olur. Gerets"in kalması hataydı. Kalli ilk tercihti ama Yanal"la da görüştük. Gökhan Ünal ve Fatih Tekke"yi istedik. Gago"yu 10 milyon euro"ya alamadık, 3 ay sonra Real 20.5 milyon euro ödedi!"


Futbol okuyanlar bizi incelemeli

Tolga: Peki Futbol sevenler seni ne yapmalı????


GALATASARAY"DA Futbol A.Ş. Genel Müdürü Adnan Sezgin, Futbol Extra Dergisi"ne çok çarpıcı bir röportaj verdi. İşte Sezgin"den müthiş sözler: "Futbol üzerine eğitim yapanlar, gelip Galatasaray"ı incelemeli. Geçen seneki kadronun bonservisler haricinde kulübe maliyeti 17.4 milyon euroydu. Bu sene 19 milyon euro. 11 futbolcu alıyorsun ve 1.6 milyon euroyla bu kadroyu kuruyorsun. Bu Amerika"da tez konusu olur. 5 seneyi garanti altına alacağız".

Tolga: 5 sene garanti kısmı hakkaten doğru. sahasında 5-2 küme düşen takıma kaybetmeK, Balkan'ların köy takımlarınI yenememek, ezeli rakiplerine sürekli kaybetmek...Garantii


Şampiyonluk zararımıza oldu!


"ŞAMPİYONLUK yarışı Fener"le bizim aramızda geçer, biz kazanırız. Yeni bir takımla buralara geldiysek, başarılıyız. Çok çok iyi olmaya aday bir takımız. Geçen sezon bu uyumu yakalayamadık ve hamle yapamadık. 2 yıl önceki şampiyonluk bize 6 ay kaybettirdi. Çünkü gerekli radikal hamleleri yapamadık. Takımı bozmak istemedik".

Tolga: Ulan hep bahane hep bahane

Ersun Yanal"e ret!


"GEÇEN yıl Gerets"le yola devam etmemiz yanlıştı, hata yaptık. Feldkamp ilk tercihimizdi. Ersun Yanal ile de görüşmeler yapıldı. Ama kendisine en son olmayacağını söyledim. Feldkamp ismi lig bitmeden çok önce belliydi. Ama onu ikna etmek kolay olmadı. Başta sancılar çekti. Ama şimdi o da biz de mutluyuz. Barış ve Serkan"ı Şekerspor"da bulmuştum. Ali Bilgin"i Essen"de izledim, beğenmedim. Barış"ın transferi bir ara çıkmaza girdi ama araya Feldkamp girince halloldu".


Gago bizim olabilirdi


"2 gün geç kalsaydık Linderoth, Fransa"da olacaktı. Müthiş bir hava trafiği yaşadık bu transferde. Nonda için kulübü 2 milyon euro istedi, masadan kalktık. Bir gün sonra çağırdılar ve istediğimiz şartlara, "Evet" dediler. Gökhan Ünal"ı da istedik, Kayseri ile masaya oturduk. Ama bu sene vermeyeceklerini söylediler. Fatih Tekke"yi de istedik ama bonservisi pahalıydı. Boca Juniors"tan Gago"yu istedik. 10 milyon euroya kadar düştüler. Ama bu rakam bize ağır geldi. 3 ay sonra Real Madrid, Gago"yu 20.5 milyon euroya aldı."

Tolga: Gago Real Madrid'de nefret ettiğim tek adam. İştr Adnan'ın futbol bilgisi bu. En dandik adamı bulmuş. Ayıp olacak belki ama Fener'deki Selçuk Gago'yu alır ters çevirir cebine koyar.

Kalli, Lincoln"ü sonra öğrendi!


Adnan Sezgin, "Transferi bitirdik ve Kalli"nin sonra haberi oldu. Lincoln bizim için Schalke"ye rest çekti ve Galatasaray büyük kára geçti. İyi ki onu almışız" dedi
GALATASARAY"DA Futbol A.Ş. Genel Müdürü Adnan Sezgin, Lincoln transferinde bilinmeyen bir gerçeği açıkladı. Lincoln"un transferinin, Feldkamp"ın isteği doğrultusunda mı gerçekleştiği sorusu üzerine Sezgin, "Hayır. Feldkamp"ın Lincoln"ün transferinin en sonunda haberi oldu. Bugün "İyi ki Lincoln"ü almışız" diyorum. Schalke 10 milyon euro istedi, 8"e düştü. Biz de masadan kalktık ve hemen Brezilya"ya gittim ve Lincoln"e Galatasaray"ı anlattım. O da Andreas Müller"i aradı ve "Bir daha beni aramayın. Artık Galatasaraylıyım ya da futbolu bırakıyorum" restini çekti. Sonra da 5 milyon euroya işi bitirdik. Benim hiç hesapta yokken Almanya"dan Brezilya"ya gitmem, kulübe sadece bu transferden 3.8 milyon euro tasarruf sağladı. Lincoln"ün bize dört yıllık maliyeti, yaklaşık 13 milyon euro. Menajerine de 300 bin euro verdik" ifadelerini kullandı.

Tolga: BABABABBA PAŞA'YA BAK Sen!!!


Yıldızları kaçırdık


ADNAN Sezgin, "Lincoln, Juninho ve Riquelme"den birisini alacaktık. İlk olarak şubatta Juninho için Brezilya"ya gittim. Ancak bir taraftan da Lincoln ile görüşüyordum. Şilili Suazo için de çok uğraştım. Heerenveen"deki Alves için kulübü çok para istedi. Grafite ile para konusunda anlaşamadık. Postiga ile her konuda anlaştım ancak eşi gelmek istemedi ve transfer olmadı" dedi.


Tolga: Yahu alamadık edemedik bıktık be bu ne biçim açıklama, Haldun diyomuydu alamadık edemedik diye.

Git tezini bitir sen. Bu arada Galatasaray'da bitti!!!

14 Ağustos 2010 Cumartesi

Galatasaray'a Söylesinler Ligin Adı Değişti: "Spor Toto Süper Lig" Oldu.

Yeni sezonda yazılarıma devam ediyorum. Efendim geçen gün ligtv'de yayınlanan bir programda dört büyükleri tartışıyorlardı. Sevgili Sinan Engin, Beşiktaş'ın iyi transferler yaptığını aynı zamanda dünya çapında bir teknik adamı takımın başına getirdiğini ve bunların övgüye şayan olduğundan hatta ligin en sükseli takımının Beşiktaş olduğundan bahsediyordu. Ancak sonuna da şunu ekledi: "Sayın Schuster orta sahayı Guti-Ernst-Delgado ile kurarsa çok sıkıntı çeker, her zaman kaleciler müthiş maçlar çıkartmaz. Bizim ligimiz zordur rakipleri tanımıyor, birisinin bunları hocaya aktarması gerekir" dedi. Gerçekten sayın Engin'in görüşlerine sonuna kadar katılıyorum. Ligimiz gün geçtikçe zorlaşıyor. Yerli antrenörler artık birçok alanda ilerlediler. Maddi imkan bulan yönetimler yerli-yabancı iyi transferler yapıyor, kulüplerini güzel yönetiyolar. Büyük takımlar ise fark yaratan isimleri bulmakta zorlanıyor. Altyapıdan bulunamayan yetenekler (Arda hariç), yurtdışından da artık gelmiyor (Guti ve Q7 hariç). Kaliteli isimler artık Rusya ve Yunan ligine gidiyor, Brezilyalılar ise ülkelerine dönmeye başladı. O halde şu yapılabilir mi? Ajax veya Manu modeli gibi. Sistemin içinde yetişecek oyuncular ile takım halinde fark yaratma. Aslında bu daha iyi. Galatasaray'da bunu yapsın diye Rijkaard'ı getirdi ama bir hata yaptı. Yönetim hala aynı hatayı devam ettiriyor. Rijkaard rakibe önlem almıyor. Rakibi önemsemiyor, lütfedip bir maçına bakmıyor. İddaa ediyorum bugün Galatasaray'ın başında hangi yerli antrenör olursa olsun Sivasspor'da Ceyhun Eriş var aman ona şut attırmayın, döndürmeyin, ara pası vermesine engel olun derdi.Fakat Rijkaard nerden bilsin bizim Evliya Çelebi Ceyhun'u! Haliyle takım oyundan 2.yarıda düşünce, o anda da skor üstünlüğü olmayınca Ceyhun şov yaptı.

Gerekli transferleri yapamayan bir takım Galatasaray, Sivasspor kadar iyi çalışmamış bir takım Galatasaray.Doğal olarak sahada ne yapsın. Kabak gibi belli Sivasspor'un kondüsyonu daha iyi. Yahu adama sormazlar mı sen ne idmanı yaptın diye! Neymiş efendim "Takım henüz hazır değilmiş" eeeeheheh olmaz tabi sen sezonu 5 Temmuz'da aç, sonrada hazır olma olamazsın beyfendi olamazsın. Şampiyon olmuş takım 28 Haziran'da sezonu açıyor, paşalar 50 küsür gün tatil yaptı 5 Temmuzda sezonu açtı sonuç ortada.

Yukarıda anlattığım gibi artık işler değişti. Ey Adnan Polat, Ey Adnan Sezgin. 90 Dakika boyunca ne yaptınız merak ediyorum. Suçu kimde buldunuz. Rijkaard?, hakem Abitoğlu?, yok yok Mustafa Sarp?, Ali Turan? aaa belki de uzun saçlı neydi adı onun Üstünel mi yoksa? Kalli de olabilir? Lincoln o golü niye atamadı dimi? :) Evet suç bunlarda gerçekten!
Ligin adı değişti, Maçların artık tamamı canlı yayında, Uefa Kupasının adı bile değişti, web siteleri yenilendi ama tek değişmeyen Galatasaray'ın serbest düşmesi. Sayın Polat ve ekibi görevde kaldığı dönemde kulübü sportif, kurumsal, amatör, finansal hiçbir alanda ileriye götüremedi. Tek başarılı olduğu yan var o da her sene farklı renkte forma üretmek oldu :)

8 Mayıs 2010 Cumartesi

Kapattık Abi

Mayıs ayının 2.Cumartesi günü. Hava çok güzel, ne çok sıcak ne çok soğuk. Paranız ve Vaktiniz var ne yaparsınız: Altenatifler 1-Boğaz kıyısına gidilebilir sıcak veya soğuk bişiler yudumlanabilir. 2-Taksim, Kadıköy, Bakırköy vs..bilimum mekanlarda gezilebilir 3-almadıysanız annenize hediye alabilirsiniz 4-eş dostla spor yapabilirsiniz mesela bisiklet, çayırda frizbe oynamak gibi 5-ha bi de para verip maça gidebilirsiniz
Eğer 5.ci seceneği secip bu güzel havada Ali Sami Yen'e gelip güzel bir maç seyredeyim dediyseniz üzgünüm zaman makinası elimde yok! seçeneklerinizi bir daha ki sefere iyice gözden geçirin. Aman ha Polatlı Ardalı Franklı Jo Alvesli bi takıma güvenmeyin paranızı zamanınızı heba etmeyin...
Yahu arkadaş bari bu maçı alın. Koskoca sezon şu takım bir tane önemli maçı kazanamadı yahu. Nasıl olur ben anlamadım. Fenerbahçe maçları fiyasko hadi tamam, Avrupa kupası en önemli maçlar Atletico Madrid tam bir fiyasko baştan aşağı (yönetim, teknik ekip, oyuncular) , Türkiye kupası kepazelik, Bursaspor maçı rezalet. Bir tebessüm için stada gelmiş taraftarın bari onu sevindir yooooooookkkkk KAPATTIK ABİ diyolar futbolcu müsvetteleri.
Utana utana yerin dibine girdi taraftar. Ayıptır kardeşim. Beşiktaş puanı eşitledi. Haftaya Galatsaray'ı geçse geçen sene 5.ci bitirdi bu takım diyen sayın Rijkaard efendim aynı tarihte sezonu açacak. Yani anlayacağınız geçen sezon 5.ci olmakla bu sezon 4.cü olmak aynı şey. 90 Dakika maçı izledim sahada bi Necati vardı bi de sarı-kırmızı bi takım şahıslar. Neden Necati bu takımdan gitti açıklamadılar sanırım iyi oyuncu ondandır. 40 yıllık Veysel 10 saniyede golü attı da kel gözüktü, darısı haftaya Gençlerbirliği'ne.
GALATASARAY DEFTERİNİ BU SEZON KAPATTIK ABİİİİ.....

5 Mayıs 2010 Çarşamba

Top Harbi Olsaydı, Yuvarlak Olmazdı.

Top harbi olsaydı, yuvarlak olmazdı. Her birine bi yamuk yapıyor işte: kimine deplasmanda 10 yıl kazanmak haram, kimine 27 yıl kupayı kazanmak, kimine 7 yılda 1 şampiyonluk, kimine 23 yıl...Bugün yine tarihi bir kupa finali oynandı.
Her açıdan tarihiydi. 1983 yılından beri kupayı kazanamayan Fenerbahçe açısından, Son 6 yılda 4.kez-son 10 yılda 5.kez-27 yılda 7.kez finale gelen ve kazanamayan Fenerbahçe açısından, maçın tarihinin 5 Mayıs'a tekabül etmesi (Şenol Güneş döneminde şampiyonluğa en çok yaklaşıtığı yıl olan 1996'da Fenerbahçe'nin deplasmanda Trabzonspor'u yendiği ve şampiyonluğu aldığı maç) Trabzonspor açısından, sezonun son haftası Fenerbahçe'nin sahasında Trabzonspor ile oynacağı açısından, Avrupa ligi ön eleme turlarının sıralaması Trabzonspor, Galatasaray ve Beşiktaş açısından , Şanlıurfa'da oynanan ilk final olması açısından, 10 yıl sonra gündüz final oynanması açısından, 27 yıl sonra Fenerbahçe'nin duble yapma şansı (diğer rakiplerine en büyük benim demesi yani) yakalaması açısından tarihiydi.
Son haftalarda gol yemeden 1-0 kazanıp puanları cebe indiren Fenerbahçe favoriydi. Eskişehirspor maçında gösterdiği performansın karşısında Trabzonspor Ankara deplasmanında dökülmüştü. Fenerbahçe sol bek Andre Santos dışında tam kadroydu. Trabzonspor ise maça hücumcu bir kadro ile çıktı. Burak-Selçuk-Colman-Engin dörtlüsü hücumu seven ama pek geri dönmeyen amiane tabirler yumuşak bir ortasahaydı. Fenerbahçe orta sahada Emre-Selçuk-Topuz ile üstünlük kurabilirdi. Fakat kazın ayağı öyle değil....
10 yıldır sahasında yendiği Galatasaray maçları sonunda gazetelerde "öğrenilmiş caresizlik" naaraları atanların hatta öss sorularına konu olan mevzuunun tamı tamına aynısı Fenerbahçeli oyuncularda vardı. Sanki derbi maçlarında rakibi ezen Fener gitmiş kuzuya dönmüştü. İlk 30 dakika kaleye 1 tane bile şut atmadılar. Trabzonspor ise ilk yarıyı 14 şutla geçti. 2.Yarıda değişen bi şey olmadı. Fenerbahçe kaptanın bireysel yetenekleri ile aradığı golü buldu. Tam zamanında gelmişti gol. Trabzonspor'un oyunu forse etmesi nedeniyle yorulacağı anlardı. Son dönem performansı ile Fenerbahçe'nin artık maçı vermez denilen noktaya gelindi. Fakat işte ne olduysa oldu. Trabzonspor geldi bir vurdu direkten döndü, bir daha vurdu gol oldu. Golden sonra maç dengelendi hem Fenerbahçe hem de Trabzonspor öne geçme fırsatları yakaladı ama Deivid ve Burak bunları gole çeviremedi. Derken bir kontraatakta sahneye Engin Baytar çıktı ve avantajı getirdi. Golden sonra Fenerbahçe şuursuz bastırdı ama gol gelmedi ardından Colman noktayı koydu.
Alkışlanması gereken bence Şenol Güneş'tir. Şenol Güneş, Türk futbolunun içinde var olduğu için övünüyorum. 2003'de konuşmayı bilmiyor diye milli takımından gönderilen Şenol hoca yurtdışından kendi müthiş geliştirmiş. Hem maç öncesi hem maç sonrası, hem rakibine hem oyuncusuna hem taraftarlara çok önemli mesajlar verdi. Burak Yılmaz ve Engin gibi haşarı-yetenekli oyunculara sahip çıktı kazandı ve sonuçta başarılı oldu. Ama bence en önemlisi; kimilerine göre korkak, kimilerine göre sağlamcı Daum'un aksine, Mourinho vari (Etoo-Milito nası savunma yaptı Barça maçında) bir tarzda hücumculardan koşan-kazanan-pres yapan ve sonuçta kazandığını iyi kullanan bir takımla korkmadan savaştı ve istediğini aldı.

26 Nisan 2010 Pazartesi

Sad But True

Süper Lig'in son 2 sezonunda en pahalı takım kim? Galatasaray. Bakıyoruz bu takım hangi kupaları almış. Süper Lig'de geçen sezon 5.ci, bu sezon 3.cü olmuş, Türkiye kupasında 2 sezonda da çeyrek finalde anadolu takımına elenmiş, Avrupa kupalarında (Şampiyonlar ligi hak getire, Avrupa Liginde gruptan çıkmayanı dövüyorlar) gruptan çıkmış bir kez 4.turda, 1.kez de 3.tur elenmiş. Hatta her iki turda da eleme fırsatı sahasına kadar gelmiş ama teknik adam-oyuncu hataları ile son dakikada tur elden gitmiş. Kupa demiştim bir kaç satır önce heh son 2 sezonda 1 tane nazarlık var: 2008 Ağustos ayı Kayserispor'a karşı alınan TFF Süper Kupası.
Hadi kupa başarısı yok diyelim ki kadro oluşturuluyor. Oh ne ala! Bakıyoruz yerli 4 tane stoper takımda hiçbiri oynamıyor. Neill-Hakan Balta tandemde, gerçek mevkii sağ bek olan Uğur yedek kulübesinde yerinde açıktan bozma Sabri var. Sol bekte aynısı kiralık Caner bekte gerçek yeri açık. Kaleci desen yabancını oynatmıyorsun yerlilerden yaşlısını oynatıyorsun genç hala kulübede. Orta sahaya gel Keita tamam yerinde iyi, sol bekte bir genç çocuk var kiralık ne işe yaradığını ben daha bulamadım. Asist yapıyor, arkadaşları atamıyor pozisyona giriyor kendi atamıyor neyse. Mustafa Sarp-Mehmet Topal desen ikisini toplayınca bir adam zor ediyor. Elano Blumer son dönemlerin en büyük fiyaskosu oldu. Kewell ayıp, Arda kayıp :) Bakıyoruz forvette Baros bi tane Jo ise alemde. Ayhan kulübede, Barış tribünde, Aydın ve Serdar kirada. Sonuç olarak takımda elle tutulur 4 tane oyuncu var: Neill - Hakan Balta - Keita - Baros. Hal böle olunca sonuçlarda üstteki gibi oluyor. Teknik adamdan hiç bahsetmedim bile...
Acı ama gerçek. Galatasaray yönetimi son 2 sezonda Skibbe, Meira, De Sanctis, Caner, Nonda (gitmesi)-Kewell (kalması), Leo Franco, Caner, Gökhan Zan, Elano, Jo Alves ve Giovani Dos Santos transferleri ile çuvallamıştır. Sezonun en önemli maçı olan Fenerbahçe karşılaşması öncesi kongreye dalan, 23 yaşında adama hem kaptanlık hem 10 numara verip sorumluluğun altında ezen, taraftarı ve kulübü organize edemeyen yönetim ancak gider Kasımpaşa'nın fahiş bilet fiyatlarını protesto etmek için açık tribünde oturur. Fenerbahçe yönetimi ise napar en önemli maçında tribün desteğine ihtiyacı olduğunu bilir, üzerine düşen görevi yapar gider biletlerin hepsini kapatır. Biletleri de uygun fiyata taraftarına ulaştırır. Bunu gören futbolcuda napar eder 1-0'da olsa maçı alır düdüğü çalar.

24 Nisan 2010 Cumartesi

Forman İçin Oyna, Bizim İçin Oyna, Kendin İçin Oyna

Bir tezahürat vardır: "Arman İçin Oyna, Forman İçin Oyna, Bizim İçin Oyna, Ölümüne Oyna" diye. Pek sevdiğim bir tezahürattır. Hani İngiltere liglerinde küme düşmesi kesinleşen takımların bile son maçta bir galibiyet almak için uğraşması veya Alman takımlarının 5-0 öndeyken bile tekmeye kafayı sokması sanki maç 0-0 gibi panzerlik yapmasını hatırlatır.
Nedendir bilinmez bizim takımlarda böyle güzel huylar azdır. Aslında artması gerekir. Tezahüratta dedği gibi bari tribüne gelen seyircin için oyna. Oyna ki o zevk alsın, oyna ki seneye kadroda yerin garanti olsun, oyna ki kendini göster istatistiklerini arttır. Dün gece de işte Beşiktaş takımında 2 oyuncu vardı: Bobo ve Holosko. Bobo geçen hafta tarihi penaltıyı kaçırmış, geceyi uykusuz geçirmiş hatta arkadaşı hatırına penaltı atmadı damgası vurulmuş halde maça çıktı. Bakıyoruz 1 gol-1 asist maçı tamamlıyor. Neden? Çünkü kariyerinde hiçbir sezonda 12 golü yok. Bobo diyorki bari kariyer rekorumu kırayım, bari gol atayım da geçen hafta yazanlara kapak olsun, bari iyi oynayayımda fırsat kaçmasın, aldığım parayı helal edeyim. Öteki yanda Holosko var. Tarihinde ilk kez Slovakya Milli takımı Dünya kupasına gidiyor. Jenerasyon olarak sanırım bir daha da zor giderler turnuvaya. Holosko bu fırsatı kaçırmak istemiyor. Bir nevi kendi için oynuyor. Ama ne olursa olsun oynuyor. Kaç gol kaçırdı dün? Nerden baksan 3 gol var. 1 tane de attı 4 gol pozisyonu. Sonuç olarak efektif bir maç çıkardı. Bu oyuncuların yanına İbrahim Üzülmez, Sivok ve Uğur İnceman eklenince maç 2-2 bitti. Sivasspor kazanmayı hakketti mi? Bence hayır. Sonuç idealdir.
İşin ilginç yanı 5 sezondur Sivasspor deplasmanda Beşiktaş'a yenilmiyor. İlk 3 maçta kazanan kırmızı-beyazlı takım 2 sezondur berabere kalıyor. Beşiktaş ise deplasmanda Sivasspor'a yenilmedi. Toplam 5 maçta 4 galibiyet 1 beraberlikle 13 puan. İstatistik bozulmadı. Beşiktaş 3 maçtır kazanamıyordu oldu 4. Sivasspor hükmen maç hariç 3 kez berabere kalmıştı o da oldu 4.
Sonuç olarak geçen sezon kadro itibariyle mucize yaratan Beşiktaş bu sezon en iyi ihtimalle 4.sırada ligi tamamlayacak. Mustafa Denizli olmasa bu noktayı da zor görürlerdi ya neyse. Seneye neler olur bilmem ama Nobre ve Nihat başta olmak üzere siyah-beyazlı oyuncuların forması için, arması için, taraftarı için oyması lazım. Taraftarın maç öncesi oyuncu ve teknik ekibi bağırına basması gibi onlarında gerekeni yapması lazım. İşte o zaman sayın Denizli'nin dediği gibi "sonuçlar önemli değil, hallederiz, kuş kafese girer" sözleri anlam kazanır.

20 Nisan 2010 Salı

Bilica'nın Kazdığı Kuyuya Türk Futbolu Düşmüştür.

Derbi öncesi en çok konuşulan hakem Hüseyin Göçek'ti. Derbi sonrası ise yanına partner aldı hakem: Fabio Bilica. Sezon başında görüşümüz Fenerbahçe forması giyecek kadar kaliteli olmadığı idi. Gerçekten dediğimiz gibi oldu. Öncelikle şunu söyleyeyim Uğur İnceman'a yaptığı müdahele ile yukarıdaki görüşümüzü tescil etti. Penaltıdan önce yaptığı hareketler ise tam bir rezalet oldu. Koskoca Fenerbahçe'nin hatta dört büyüklerin oyuncusu böyle bir hareket yapar mı? Hıncal gibi söyleyeyim: " aklımmm almıyor"
Maçın teknik analizine gelince. Beşiktaş'ın Trabzonspor deplasmanında kazandığı gibi bir taktikle oynayacağını düşünmüştüm. Hatta ilk yarı beraberlik olur 2.yarıda sonuç değişir diye düşündüm. Fakat futbol böyle öngörülebilen bir spor değil. Alın İşte 2.dakika Alex sahneye çıktı, uzaktan net vurdu golü attı. Böylece Beşiktaş'ın tek kozu elinden gitti. İlk yarı Fenerbahçe maçı kopartabilecek 2 fırsat daha yakaladı. Guiza ve Alex golleri atamadı, Beşiktaş ise ilk yarıda kaleye isabetli bir şut bile atamadı. Zaten Beşiktaş'ın bu sezon ilk golü yediği 8 maçta sadece 5 puan aldığı göz önüne alınırsa bu hali normal karşılanabilir. Mustafa Denizli 2.yarı başında yine sürpriz yaptı. Holosko yerine oyuna Uğur İnceman'ı soktu. Orta sahada üstünlük kurmak istedi ve aradığı fırsatı sadece 1 kez yakaladı. İşte o fırsatı İsmail Köybaşı nefis değerlendirdi önde yakalanan Fener savunmanın arasına topu bıraktı, Uğur topa iyi vuramadı fırsat kaçarken Bilica hediyeyi verdi. Beşiktaş için maç boyunca bulunmaz fırsat geldi. Bobo topu öteki köşeye atsa belki de bugün başka şeyler konuşuyor olurduk. Neyseki vuruş gol olmadı ve sonuçta Fenerbahçe kazandı. Açıkcası ben maçtan zevk almadım. Maçla ilgili en güzel yorumları bence Cem Yılmaz ve Yüksel Aytuğ yapmış vaktiniz-fırsatınız varsa okuyun. İyi futbolu zaten çoktan geçtim bari heyecan olsaydı. Ama bakıyorum son 4 haftada oynanan 2 derbide berbattı. Bu oyuncular ancak kırmızı kart görürler yeri-penaltı noktasını tekmelerler. Futbolumuz bu halde işte Bilica'nın kazdığı kuyunun içinde kaldı.

28 Mart 2010 Pazar

Muhsin Ertuğral Kadar Bile Olamadın Rijkaard!!!!

Sayın Muhsin Ertuğral geçen hafta takımı Sivasspor'un sahasında Gençlerbirliği'ne 2-0 yenilmesinden sonra basın mensuplarına "Oynadığımız futboldan UTANIYORUM" demişti. Sayın Rijkaard'da dünkü maçtan sonra bence cıkıp "Utanıyorum" demeliydi. Hatta hatta Neill ve Giovani hariç tüm futbolcular ve taraftar utanıyoruz demeli. Çünkü dün akşam alınan sonuç, mücadele ve oyun sarı-kırmızılı takım için bence tam bir rezalet.
Bakın neden? Liderin kaybettiği haftada belkide ligin en önemli maçını oynayan iki takım. Galatasaray burda avantajlı çünkü ev sahibi. Fenerbahçe ise deplasmanda ve son 2 sezonda burda kazanamamış, gol atamamış. Devam edelim. Fenerbahçe son 3 haftada sadece 2 gol atmış çok kötü oynuyor Alex ortada yok, Semih faydasız artı takımın havası bozuk. Bunlar yetmezmiş gibi son dönemin en iyisi Emre sakat, bi de üstüne üstlük Cristian ve Deniz sakat yani Fenerbahçe'nin her zaman en iyi olduğu yer orta sahanın ortasında bi Selçuk kalmış. Bir de hafta içi oynanan bir kupa maçının fiziksel ve mental yorgunluğu var, bi de Gökhan Gönül serum desteğiyle oynuyor. Bu şartlarda sahaya çıkan Fenerbahçe takımı toplamda Galatasaray'a tam 4 km evet yanlış duymadınız tam 4km fark atmış. Hemde Daum oyuncu değişikliklerini son 5 dakikada yaptı, bi tane hakkını da kullanmadı.
Takımdan bahsettikte yönetim ve taraftardan bahsetmedik. Şimdi efendim 10 senedir Fenerbahçe sahasında Galatasaray'ı yeniyor mu? Evet. Bu konuda ne konuşuluyor. Fenerbahçe'nin Saraçoğlu stadında psikolojik üstünlük kurduğu, baskılı oynadığı vs... Ey Galatasaray taraftarı! Dün geceki maçta Canaydın posteri dışında ne yaptınız! Ne destek verdiler, ne pankart şov yaptılar, ne baskı kurdular. Demekki yönetimde hiçbir organizasyon yapmamış. Fenerbahçe sanki deplasmanda değil tarafsız sahada oynar gibi geldi rahat rahat oynadı golünü attı ve 3 puanı pardoonnn 12 puanı aldı gitti. Evet 12 puan dedim çünkü iki Galatasaray maçında 6 puan kazandı rakibinin de 6 puanını aldı böylece toplamda 12 puan fark yaptı. Reel olarak lig'de iki takım arasında bulunan 2 puanlık fark ise sarı-lacivertli oyuncuların kabahati.
Fenerbahçe her sene hem Kadıköy'de, hem Sami Yen'de, hem İnönü'de, hemde Avni Aker'de derbi nasıl oynanır ders veriyor. Beşiktaş'ın hocası Mustafa Denizli bile bu sezon uyandı, Galatasaray'ın Büyük!!!! teknik direktörleri uyanamadı. Yahu arkadaş sen rakibinden çok koşmassan, sen rakibinden çok istemezsen, sen rakibinden çok denemezsen, sen hem mental olarak hem de fiziksel olarak rakibinden daha iyi hazırlanmazsan nasıl kazanacaksın. Efendim Rijkaard bey kamp sevmezmiş. Volkan ne diyor maç sonu röportajında :"bir haftadır yönetim-oyuncular-teknik heyet çok güzel bir uyum içinde Samandıra'da toplantılar yaptık, maça hazırlandık". Galatasaray ne yapmış. Valla gördük işte kocaman bir hiç yapmışlar. Büyük usta Pele'nin bir sözü var "Maça iyi hazırlanmazsan, kaybetmeye hazırlan." diye aynen öyle oldu.
Fenerbahçe karşısında son 11 lig maçında 9 kez yenilen Galatasaraylı oyuncularda haysiyet kalmamış
. İnsan çıkar sahaya en azından iyi mücadele eder. Rijkaard efendi deplasmanda yaptığı yanlış şablonu bu maç denedi ama bu seferde oyuncuları yanlış seçti. Tam maçın adamı denilecek basan, bozan, top kazanan Barış yedekte Mehmet Topal sahada. Fenerbahçe'nin en kritik adamı Selçuk üzerine maç boyu bir kere giden yok, basan yok. Sen rakibe ön alanda baskı yapacan ki top kazanıp pozisyon üretecek ve saha-seyirci avantajınla yükleneceksin. Ama tam aksine herkes Selçuk bırakmış adam topu orta sahada alıyor, kafayı kaldırıyor, top sürüyor, pas atıyor ne basan var ne gelen. En sonunda kaleye vurayım dedi ve gol oldu. Eh pes yani! Yahu hadi maça yanlış başladın kenardan da mı görmüyosun, hiç mi büyük maç oynamadın. Anlayamadığım futbolcu iken mevkiisi bi de.
Artık söz büyük başkan ve ekibine geldi. Açıkcası son 2 sezonda büyük paralar harcayıp anormal hedefler koyan sayın Polat dün gece tam anlamıyla çuvallamıştır. Son 2 senede Şampiyonlar Ligi elemesinde (Fenerbahçe'nin bu sezon 2 maçta da yendiği) Romen takımına elenip müthiş paralar ve prestij kaybettikten sonra eline gelen Avrupa Ligi fırsatını kullanamayan futbol takımı geçen sezon ligi tüm rakiplerinin ve Sivas'ın arkasında 5.sırada tamamlamış bu sezonda 7 hafta kala 4.sırada yer alıyor. Son 2 sezonda kupada yarı final bile görememiş işin ilginç yanı çeyrek finalde Anadolu takımlarına elenmiş, Avrupa en az çeyrek final oynaması gereken kadro 3.turlarda saçma sapan şekilde (sahasında 2-0 öne geçip 3-2 yenilerek mesela) elenmiştir. Elano, Jo, Giovani, Baros, Keita, Kewell, Lincoln, Meira, Neill gibi hakketen müthiş transferler ve nerdeyse ulusal takımın yarısına sahip takım çok başarılı olmuştur. Yüce kongrede aferim oğlum böyle devam et demiştir. ne diyim...

24 Mart 2010 Çarşamba

10.Hafta Oynanan Fenerbahçe-Galatasaray Derbisinden Hemen Önce Yazdığım Yorum

MAÇI SAAT 18.00’DE KAYBETTİ.

Fenerbahçe-Galatasaray maçını heyecanla beklerken kadroları kafamda kurmuş tahtaya her iki takım karşı karşıya gelecek şekilde yerleştirmiştim. Fenerbahçe tamamdı da Galatasaray’da 10 kişi hazır bir kişi eksikti. Zaten o bir kişi maçın sonucunu belirleyen kişi olacaktı bence. Ligtv muhabirleri maçtan bir gün evvel teknik direktör Rijkaard’ın idmanda bir Elano’yu bir Mehmet Topal’ı denediğini söylemişlerdi. İşte o an yerimden fırlayıp kafamda kıvılcımı hissettim. İşte dedim Mehmet Topal göbekte oynarsa bu iş olur.
Orta sahası Mustafa Sarp ve Ayhan olan karşısında Emre-Cristian ikilisine karşı geride olan takıma dengeyi sağlamak ayrıca ayağa oynayıp rakibi sinirlendirecek en iyi isim Mehmet Topal’dı. Aslında o işi en iyi yapacak adam Mehmet Aurelio ama adaşı da fena değildir hani. Neyse maça Mehmet Topal ile başlasa rakibin hızını kesip ilerde zaman kazanacak, Fenerbahçe’nin ön alanda baskı yapan oyuncularına fırsat vermecek belki arkaya koşu yapan oyunculara destek olacak. Fakat ne yaptı Hollandalı oyuna Elano ile başladı. Ustaların deyimiyle kravatlı futbolcu Elano ile başladı maça. İlk 11 saat 18.00 sularında açıklandı ben ne dedim 4-1 biter fark olur. Ne oldu? Ne mi oldu? Fener farkı kaçırdı. Niye kaçırdı? Daum hocanın korkak olmasından kaçırdı. Guiza’nın attığı golle 3-1 oldu.
Şimdi gelelim sadede. Son 10 yılın derbilerini sağolsun ligtv maçtan önce yayınladı. Hepsinde Fenerbahçeli oyuncular kendinden emin, akınları sonuna kadar kovalayan, uğraşan, deneyen durumdalar. Galatasaraylı oyuncular ise sanki büyülenmiş. Titrek, korkak, tedirgin, bir garip… Fenerbahçe maça fikstür açıklandığı gün hazırlanıyor. Camia kenetleniyor, herkes bu maç için elinden geleni yapıyor. Kazım forvet oynayacak babası İngiltere’den getiriliyor, motivasyon üst düzey, taraftar her türlü hazırlığı yapmış hattaaa maçı kazanacaklarına eminler maç sonunda ne çalınacağı ne söyleneceği hazır. Galatasaray ise napıyor; neymiş efendim hoca oyun felsefesinden ödün vermezmiş. Yahu Barcelona mısın? Ama hata camia da. Galatasaray camiası hala yok penaltı, yok ofsayttan gol oldu vs. bunlarla uğraşıyor maçtan önce bizde Keita var bizde şu var bu var diye maça bakıyor. Ama bilmiyorlar ki Kadıköy’de golleri futbolcular atmıyor!!!Galatasaray bu kafayla Kadıköy’de değil 10 yıl 100 yıl kazanamaz. Niye kazanamaz? Çünkü ikili mücadeleden top çalma istatistiğinde her zaman rakibini gerisinde de işte ondan kazanamaz. Peki ne zaman olur?

1-Barış Özbek, Mehmet Topal (hatta Appiah) gibi adamlarla orta sahayı kazanırsan
2-Tüm takım yedekler dahil kora kor mücadeleni sahanın her yerinde yaparsan
3- Rakibi o sezon oynadığı maçlarda iyi analiz edip eksiklerini artıları çıkartırsan
4- Geçmiş maçlarda yaptığın hatalara bakıp Alex’e 4 yılda 2 kez aynı golü atırmazsan
5- Tüm camia maç için kenetlenip, en az rakibin kadar gibi motive olursan ve kendine inanırsan

Bu iş olur. Fenerbahçe yenilmez değil…Kadıköy’de hiç değil bakınız:
Fenerbahçe 1-2 Twente
Fenerbahçe 1-4 Kayserispor
Fenerbahçe 2-5 Arsenal
Fenerbahçe 1-3 Porto
Fenerbahçe 3-4 Beşiktaş
Fenerbahçe 0-2 Bursaspor

19 Mart 2010 Cuma

İlk Golü Atamayınca Olmuyor

Maçtan önce Beşiktaş hakkındaki yazımda son cümlemi şöyle bağlamıştı "Benim gözümde Beşiktaş her maçı kazanabilir (Manchester United'ı bile yendi :) ) her maçta puan kaybedebilir (Diyarbakırspor 0-0 gibi)". B.Belediyespor karşısında 2-0 rahat kazanan takım, Denizlispor'u iyi oynamasa da yenmişti. Kasımpaşa karşısında ise herkesin favori gördüğü Beşiktaş beni yine yanıltmadı.
Önceki yazımda Sayın Dr.Mete Düren'in "Estetik değil Stratejik" futbol açıklamasında yola çıkarak son dönem Beşiktaş'ı analiz etmiştim. Özelikle öne geçtiği maçlarda oyunu iyi soğutan, kalesini iyi koruyan ve kalecisi çok formda olan Beşiktaş maçları kazanıyordu. Fakat Beşiktaş'ın ilk golü yediği maçlarda sabıkası çok fazlaydı. İlk golü yediği (Kasımpaşa maçı dahil) 6 maçta Beşiktaş hiç kazanamadı. Sözün özü şu Beşiktaş'ta herşey yolunda gider, maçta 1-0'da öne geçerse ne ala. Beşiktaş'ta maç içinde işler ters gider, gol fırsatları kaçar, üstüne bir de gol yerse eyvah. İşte Kasımpaşa maçında ilk yarı Holosko 2 fırsattan yararlanamadı. 2.Yarı Kasımpaşa iyi başladı fırsatlar buldu ama Rüştü engel oldu, derken Sivok sakatlandı ve Ekrem'in savunma eksikliğinden Gökhan Güleç golü buldu. Mustafa Denizli golden sonra oyunu riske edip iyi oynamayan Ernst'i çıkartıp Tabata ve Nihat'ı soktu. Değişiklikler hemen işe yaradı ve 2 golle Beşiktaş beklenmedik geri dünüşü yaptı. Ancak İbrahim Kaş'ın ağırlığı genç Şahin'in skoru eşitlemesine yol açtı. Son dakikalarda Beşiktaş, Tello ile maçı kazanabilirdi ama olmadı. Aslına bakarsanız maç 1-0 devam ederken Murat Erdoğan boş kaleye atsa bu sefer sonuç daha farklı olurdu. Açıkcası Beşiktaş her oyuncusunu en verimli olduğu yerde oynatsa (Yusuf'u forvet arkası, Tello'u sol açık, Ekrem'i bekte değil orta sahada) ve Tabata'dan daha fazla faydalansa sonuca gitmekte başarılı olur.
Son paragrafı Yılmaz Vural'a ayırdım. Sayın Vural, Bursaspor maçından sonra çirkin söylentiler oldu açıklamasını yaptı. Her iki maçı da 90 dakika seyreden biri olarak şunu söyleyebilirim. Kasımpaşa'nın Bursaspor maçında oynadığı futbol ve istediği ile Beşiktaş maçında oynadığı ve kazanma isteği arasında Beyazla Siyah kadar fark var. Bu demek değildir ki futbolcular bilerek oynamadı. Şu gerçekki tüm anadolu takımlarında forma giyen oyuncular dört büyüklere karşı ekstra motivasyonla çıkıyor. Vitrin maçlarını kaçırmak istemiyorlar. Dolayısıyla Bursaspor'un bu konuda son haftalarda bir parça avantajı olduğu kesin.