15 Şubat 2013 Cuma

Fenerbahçe'nin Önü Açılıyor‏

Fenerbahçe dün akşam deplasmanda Bate Borisov ile 0-0 berabere kaldı ve son 16 turu için umutlandı. Sahasında oynayacağı maçı istenilen sonuçla bitirirse Fenerbahçe'nin önü açılacak. Son 32 turunda ilk maçlar sonundan bir çok favori zor duruma düştü. Özellikle Fenerbahçe'nin sonraki turda direkt rakibi Napoli sahasında V.Plzen'e 3-0 kaybedip tur şansını çok aza indirdi. Benzer durum geçen sezonun şampiyonu Atletico Madrid için de geçerli. Sahasında Gökdenizli Rubin Kazan'a 2-0 kaybeden Madrid ekibi elenmek üzere. Kupanın favorilerinden Inter ile Tottenham ise ilk maçlarda avantajlı sonuçlar elde ettiler ancak son 16 turunda birbirleriyle eşlecekler ve o seriden sadece 1 tanesi çeyrek finale kalacak. İngiliz ekiplerinden Newcastle sahasında Metalist Kharkiv'i yenemedi ve deplasmanda kötü iklim şartlarında turu geçmesi zor olacak. Liverpool deplasmanda iyi de oynadığı maçta Zenit karşısında 2-0 kaybetti ve turu geçme şansını zora soktu. Kağıt üstünde kupanın favorisi diyeceğimiz takımlardan Benfica, Chelsea, Zenit, Inter veya Tottenham ilk maçlar sonunda avantajlı. Fenerbahçe çok ciddiye alıp Bate ve V.Plzen turlarını geçerse kendini yarı final hafta finale taşıyabilir neden olmasın.
Son 16 Turu eşleşmeleri
Napoli-Plzen (0-3) / BATE-Fenerbahçe (0-0) Tahmini çeyrek finalist: Fenerbahçe
Leverkusen-Benfica (0-1) / Dinamo Kiev-Bordeaux (1-1) Tahmini çeyrek finalist: Benfica
Anzhi-Hannover (3-1) / Newcastle-Metalist (0-0) Tahmini çeyrek finalist: Anzhi
Stuttgart-Genk (1-1) / Mönchengladbach-Lazio (3-3) Tahmini çeyrek finalist: Lazio
Tottenham-Lyon (2-1) / Inter-Cluj (2-0) Tahmini çeyrek finalist: Tottenham
Levante-Olympiakos (3-0) / Atletico Madrid-Rubin (0-2) Tahmini çeyrek finalist: Rubin Kazan
Basel-Dnipro (2-0) / Zenit-Liverpool (2-0) Tahmini çeyrek finalist: Zenit
Ajax-Steaua Bükreş (2-0) / Spartak Prag-Chelsea (0-1) Tahmini çeyrek finalist: Chelsea
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Tahmini çeyrek finalist: Fenerbahçe (41.300)
Tahmini çeyrek finalist: Benfica (87.069)
Tahmini çeyrek finalist: Anzhi (9.566)
Tahmini çeyrek finalist: Lazio (29.996)
Tahmini çeyrek finalist: Tottenham (66.882)
Tahmini çeyrek finalist: Rubin Kazan (40.566)
Tahmini çeyrek finalist: Zenit (79.066)
Tahmini çeyrek finalist: Chelsea (135.882)
Takımların yanında yazan değerler, 2012-13 sezonunda grup kuraları çekilirken sahip oldukları Uefa puanlarıdır. Fenerbahçe bu haliyle olası kura çekiminde seri başı olma şansını yitiriyor ancak seri başı sistemi olmazsa 7 farklı rakibinin hepsi ile eşleşebilir. Bu takımların içinde bence Benfica, Chelsea ve Zenit dışındaki tüm rakiplere karşı Fenerbahçe'nin şansı iyi. Dolayısıyla en azından bir yarı final neden olmasın.

5 Şubat 2013 Salı

5 Şubat Bereketi: Hagi, CR7, Neymar, Fernandes,...

5 Şubat tarihi futbolseverler için özel seçilmiş bir gün sanırım. Çünkü bu tarihte doğan öyle müthiş oyuncular var ki rekorların, kupaların, başarıların peşinde koşan yıldızlar hep bugün doğmuş. Real Madrid ve Portekiz'in yıldızı Cristiano Ronaldo, Galatasaray'ın efsanesi Hagi, City'nin yaramaz çocuğu Tevez, Brezilya'nın yeni yıldızı Neymar, Beşiktaş'ın günümüzdeki yıldızı Manuel Fernandes, Hollanda'nın önemli sol kanat oyuncularından Giovanni Van Bronchorst, Hırvat Milli takımının savunma direği Corluka ve Inter'in Arjantinli golcüsü Palacio. Saymakla bitmez bu yıldızlara bakınca ümitlenip yerli isimlere baktım ancak Altan Aksoy dışında bu yıldızlara benzeyecek oyuncu çıkmadı :)
5 Şubat 1965 Gheorghe Hagi (S.Bükreş&R.Madrid&Barcelona&Galatasaray&Romanya)
5 Şubat 1985 Cristiano Ronaldo (S.Lizbon&Manchester United&Real Madrid&Portekiz)
5 Şubat 1984 Carlos Tevez (Boca Juniors&Corinthians&M.United&M.City&Arjantin)
5 Şuba 1992 Neymar da Silva (Santos&Brezilya)
5 Şubat 1986 Manuel Fernandes (Benfica&Valencia&Beşiktaş&Portekiz)
5 Şubat 1975 Giovanni Van Bronchorst (Feyenoord&G.Rangers&Arsenal%Barcelona&Hollanda)
5 Şubat 1982 Rodrigo Palacio (Boca Juniors&Genoa&Inter&Arjantin)
5 Şubat 1986 Vedran Corluka (M.City&Tottenham&Hırvatistan)
Ülkemizden örnekler:
5 Şubat 1976 Altan Aksoy (Ç.Rizespor&Galatasaray)
5 Şubat 1979 İlhan Ummak (Sivasspor&Elazığspor)
5 Şubat 1983 Mehmet Çoğum (G.Antepspor&Denizlispor&Ankaragücü)
5 Şubat 1988 Fırat Kocaoğlu (Galatasaray&Kasımpaşa&Ç.Rizespor)
5 Şubat 1989 Burak Çalık (Altay&Samsunspor&Adanaspor)

4 Şubat 2013 Pazartesi

20.Hafta Panorama

Süper Lig'in 20.haftası geride kalırken sezonun geride kalan bölümünde yaşananların benzerleri yaşandı. Dört büyüklerden sadece Trabzonspor yeni teknik direktörü Tolunay Kafkas motivasyonuyla kazanırken Beşiktaş evinde Karabükspor ile 2-2 berabere, Galatasaray deplasmanda Bursaspor ile berabere kaldı. Fenerbahçe ise geleneği bozmadı ve ezeli rakibinin puan kaybettiği haftada farkı kapatma imkanını yine kullanamadı ve Sivasspor'a sahasında kaybetti. Süper Lig'de bu sezon dört büyüklerin sadece 4.haftada aynı anda kazandığını ve lig tarihinin puan kaybetme rekorlarını kırdıklarını söylesem yeterli olur sanırım.
Ligin dibinde ise hareketlenme devam ediyor. Devre arasına son 3 sırada giren Akhisar Belediyespor, Mersin İdman Yurdu ve Sanica Boru Elazığspor takımlarından Mersin İdman Yurdu ve Sanica Boru Elazığspor son 3 haftada 5 puan topladı. Sanica Boru Elazığspor çok zor fikstürüne rağmen Trabzonspor karşısında 3 puan, deplasmanda Fenerbahçe Kasımpaşa karşısında 1'er puan aldı. Mersin İdman Yurdu ise Orduspor ve Eskişehirspor deplasmanlarından 1 puan alırken sahasında Sivasspor'u net bir sonuçla mağlup etti. Akhisar Belediyespor ise 2.yarıda çok kritik puanlar yitirdi. Sahasında 1-0 önde olduğu Eskişehirspor maçında son dakikalarda gol yiyip 2 puan yitiren Akhisar 19.haftada Gençlerbirliği maçını net fırsatları varken kaybetti, bu haftada Kayserispor karşısında 1-0 öndeyken maçı yitirdi. Böyle devam ederlerse işleri zor olacak. Kayserispor ise son 2 haftada aldığı 6 puanla 13.sıraya kadar yükseldi.
Ertuğrul Sağlam gibi bir efsanenin ayrılmasından sonra nasıl bir tepki vereceği belli olmayan Bursaspor sezonun en başarılı futbollarından birini oynayıp Galatasaray karşısında galibiyeti kaçırdı. Maç sonunda geçici teknik adam Ersel Uzgur'un açıklamaları ise futbolumuzun geldiği noktayı göstermekteydi. Galatasaray, Fenerbahçe ve Trabzonspor'u deplasmanda devirdikten sonra Beşiktaş maçını da kazanıp lig tarihine geçmek isteyen Karabükspor 2-0 geriye düşmesine rağmen Lualua önderliğinde beraberliği yakalamayı başardı ancak rekoru kaçırdı. M.P.Antalyaspor ise kötü başladığı 2013 yılında ilk lig galibiyetini alıp üst sıralarda tutunmaya devam etti.
HAFTANIN OYUNCUSU: VANJA IVESA(S.B.ELAZIĞSPOR)
Kasımpaşa deplasmanında 1 puan alan Sanica Boru Elazığspor'un en başarılı ismi kaleci Vanja Ivesa oldu. Sahasında etkili oynayan Kasımpaşa 10 isabetli şut atarken penaltı dahil 5-6 net pozisyonu savuşturan Ivesa ülkemize geldiğinden beri en başarılı performansını sergiledi.
HAFTANIN TAKIMI: TRABZONSPOR
Şenol Güneş'in ayrılmasından sonra göreve gelen Tolunay Kafkas takımın çehresini tamamen değiştirdi. Sezon başından beri oynayamayan Cech sol bekte, sol bek Emerson stoperde, kadroya giremeyen Colman ilk 11'de Serkan Balcı orta sahanın ortasında oynarken benzer özellikli 3 oyuncu Alanzinho-Adrian-Olcan sürekli değişerek görev yaptı. Halil Altıntop'un bu üçlüye ayak uydurması ile Trabzonspor sezonun en efektik ve en akışkan futbolunu oynadı. Onur'un maç başında yaptığı 2 kurtarışla geriye düşmeyen Trabzonspor kalan zamanda sahanın tek hakimi oldu ve net bir galibiyet aldı.
HAFTANIN GOLÜ: UMBIDES (ORDUSPOR)
Sadece haftanın değil aynı zamanda sezonun en kaydadeğer gollerinden birini Ordusporlu Umbides kaydetti. Arjantinli oyuncu Gençlerbirliği maçında sağ kanattan rakip sahaya geçip bekletmeden kaleyi denedi ve önde olan Ramazan'ın üzerinden golü attı. Gençlerbirliği kalecisi Ramazan ise ilginçtir geçen sezon yılın golünü Stoch'tan yemişti bu sezonda belki de sezonun golünü yemiş oldu.

2 Şubat 2013 Cumartesi

Terim'in 4-4-2'si

Geçen sezonun 12.haftasında Fatih Terim tarihi bir hamle yapmış ve 4-4-2'ye dönmüştü. Baros-Elmander çift forvet maça başlamış orta sahayı Kazım-Selçuk-Engin-Riera şeklinde kurmuş ve Sivasspor'u 2-1 yenmişti. Terim o maçın ardından çift forvetli sisteminden vazgeçmedi. Sayın Uğur Meleke'nin deyimiyle "savunmacı santrafor" Elmander'in iki yönlü çalışması, Selçuk-Melo'nun hücuma büyük katkısı ve devre arasında takıma katılan Necati'nin golleri ile şampiyonluk gelmişti.
Yeni sezona 6 forvet ile başlayan Terim bu oyunculardan Baros'u defterden sildi. Süper kupa maçından sonra Necati'yi gönderen Terim 20 haftada 4 forvetini de 4 farklı şekilde kullandı. Her maça hücum hattıyla çıkan Terim istikrarı sağlayamadı. Sezon başına kiralanan Umut'un tahminlerin üstünde başlangıcı, geçen sezonun gol kralı Burak Yılmaz'ın özellikle Şampiyonlar Ligi performansı her maç ibreyi değiştirdi. Terim geride kalan 20 haftada 9 kez Umut-Burak, 7 kez Elmander-Umut, 3 kez Burak-Elmander, 1 kez Burak-Sercan forvet hattıyla çıktı. Burak-Sercan tercihi özel durumdu. Şampiyonlar Ligi dönüşü görece uygun rakip Akhisar Belediyespor karşısına Burak ve Sercan ile çıkan Terim sahadan 3-0 galip ayrılırken golleri bu ikili kaydetmişti. Terim seçimleri içinde en başarılısı Elmander-Umut ikilisi oldu. Bursaspor maçı dahil 7 kez ilk 11'de başlayan ikili ile Galatasaray yenilgi yüzü görmedi 5 kez kazanıp 2 kez berbaere kaldı ve 2,43 puan ortalaması yakaladı. 9 kez oynayan Umut-Burak ikilisi ise 4 galibiyet 4 beraberlik 1 yenilgi aldı ve 1,78 puan ortalamasında kaldı. En kötü tercih ise Elmander-Burak oldu. İkilinin oynadığı 3 maçta Galatasaray sadece 1 puan topladı.
Burak 2 Maçtır Oynamıyor, Drogba Gelince Ne Olacak?
Beşiktaş ile oynanan derbi maç ve Bursaspor ile deplasmanda oynanan maç teknik olarak Umut-Elmander çiftinin oynamasına uygun maçlar. Her iki karşılaşma da mücadelesi, fizik gücü, tansiyonu yüksek maçlar. Dolayısıyla iki maçta da Terim doğal çifti oynattı. Fakat ilginç olan 2 maçta da Burak Yılmaz oyuna sonradan bile girmedi. Türk futbol tarihinin Şampiyonlar Ligi gruplarında en çok gol atan oyuncusu, turnuvanın en değerli oyuncusu gibi sıradışı sıfatları kazandığı sezonda 2 maç üst üste kulübede kalmak normal değil. Bursaspor maçının son 25 dakikasında 4-3-3 sistemine dönmesine rağmen sağ kanatta oynamış olan Burak Yılmaz yerine Aydın Yılmaz'ı tercihi de ilginç. İşin ilginç yanı 3 forvetin çok gerisinde kalan Sercan'ın gidip yerine "Dünya markası" Drogba'nın gelmesi. Terim kalan 14 lig maçı ve Şampiyonlar Ligi mücadelelerinde hangi forvet hattıyla çıkacak gerçekten kestirmek zor. Hatta hatta 4-4-2 sisteminden dönecek mi? onu bile bilmiyoruz. Wesley Sneijder'in form tutması ile 4-2-3-1, 4-3-1-2 ve varyantlarını da deneyebilir Terim. Fakat ne karar verirse versin Burak-Umut-Elmander üçlüsünün maç sayısı düşecek.

1 Şubat 2013 Cuma

Drogbagiller ( Faal 34 Yaş ve Üstü Golcüler )

Galatasaray ara transfer döneminin en flaş takımı oldu. Sneijder transferinin ardından "kremanın kreması" Drogba transfer edildi. Chelsea ile daha 6-7 ay önce Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunu yaşayan ve maçın adamı seçilen Drogba 1978 doğumlu. Mart ayında 35 yaşını doldurmuş olacak. Drogba sezonun ilk yarısında oynadığı Shanghai Shenhua takımında 11 gol kaydetti. Afrika Uluslar Kupasında Fildişi Sahilleri ile 3 maçta 1 gol atan Drogba halen formda. Avrupa'nın önde gelen liglerinde halen Drogba'nın yaşıtı golcüler forma giyiyor. Özellikle İtalya liginde birçok efsane halen takımlarını sırtlıyor. Avrupa kupalarında, Milli takım maçlarında, Lig maçlarında, kupa maçlarında gol atıyor attırıyorlar. İşte örnekler:
Claudio Pizarro (03.10.1978 – Bayern Münih)
Bu sezon 10 Lig, 4 Şampiyonlar Ligi, 2 Almanya Kupası toplam 16 maçta çıkan Pizarro 6 gol attı arkadaşlarına 3 asist yaptı. Lig’de gol atamadı ama Şampiyonlar Liginde 3 gol kaydetti. Bundesliga tarihinin en çok gol atan yabancı oyuncusu ünvanına sahip.
Francesco Totti (27.09.1976 – AS Roma )
Efsane oyuncu Francesco Totti bu sezon 21 lig 1 kupa toplamda 22 resmi maça çıktı ve 8 gol atıp 10 asist yaptı. Totti İtalya tarihinin en golcü 3.oyuncusu konumunda bulunurken 20 maçla takımının bu sezon en çok oynayan iki oyuncusu arasında yer aldı.
Antonio Di Natale ( 13.10.1977 – Udinese )
Udinese’nin efsanesi Antonio Di Natale 30 yaşından sonra çoşan bir oyuncu. Sıradışı performansı 2004-05 sezonundan sonra başlayan Di Natale son 9 yılda 176 gol atarken ilk 8 sezonunda ise sadece 73 gol ( alt lig maçları dahil) atmıştı. Di Natale bu sezon 28 resmi maçta 17 gol 4 asist yaptı ve takımını yine sırtladı. Di Natale bu sezon Serie A'da attığı 14 golle gol krallığı sıralamasında 3.basamakta yer alıyor.
Miroslav Klose ( 09.06.1978 – Lazio )
Almanların efsanesi Miroslav Klose gözünü 2014 Dünya Kupasına dikti. Dünya Kupası tarihinin en golcü üç oyuncusundan biri olan Klose formunu koruyup Brezilya’da olmak ve atacağı 2 golle rekorun tek sahibi olmak istiyor. Klose bu sezon 28 resmi maç (Milli takım maçları dahil) oynadı 14 gol attı 4 asist yaptı. Klose, Almanya'nın 2014 Dünya Kupası elemelerinde oynadığı 4 maçta da oynadı ve 3 gol attı.
Michael Owen (14.12.1979 - Stoke City)
İngilizlerin efsanelerinde Michael Owen halen aktif futbol yaşamını sürdürüyor. Stoke City forması giyen Michael Owen bu sezon Premier Lig'de 5 maça çıktı ve 1 gol kaydetti. Owen ayrıca FA Cup'ta 1 maçta forma giydi. Owen hiçbir maçta ilk 11'de forma giymezken teknik direktörü Pulis ilk 11 için daha fazla çalışması gerekiyor demişti.
Raul Gonzalez (27.06.1977 - Al Sadd)
İspanyolların efsanelerinden 35 yaşındaki Raul yıllarca rekorları alt üst ettiği Real Madrid takımından sürpriz bir şekilde Schalke 04'e Almanya'ya gelmişti. Raul 2010-2012 yılları arasında Schalke 04 takımında klasını konuşturmuş ve 2 sezonda 40 gol kaydetmişti. Raul ilk sezonunda Şampiyonlar Ligi maçlarında ise 5 gol kaydetmişti. Daha sonra Al Sadd takımına geçen Raul 12 maçta 5 gol kaydetti.
Thierry Henry (17.08.1977 - New York Red Bull)
Bir başka efsane 34 yaşındaki Henry, Arsenal ve Barcelona ile kariyerinin zirvesine çıktıktan sonra New York'a transfer oldu. MLS fikstürünün uygunluğu ile geçen sezon kısa bir süre Arsenal'e geride dönen Henry 4 maçta oynayıp golünü de atmıştı. Arsenal tarihinin en çok gol atan oyuncusu olan Henry 3 sezonda New York Red Bull formasıyla 62 maçta 31 gol kaydetti.
***Oyun bölgesi olarak Drogba ile aynı olmasa da performans olarak takımını sırtlayan yüksek profilli yaşı ilerlemiş oyuncular var: 1978 doğumlu Lampard (Chelsea), 1978 doğumlu Ferdinand, 1974 doğumlu Scholes ve 1973 doğumlu Giggs (Man.Utd.), 1976 doğumlu Semak ve 1977 doğumlu Zyryanov (Zenit), 1977 doğumlu Van Bommel (PSV), 1973 doğumlu J.Zanetti (Inter), 1976 doğumlu Yepes ve 1977 doğumlu Ambrosini (AC Milan) ve 1979 doğumlu Pirlo (Juventus)

25 Ocak 2013 Cuma

Hagi'den Beri Yabancı Yıldızlar İlk Maçlarında Gol Atıyor

Tarih: 10.08.1996 Fatih Terim, A Milli takım kariyerinin ardından Galatasaray'ın başında ilk lig maçına çıkıyor. Kadroda yeni transfer dünya yıldızı Hagi var. Vanspor ile oynanan deplasman maçında yeni takım, yeni sistem, yeni transferler ile maça başlayan Galatasaray sendeliyor, zorlanıyor ama bir yıldız sonucu değiştiriyor. İlk maçında Hagi biri penaltıdan 2 gol atıyor, Galatasaray sezona galibiyetle başlıyordu.
Hagi 1996-2001 yılları arasında 5 sezon Galatasaray'ın tarihine adını altın harflerle yazdırdı. Hagi'nin ayrılmasından sonra her gelen yıldız "Yeni Hagi" ünvanını alacaktı. Bir çok oyuncu kurucu, klişe tabirle "10 numara" transfer edildi. Hagi'nin ardından gelen bu yıldızların bir çoğu ilk lig maçlarında gol attı. Çok azı gol bulamadı.
2002-03 FELIPE (İlk Lig Maçı ve Golü: 11.08.2002 / Galatasaray:4 Samsunspor:1 )
2002-03 sezonu başında Fatih Terim, rahmetli Özhan başkanın seçim kozu olarak takımın başına geçmişti. Yeniden takımı yapılandıran Terim ilk iş olarak Brezilyalı Felipe'yi getirmişti. Sol ayaklı oyuncu gerçekten oldukça yetenekliydi. Maçın sonucuna etki eden ara pasları ve gol vuruşları ile Alex'e benzeyen bir stili vardı. İlk lig maçına Ali Sami Yen stadında Samsunspor'a karşı oynayan Felipe, verdiği ara pasında ceza sahasında giren Arif'in düşürülmesi sonucu kazanılan penaltıyı gole çevirmişti. (Ligtv'nin sitesinde golü ve öncesini izleyebilirsiniz)
2002-03 REVIVO (İlk Lig Maçı ve Golü: 16.02.2003 / Bursaspor:0 Galatasaray:4)
Felipe'den istenen verim alınamaması üzerine devre arasında beklenmedik bir transfer yaşanmıştı. Fenerbahçe'nin önceki yıl şampiyonluğunda büyük etkisi olan Haim Revivo sürpriz bir şekilde Galatasaray'a gelmişti. İlk maçına Bursaspor deplasmanında çıkan Revivo adeta şov yapmış 3 gol birden atmıştı. Hagi gibi bir frikik golü atan Revivo, taklalarını bir daha Galatasaray adına atamamıştı.
2005-06 SASA ILIC (İlk Lig Maçı ve Golü: 07.08.2005 / Galatasaray:2 Konyaspor:1 )
Galatasaray'a sessiz sedasız gelen Sasa İliç kalitesini daha ilk maçında göstermişti. Konyaspor'a karşı 2-1 kazanılan maçta 2 golü de atan İliç görev yaptığı 2 sezonda önemli katkılar sağlamıştı.
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/ShowNew.aspx?id=340738
2007-08 LINCOLN (İlk Lig Maçı ve Golü: 12.08.2007 / Galatasaray:4 Ç.Rizespor:0 )
Fenerbahçe'nin Schalke 04 maçları ile Türk futbolseverinin radarına giren ve Almanya'da oynadığı futbol ile göze batan Cassio Lincoln önemli bir transfer hamlesi olarak sarı-kırmızılı takıma gelmişti. Lincoln ayağının tozuyla çıktığı ilk maçta Ç.Rizespor'a müthiş bir gol atmıştı. http://www.akilli.tv/video/65642/Lincolnun-Gs-Deki-Ilk-Golu.aspx
2008-09 KEWELL (İlk Lig Maçı ve Golü: 23.08.2008 / Galatasaray:4 Denizlispor:1 )
Galatasaray'a Liverpool'dan gelen Kewell önemli transferlerden biriydi. Fakat "sağlık sıkıntıları var" söylentileri nedeniyle bazı çekinceler vardı.Önceki sezonun şampiyonu olarak TFF Süper Kupa maçında Kayserispor ile karşılaşan Galatasaray rakibinin bir çok net pozisyonu kaçırdığı maçı 66.dakikaya kadar gol yemeden geçmişti. Maçın 66.dakikasında Barış'ın yerine oyuna giren Kewell, Galatasaray formasıyla ilk topla dokunuşunda golü bularak yeni kariyerine nefis başlamıştı. Kewell sezonun açılış maçında da Denizlispor'a sezonun ilk golünü atmıştı.
http://www.dailymotion.com/video/x6m5yw_harry-kewell-sezonun-ilk-golu_sport
2009-10 ELANO (İlk Lig Maçı ve Golü: 23.08.2009 / Galatasaray:4 Kayserispor:1)
Manchester City'in yıldızlarından Elano Blumer, bomba transfer olarak Galatasaray'a gelmişti. Brezilyalı oyuncu ilk maçını Ali Sami Yen stadında Kayserispor'a karşı oynamıştı. Mücadeleye yedek kulübesinde başlayan ve devre arasında Keita'nın yeine oyuna giren Elano jeneriklik bir gol atarak ilk maçında adından çok söz ettirmişti.
http://www.youtube.com/watch?v=eb86OBwWMGY
***Bu yıldızların dışında Misimovic, Dos Santos, Ribery, Baliç gibi benzer yıldız oyuncuları ilk maçlarında gol atamadılar ama azınlıkta kaldılar.
SIRA SNEIJDER'E GELİR Mİ?: Lig tarihinin en önemli transferlerinden Wesley Sneijder ilk maçına Beşiktaş karşısında mı yoksa daha sonra mı çıkacak henüz netleşmedi. Oynarsa Hagi gibi bir oyuncu ile karşılaştırılan Sneijder gol atabilir mi? cevabını tarihte ararsak olabilir. Kariyerinin ilk resmi maçına Ajax forması altında Willem karşısında çıkan Sneijder, Real Madrid kariyerine ise müthiş başlamıştı. İlk maçında derbide Atletico Madrid'e karşı çıkan Sneijder takımının galibiyet golünü atmıştı.Sneijder, Inter forması altında da ilk maçında derbi oynamış AC Milan'a karşı 4-0 kazanılan maçta göz doldurmuştu.

22 Ocak 2013 Salı

Sneijder'in Transfer Haberleri 2010-2013

Galatasaray son yılların en büyük transfer hamlelerinden birini yaptı ve Wesley Sneijder ile anlaştı. 2010 yılında Mourinho yönetimindeki Inter'in yıldızlarından biri olan Sneijder Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu, İtalya Seria A şampiyonluğu, İtalya kupası şampiyonluğu yaşamış ve Hollanda Milli takımı ile Dünya kupasında final oynamıştı. Yakın arkadaşı Robben 2.yarıda yakaladığı fırsatı atsa belki de Dünya Şampiyonu olacak ve 4 kupa ile FIFA yılın oyuncusu ödülünü alacaktı. (bence 3 kupa ve finalinde oynayarak ödülü hak etmişti.)
Jose Mourinho'nun Inter'de misyonunu tamamlaması ve ayrılması ile takımda yavaş yavaş kopmalar başladı. Inter'in güçlü kadrosunda ayrılacak isimler arasında liste başı Sneijder görülüyordu. Adı en çok Manchester United ile anılıyordu ve 25-30 milyon euro arasında değerler biçiliyordu. Rus kulüpleri Anzhi, Zenit daha sonra M.City hatta Tottenham ve Liverpool ülkesinden Juventus bile talip oldu. Bu sezon başından beri Fenerbahçe ve Galatasaray'ın adı geçti. Sonunda yarışı Galatasaray kazandı.
İşte Daily mail'in 2010 temmuz haberi: Ferguson Sneijder'i istiyor. Transfer listesini başında Sneijder var
Fanatik gazetesinin benzer haberi:
İşte 2011 Haziran Fanatik gazetesinin haberi: Chelsea hocası Hiddink, Sneijder'i mutlaka alın dedi.
2011 yılında transfer dönemi Sneijder hala gözde hala İngiliz ekipleri peşinde:
İşte Şubat 2012 tribalfootball.com haberi: Zenit, Sneijder için Anzhi ile kapışmaya hazır: Zenit yıllık 8 milyon euro net maaş teklif etti.
İşte 2012 Aralık Guardian internet sitesinin haberi: United ve City, Sneijder için Inter ile konuşuyor. Fiyat 15 milyon euro
http://www.guardian.co.uk/football/2012/dec/03/wesley-sneijder-internazionale-manchester-city-united
Son olarak SPORX'in araştırması: 26 Kasım 2012 Ümit Özat, Fenerbahçe Sneijder ile anlaştı açıklamasının ardından yapılan araştırma
http://live.sporx.com/futbol/superlig/fenerbahce/f-bahce-sneijder-ve-gerceklerSXHBQ304621SXQ
Örnekler, kaynaklar çoğatılabilir. Sözün özü 2010 yılında kariyerinde peak yapmış, Dünya'nın sayılı yıldızları arasında gösterilen bir oyuncuyu henüz 28 yaşında hem de 7-8 milyon euro gibi bedelle transfer etmek gerçekten inanılmaz. Sneijder transferi tıpkı ANELKA, R.CARLOS, ALEX, QUARESMA..vb gibi "Olmaz, gelmez, bu fiyata gelmez" klişelerine inanmamız gerektiğini, şartlar ve imkanlar oluşursa her transferin herşeyin olabileceğini bize bir kez daha hatırlattı.

16 Ocak 2013 Çarşamba

3 Puanlı Sistemin En İlginç Sezonu (2.Yarı Başlıyor, Kemerleri Bağlayın)

2012-13 sezonu ilk yarısını Galatasaray 33 puanla lider bitirmişti. Galatasaray böylece 3 puanlı sisteme geçilen 1987-88 sezonundan günümüze (18 takımla oynanan sezonlarda) en düşük puanlı ilk yarı lideri oldu. Galatasaray aynı zamanda en az galip gelen lider ve en çok berabere kalan lider oldu.
Galatasaray'ın (lig liderinin) bu durumu 2 tezi ortaya çıkardı:
1-Dört büyükler geriliyor mu?: Ligin her açıdan en büyük dört takımı eskisi artık kolay maç kazanamıyor. Lig tarihinin en önemli kadrolarından birini kuran Fenerbahçe deplasmanda sadece 1 kez kazanırken, Galatasaray ve Trabzonspor evinde kazanmakta zorlandı. "Feda" sezonunda Beşiktaş son dönemde açılsa da büyük maç kazanmakta zorlandı. İşte size örnek tablo: 2012-13 sezonu ilk yarısı DÖRT BÜYÜKLERİN EN AZ PUAN TOPLADIĞI SEZON OLDU.
2-Anadolu ekipleri güçleniyor mu?: Yayın gelirlerinin artması, teknoloji çağında her türlü bilgi, donanım, malzeme, saha gibi etkenlerin tüm kulüplerde tedarik edilmesi, mantalite değiştirmiş teknik adamlar (E.Sağlam, M.Özdilek, M.Bakkal, E.Yanal gibi), kaliteli yabancılar (Aissati, Diarra, Lualua, Batalla, Pinto, Beluschi, Kamara, Diego, Eneramo gibi). Hepsi birlikte Anadolu kulüplerinin performanslarını yükseltti. Makas daraldı. Alın size örnek: İlk yarıyı son sırada bitiren Akhisar Belediyespor 3 puanlı sisteme geçilen 1987-88 sezonundan günümüze (18 takımla oynanan sezonlarda) en yüksek puanlı ilk yarı sonuncusu oldu.
Aslına bakarsanız iki tez de doğru/ iki tez de yanlış. Aslolan 2012-13 sezonun en ilginç sezon olması. Sezonun 2.yarısı başlarken son sırada yer alan 15 puanlı Akhisar Belediyespor, 24 puanla 5.sırada (Avrupa kupası sırasında) yer alan Eskişehirspor'u ağırlıyor. Futbol bu! 3 hafta Akhisar Belediyespor üst üste kazanıp, Eskişehirspor 3 hafta üst üste kaybederse bir anda puanlar eşitlenebilir. İlk yarı sonunda kimse küme düştüm diye üzülmesin, kimse Avrupa potasına girdim diye sevinmesin.
Yıllar sonra Şampiyonlar Ligi gruplarından çıkan Galatasaray dişine göre rakip Schalke'yi geçerse ligi 2.plana atabilir, benzer durum Uefa Avrupa Ligi başarısı isteyen Fenerbahçe için de yaşanabilir. "Feda" sezonunda nispeten tecrübesiz Beşiktaş zirve stresini kaldıramayabilir, akordunu bir türlü bulamayan-kupada dolu dizgin giden Trabzonspor ligi forse edemeyebilir! İlk yarının sükse yapan takımları bir anda küme düşme hattında, alt sıradaki takımlar Avrupa potasında olabilir. Sonuç olarak ligin en ilginç sezonunun kalitesi tartışılır belki ama 2.yarısı çok heyecanlı olacak, kemerlerinizi bağlayın!

12 Ekim 2012 Cuma

Bir Karar Verelim: Yeni Jenerasyon Mu? Dünya Kupası Mı?

Guus Hiddink takımın başına geldiği zaman ümitlenmiştim. Grubumuzun zordu ve ama yine de ümitliydim. En azından play-off oynar bir şekilde giderdik turnuvaya. Ne de olsa Hiddink vardı takımın başında...
Fakat hiçte düşündüğüm gibi olmadı. Kadroda hiçbir değişiklik yapmayan, maçları umursamayan, yarışmacı takımı hazırlayamayan Hollandalı tüm ülkeyi çileden çıkarmış astronomik maaşı ile de gündeme oturmuştu. Hiddink gitmesini isteyen kamuoyu gençler oynasın, yeni yüzler ve daha çok hakeden isimler çağırılsın diye feryat ediyordu. Derken Abdullah Avcı ismi gündeme geldi. Genç Milli takımda yakaladığı başarı, İ.B.Belediyespor takımında 5 yılda yaptıkları ile heyecanlandırmıştı Avcı. Hocanın bir başka artısı da genç takımda başarılı olduğu jenerasyon artık A Milli takımdaydı. Sonunda karar verildi ve Avcı takımın başına geçti.
2014 Dünya Kupası kuraları çekildiktikten sonra Abdullah Avcı bence en büyük hatasını yaptı: "Grup liderliği için oynayacağız". Bence bizim hatamız burada. Hiddink döneminden gelen bir çok yaşlı ve miladı geçmiş oyuncu artık kadroya çağırılmazken genç, gelecek vaadeden oyuncular davet edildi. Romanya ve Macaristan için davet edilen 25 oyuncudan sadece 2 tanesi 30 ve üzerinde (kaleci Volkan ve Emre B.) Yani Avcı'nın çağırdığı oyuncular 20'li yaşlarda ve takımın yaş ortalaması 25,2 = yeni jenerasyon. Biz böyle bir kadro kurmuşken savunmamızda 89'lu Hasan Ali ve Ömer, 91'li Semih Kaya oynarken sol açıkta 89'lu Sercan oynarken gruptan lider çıkmak gibi bir ütopik hedef yerinde olmadı. Neden ütopik? Çünkü A Milli takım tarihinde hiçbir zaman grubunu lider olarak bitirmedi. Hakan'lar, Tugay'lar, Uefa ve Süper Kupayı kazanan 2 yıl sonra Dünya kupasında üçüncü olan takım bile play-off turları ile gelmişken biz neyimize güvenip böyle bir çıkış yaptık? Bugün nerdeyse hiçir oyun oynamadan Saraçoğlu stadında kazanan Romanya, jenerasyonunu 2 eleme grubu önce yenilemiş ve artık semerisini alacağı döneme yeni gelmiş bir takım. Hocanın deyimi ile "kompakt" bir takım ama ahım-şahım bir takım değil. Hoca rakibi iyi analiz etti etmesine ama takım 90 dakika boyunca rakip kaleye sadece 4 isabetli şut atarsa ve bunların 3 tanesi savunmacılar tarafından atılırsa sonuç bu olur.
Bizde kararımızı verip 2 turnuva daha gitmeyeceğiz ama sonraki 3 turnuvaya üst üste katılacağız diyip jenerasyonu eğitebilirsek başarılı oluruz. Sabredersek ve oyuncuların üzerine titreyip oynatırsak Ömer-Semih-Hasan Ali üçlüsü defansta, Nuri-Topal-Emre Çolak-Sercan-Caner orta sahada, Arda takımın lideri olarak gelir, forvet hattındaki eksiği de giderip sonuca ulaşırız. KENDİMİZİ DEV AYNASINDA GÖRMEYELİM!

2 Ekim 2012 Salı

Türk Futbolu: "Bir Derdim Var"

Türk futbolunun bir derdi var. Derdimiz büyük: Ülke puanı.
Son 9 Avrupa kupası maçında Türk takımları sadece 1 galibiyet alabildi. (Bursaspor sahasında Twente'yi 3-1 yendi) 2012-13 sezonunda Türk takımları 17 maçta 4 galibiyet alabildi. Geçen sezon Beşiktaş hariç 19 maçta 4 galibiyet var. Beşiktaş 12 maçta 6 galibiyet. Son 2 sezonda TOPLAM MAÇ: 48 GALİBİYET: 14

Şampiyonlar Ligi play-off turunda hüsran yaşadık eleyebileceğimiz Spartak Moskova'yı eleyemedik, Trabzonspor'u hiç konuşmayalım Videoton'a elenmesi tam bir rezalet. Bursaspor 3-1'in rövanşında herşey güzel giderken inanılmaz şekilde 2 dakikada 2 gol yiyip avantajını yitirdi ve 10 kişi kalıp pisi pisine elendi.Galatasaray 2 maçta 0 çekti, Fenerbahçe 2-0 öne geçtiği maçta 2-2 berabere kalıp herkesi kahretti. Avrupa'da başarılı olan takımımız yok. Son yıllarda Beşiktaş'ın Uefa Avrupa Ligi grup ve ön eleme performanslarının sayesinde yerimizde tutunduk ve bu sezon Beşiktaş'ta yok Avrupa'da.
Kuralar çekildiği gün Galatasaray için klasik "lokum gibi kura" benzetmeleri yapılmıştı. Bu kez gerçekten de hak verilecek tarafı vardı grubun. Pot 2'den Braga'yı çekmek, Pot 4'den Cluj'u çekmek kağıt üstünde iyiydi. İyiydi ama kağıt üstünde! Sonuçta maçlar oynanmadan kazanılmıyor. İlk 2 hafta sonuçlarına bakın: Cluj deplasmanda Braga'yı yenmiş, Bate sahasında Bayern'i deplasmanda Lille'i 3'lemiş, S.Donetsk deplasmanda Juventus'tan puan almış, Braga deplasmanda Galatasaray'ı yenmiş!
"Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir" sözü sadece Türkiye'de geçmiyor sanırım. Türk futbolseveri hala kendini değiştiremedi. Kuralar çekilince ismine göre yorum yapmaya başlıyor, 2 maç kazanan takımı göklere çıkarıyor, 2-3 maç kaybedeni yerin dibine sokuyor. Kuralar çekildiğinde Galatasaray 3. sırada grubu bitirirse başarıdır demiştim. Hala aynı fikirdeyim. Şampiyonlar Ligi'nde dengeli gruplar daha tehlikelidir. Bakınız geçen sezon Trabzonspor'un grubu. Son maçta beraberlik yetiyorken CSKA Moskova'nın son dakikada Inter'i yenmesi ile elenmişti temsilcimiz. Düşünün grubu Trabzonspor ve CSKA deplasmanda Inter'i yeniyor. Sadece taraftar değil. Kulüplerde aynı durumda. Kendini bir dev aynasında görme huyumuz var ki anlaşılmaz. Daha grup aşamasında yok final oynarız, yok lider çıkarız, yok eleriz gibi açıklamalar yapıyorlar. İlk turda eleniyorlar. Braga gibi Cluj gibi takımları göz ardı ediyorlar açıp izlemek araştırmak yok. Son 2 sezonda deplasmanda Avrupa kupası maçı kaybetmemiş Braga takımı. Deplasmanda nasıl etkili takım anlayın artık!
Peki biz neden geriye gidiyoruz? Bunun bir çok nedeni var aslında. Örneğin Videoton gibi bir takım bile Paulo Sousa'yı teknik direktör yapıp belli bir şablon içinde oynuyor. Modern futbolun gereklerini yapıyor. Sonuçta kazanıyor. Biz ise kısır iç çekişmeleri nedeniyle başarılı olamıyoruz. Metin Diyadin neden gönderildi bilen var mı? Son dönemde sistem konusunda beni ümitlendiren tek takım Orduspor. Her maç aynı futbolu oynayan, futbolun gereklerini yerine getiren, belli bir çizgisi olan, teknik direktörün kafasındaki oyuncuları transfer eden bir örnek. Başarılı mı? Evet. Başarı hemen mi geldi? hayır. Basamak basamak çıkıyor Cuper'in öğrencileri umarım daha da başarılı olurlar. Tıpkı Orduspor yönetimi gibi ülke futbolunun acil radikal kararlar alması lazım. Fatih Terim'in çıkıp arkadaşlar biz geçen sezon daha yeni kurulduk, saolsun çocuklar şampiyon olmayı başardı ancak Şampiyonlar Ligi oynamayalı 6 sene olmuş, geçen sezon bu takım Avrupa görmemiş, adapte olmamız lazım kolay değil öyle demesi gerekirdi. Bugün gelinen nokta budur.
Braga sadece benim takip ettiğim 4 sezondur aynı şablon, aynı oyun planı ile oynuyor. 3 kez teknik direktörleri değişti ancak Braga aynı Braga. Portekiz liginde her yıl ilk 4'e oynar, kupada final-yarı final görür, Avrupa'da en az gruptan çıkar. Her takıma her sahada aynı futbolu oynar. Maç boyunca hep aynı şeyi yaptılar. Eder önde "target man" dediğimiz hedef santrafor, onun aldığı topları değerlendirecek becerikli ve aktif orta saha oyuncuları, 2 sağlam ön libero, uzun ve sert 2 sağlam stoper ve hücuma destek veren bekler. Portekiz futbolunun son yıllardaki şablonu. Braga tek değil yani. Son yıllarda Portekiz futbolundaki gelişme ortada. Alınan oyuncular belli. Mesela Alan, Eder, Micael, Amorim, Custodio uzaydan mi geldi? fiyatları belli. Amaç sisteme uygun oyuncuyu bulmakta. Bizim büyükler hala kendilerini dev aynasında görsün. 10 Milyon Euro verip hava atsın. Sistemin, oyun planının, istikrarın, sabırın olmayınca ağımızın suyu akarak izlediğimiz Sow, Meireles, Simao, Quaresma, Riera, Eboue gibi isimleri kendimize benzetiriz!