6 Eylül 2011 Salı

KISA MASAJ: "Penaltıcın Kadar Konuş"

Son 2 maçta 2 penaltı kaçırdık. Bu penaltılar maç 3-0, 4-0 gibi farklı sonuçlarla öndeyken değil tam ihtiyacımız olduğu dönemlerdeydi. Atışlardan birini Burak Yılmaz, diğerini Arda Turan kullanamadı.
Şimdi bu oyuncular penaltıları atamadı diye onlara bayağı yükleniyoruz. Yükleniyoruz da sanki Süper Lig'de tüm penaltıları yerliler atıyor. Arkadaş Fenerbahçe'nin penaltıcısı Alex (konunun uzmanı), Galatasaray'ın penaltıcısı Baros, Beşiktaş'ın genelde Guti sonralarda Simao o da olmadı Quaresma, Trabzonspor da ise Colman geçen sezonun sonlarına doğru Burak Yılmaz, Bursaspor da geçen sezon kaleci Ivankov bu sezon Vederson, Kayserispor'da Cangele Hal böyle olunca milli takıma giden yerli oyuncuların penaltı tecrübesi düşüyor.
Arda'nın istatistiklerine baktım. Kariyerinde sadece 4 penaltısı var. Bunlardan 2 tanesi zaten seri penaltı atışları kalan 2 tanesi maç içinde ve Arda bu atışların 2 tanesini de kaçırmış durumda. Burak Yılmaz ise geçen sezon Süper Lig'de 3, bu sezon Milli takımda 1 tane kullanmış yine 2 tanesini kaçırmış. Dolayısıyla penaltı konusunda çokta iyi değiller. Artı bence Arda Turan zaten gol vuruşu çok iyi olan bir oyuncumuz değil. Bu konuda çalışması lazım zaten gol vuruşu da üst düzey olsa heralde Madrid'in diğer tarafında olurdu :)
Sonuç itibariyle kaçan penaltı bence sonucu değiştirmedi. Çünkü kazansak bile en iyi ikinci olmamız %10 gibi. Grubu 2.sırada bitirememe ihtimali de %10 gibi. Ama kaçan penaltı bize Şahan'ın reklamındaki gibi Kısa Masaj olur inşallah. Nitelikli oyuncu yetiştirme (özellikle golcü) konusuna eğilip sadece kuru cesaret değil soğunkanlılıkla işi bitirme eğitimi vermeliyiz. Gençlere güvenip şans vermeliyiz. Bakınız İsviçre (geceyi 3-1 galibiyetle kapattılar 3 golü de 19 yaşındaki Xherdan Shaqiri attı)

10 Ağustos 2011 Çarşamba

Bu Fırsat Kaçmazdı Arda!! Hasan Şaş Olma :)

Bu ülkenin Avrupa kupalarında en önemli başarılarını kazanan takımı tartışmasız Galatasaray. Galatasaray'ın kaptanı Arda. Henüz 24 yaşında aynı zamanda milli takımın değişmez oyuncusu belki de son 2 yılda en efektif oyuncusu (6 gol-4 asist). Transfermarkt.de sitesinde değeri 15.000.000 Euro civarında. Ve Arda dün Atletico Madrid takımına transfer oldu. Bakın Atletico Madrid yani Barcelona, Real, Manu, Chelsea veya B.Münih değil. Bedel 12.000.000 Euro artı gelecek sezon İspanyol ekibi Şampiyonlar Ligine giderse 1.000.000 Euro, Avrupa Ligine giderse 500.000 Euro daha. Yani en kötü ligi 7.sırada bitirecek kapasitede olan Atletico Madrid'den gelecek bedel minimum 12.500.000 Euro. Buraya kadar yaptığım özette göre şunu diyebilirsiniz herşey normal.
HİÇ GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİL aslında :)
1- Evet Arda Galatasaray'da ama Galatasaray bu sezon Avrupa kupalarında yok.
2-Euro 2008 geçeli 3 sene oldu. Gelecek sezon sonunda yeni şampiyona olacak ve bizim Milli takımın kupaya katılma şansı grubu 2.sırada bitirip play-off'u geçmesiyle mümkün
3-Geçen sezon sadece 19 maçta ( Süper Lig 12 maç) oynayan ve 6 gol-2 asist yapan Arda'nın çok forma olduğu söylenemez.
4-Özel hayatı, kaptan olması, takımın bayrak oyuncusu olması nedeniyle sürekli eleştirien sürekli göz önünde olan ve yıpranan bir Arda.
Bu şartlar altında 1 sezon daha Galatasaray kalan Arda, milli takımda şampiyonaya gidemezse tahminen en iyi ihtimalle 26-27 yaşlarında belki 2014 Dünya kupasında veya Şampiyonlar ligine giderse takımı transfer yapma fırsatı bulacak ama o takım Atletico Madrid değil ne biliyim Bolton, Middlesbrough olabilirdi.
Hasan Şaş, hem Brezilya maçında attığı gol hem oyun stili hem de imajı sayesinde bronz madalya aldığımız 2002 Dünya Kupasının en popüler 3 oyuncumuzden biriydi. Uefa ve Süper Kupa kazanmış, 4 yıl üst üste şampiyon olmuş, Avrupa kupalarında defalarca oynamış çok tecrübeli bir oyuncuydu. Kendi ağzıyla söylediği türlü türlü talipleri vardı ama fırsatı kullanamadı. Benzer durum Semih Şentürk, Okan Yılmaz (Marsilya), Fatih Akyel, Arif Erdem gibi isimler içinde oldu.
Ama Arda fırsatı kaçırmadı. İdeali uğruna parayı değil kariyeri seçti. Bence en büyük Galatasaraylılığı da yaptı. Kulübüne 12-13 milyon Euro kazandırdı ki yerli oyuncular içinde Türkiye'den Yurtdışına yapılan en yüksek bonservis bedelidir.

3 Ağustos 2011 Çarşamba

İddia Ediyorum: Bizim Ligin İkincisi Bu Sistemde ŞL Gruplarına Kalamaz

Trabzonspor - Benfica eşleşmesinden bir kez daha anladık ki, Spor Toto Süper Lig'de 2.sırada sezonu bitiren temsilcilerimizin bu sistemde Şampiyonlar Ligi gruplarına kalması nerdeyse imkansız. İddia ediyorum Platini'nin getirdiği bu devran böyle sürerse bizim ikincilerin vay haline...İşin en can sıkıcı yanı ise Trabzonspor rakibini geçip play-off turuna kalsa bile karşısında Bayern Münih, Arsenal, Lyon, Villarreal gibi güçlü takımlarla eşleşecekti. Hasbelkader 3.Ön Elemeyi geçsek bile (2 senedir bu turu da geçemiyoruz ne acı) play-off turunda devler geliyor karşımıza. Gelen bu devlerde Şampiyonlar Ligi'nin hem prestij hem de maddi gelir kaynağı olması nedeniyle var güçleriyle saldırıyorlar. Oyuncuları da bu arenada kendilerini göstermek istedikleri için işi sıkı tutuyor. Böylece turu geçmek daha da zorlaşıyor.
Ülke futbolumuz geriledi artık bunu kabul edelim. Dünya üçüncüsü, Uefa ve Süper Kupa şampiyonu kadrolarda yer alan oyunculardan yetiştiremiyoruz. Yetiştirdiklerimizi hem yerden yere vuruyoruz, hem de maddi-manevi bol imkanlar verip köreltiyoruz. Oyuncu ihraç edemiyoruz (Mehmet Topal istisna helal olsun) A Milli takımda Servet'in yanına bir stoper çıkaramadık. Forvet hattında hala arayışlar sürüyor, en iyi tercih Fenerbahçe'de yedek kalan Semih Şentürk. Takımın yarısı yurtdışında yaşayan gurbetçi vatandaşlarımızın çocukları (Hamit, Nuri, Mevlüt, M.Ekici, Serdar Kesimal gibi). Dolayısıyla artık yeni yapılanmaya gitmemiz lazım.
Son dönemde yaşanan tatsız olaylar zaten camianın ne durumda olduğunu gösteriyor. Şampiyon olmak amaç mıdır? araç mıdır? yoksa ikisi birden değil midir? bunun kararını verelim. Şahsi kanaatim şu yönde; Futbolu bu kadar çok seven bu toplum her turnuvada gururla destekleyebileceği, yense de yenilse de mücadelesinden ve sahada yansıttığından gurur duyacağı ulusal takımları ve temsilcileri hak ediyor. Bu nedenle çok küçük yaş gruplarından organize olmamız lazım. Uzun süre birlikte oynayan, birlikte büyüyen ve gelişen (hem sportif hem mental anlamda) jenerasyonlara ihtiyacımız var.

27 Temmuz 2011 Çarşamba

Bizde GİRAY Onlarda GARAY Vardı

Öncelikle şunu söyleleyim. Maçtan önce Trabzonspor adına ümidim yoktu. Artık nerdeyse ekol olmuş "Portekiz takımları iç sahada kazanır" klişesini Estadio Da Luz (Işık Stadı) çimlerinde bir çok kez kanıtlayan, 2011'de tüm Avrupa kupası maçlarını evinde galip bitiren tecrübeli Benfica karşısında yeni kurulan Trabzonspor'a şans vermemiştim. Hatta ilk 20 dakikada takımın baskıyı kaldıramayacağını düşünmüştüm.
Maça Benfica tahmin ettiğim gibi baskılı başladı ama şuursuzca bir baskıydı bu. Organize olmakta sorun yaşadılar ve daha çok Gaitan'ın yer aldığı sol kanattan geldiler. Trabzonspor ise 4-2-3-1 sistemi ile sahada yer alırken 4 yeni transfer ve geçen sezon ilk 11 oyuncusu olmayan 3 oyuncu ile henüz kaynaşmamış bir halde oynuyordu. Açıkcası baklava sistemi ile 4-4-2 oynayan Benfica karşısında Şenol hoca orta sahaya 1 savaşcı isim daha katmış olsaydı sanırım bu akşam sevinen taraf biz olurduk. Çünkü orta göbekte sadece Javi Garcia ile oynayan Benfica karşısında Zokora-Colman ikilisi yanına bir oyuncu daha olsa ve hızlı elemanlar Burak-Adrian kanatlarda oynasa (klasik 4-3-3 sistemi) çok daha etkili olurduk. Ancak Trabzonspor garip bir oyun anlayışı ile oynadı. Paulo Henrique daha çok sol kanatta top alırken, Burak tek forvet gibi Adrian serbest oyuncu pozisyonunda oynadı. Tabii bu gösterdi ki henüz uyum sorunu aşılmamış.
Maçın kopma noktası Barcelona B takımından alınan Nolito'nun oyuna girmesi oldu. Maç boyunca etkili olamayan Enzo Perez yerine sağ kanada Gaitan, sol kanada Nolito geçti. Nolito hem Saviola hem de Aimar ile sol kanattan etkili gelmeye başladı ve sonunda golü de Aimar'ın nefis pasında kendisi attı. Aslında gol çok şanssız bir zamanda geldi. Çünkü Şenol hoca gerçeği görüp oyuna Alanzinho-Aykut Akgün hamlesi yapmıştı ama 3-4 dakika sonra geriye düştük. Maç 1-0 iken aslında hemen bir hamle daha yapıp Halil Altıntop veya Engin Baytar değişikliği yapılabilirdi. Biz bu hamleyi yapmadık buna rağmen Burak %100 bir fırsattan yararlanamadı. Son noktayı bence sahanın en iyisi Gaitan mükemmel bir vuruşla koydu.
Benfica geçen sezona göre çok iyi transferler yapmış ama henüz hazır değiller. Chelsea'ye giden David Luiz yerine Real Madrid'den Ezequiel Garay, Real Madrid'e giden F.Coentrao yerine Emerson (çok beğendim, hamleli ve savunma yönü F.Coentrao'ya göre daha iyi), Nolito, Axel Witsel gibi oyuncularla daha iyi olmuşlar. Trabzonspor ise 82 puan toplayan kadrodan 5 as oyuncusunu kaybedip yerlerine geçen sezon yedek olan Giray, Alanzinho, hatta Tolga ile maça başladı. Yeni transferlerden Zokora, Henrique, Adrian, Celutska ve Aykut oynadı. Açıkcası hepsi beklediğimden iyi çıktı ama Şampiyonlar Ligi Ön Elemesini geçmek için yeterli isimler değil.(Yenilerden en çok Celutska'yı beğendim, Adrian'ın iyi kumaşı var iş yapar, Zokora zaten standardı olan bir oyuncuydu bunu da sahaya yansıttı, Aykut'un kendine güveni olması çok iyi, P.Henrique ilginç çalımlar atan değişik bir oyuncu onun için ilerleyen zamanlarda görüş bildirmek lazım.)
2-0 çok zor bir skor rövanş için. Ama yine de herşey bitmiş değil demek isterdim. Hatta futbol bu Fatih Terim'in dediği gibi Everything is something happened :)) demek isterdim AMA BU ANLAYIŞLA ZOR: adamlar giden stoper yerine Real Madrid'den GARAY'ı alırken sen giden stoperin yerine yedek stoperini GİRAY'ı ilk 11'e koyarsan ŞL eleminde SIKINTI OLUR!!

19 Ağustos 2010 Perşembe

Adnan'ın Tezi Hala Bitmedi.

Aslan tez konusu

Adnan Sezgin, futbol okuyanların Galatasaray"ı incelemesi gerektiğini söyledi

"19 milyon euro"ya 11 futbolcu aldık. Bu, Amerika"da tez konusu olur. Gerets"in kalması hataydı. Kalli ilk tercihti ama Yanal"la da görüştük. Gökhan Ünal ve Fatih Tekke"yi istedik. Gago"yu 10 milyon euro"ya alamadık, 3 ay sonra Real 20.5 milyon euro ödedi!"


Futbol okuyanlar bizi incelemeli

Tolga: Peki Futbol sevenler seni ne yapmalı????


GALATASARAY"DA Futbol A.Ş. Genel Müdürü Adnan Sezgin, Futbol Extra Dergisi"ne çok çarpıcı bir röportaj verdi. İşte Sezgin"den müthiş sözler: "Futbol üzerine eğitim yapanlar, gelip Galatasaray"ı incelemeli. Geçen seneki kadronun bonservisler haricinde kulübe maliyeti 17.4 milyon euroydu. Bu sene 19 milyon euro. 11 futbolcu alıyorsun ve 1.6 milyon euroyla bu kadroyu kuruyorsun. Bu Amerika"da tez konusu olur. 5 seneyi garanti altına alacağız".

Tolga: 5 sene garanti kısmı hakkaten doğru. sahasında 5-2 küme düşen takıma kaybetmeK, Balkan'ların köy takımlarınI yenememek, ezeli rakiplerine sürekli kaybetmek...Garantii


Şampiyonluk zararımıza oldu!


"ŞAMPİYONLUK yarışı Fener"le bizim aramızda geçer, biz kazanırız. Yeni bir takımla buralara geldiysek, başarılıyız. Çok çok iyi olmaya aday bir takımız. Geçen sezon bu uyumu yakalayamadık ve hamle yapamadık. 2 yıl önceki şampiyonluk bize 6 ay kaybettirdi. Çünkü gerekli radikal hamleleri yapamadık. Takımı bozmak istemedik".

Tolga: Ulan hep bahane hep bahane

Ersun Yanal"e ret!


"GEÇEN yıl Gerets"le yola devam etmemiz yanlıştı, hata yaptık. Feldkamp ilk tercihimizdi. Ersun Yanal ile de görüşmeler yapıldı. Ama kendisine en son olmayacağını söyledim. Feldkamp ismi lig bitmeden çok önce belliydi. Ama onu ikna etmek kolay olmadı. Başta sancılar çekti. Ama şimdi o da biz de mutluyuz. Barış ve Serkan"ı Şekerspor"da bulmuştum. Ali Bilgin"i Essen"de izledim, beğenmedim. Barış"ın transferi bir ara çıkmaza girdi ama araya Feldkamp girince halloldu".


Gago bizim olabilirdi


"2 gün geç kalsaydık Linderoth, Fransa"da olacaktı. Müthiş bir hava trafiği yaşadık bu transferde. Nonda için kulübü 2 milyon euro istedi, masadan kalktık. Bir gün sonra çağırdılar ve istediğimiz şartlara, "Evet" dediler. Gökhan Ünal"ı da istedik, Kayseri ile masaya oturduk. Ama bu sene vermeyeceklerini söylediler. Fatih Tekke"yi de istedik ama bonservisi pahalıydı. Boca Juniors"tan Gago"yu istedik. 10 milyon euroya kadar düştüler. Ama bu rakam bize ağır geldi. 3 ay sonra Real Madrid, Gago"yu 20.5 milyon euroya aldı."

Tolga: Gago Real Madrid'de nefret ettiğim tek adam. İştr Adnan'ın futbol bilgisi bu. En dandik adamı bulmuş. Ayıp olacak belki ama Fener'deki Selçuk Gago'yu alır ters çevirir cebine koyar.

Kalli, Lincoln"ü sonra öğrendi!


Adnan Sezgin, "Transferi bitirdik ve Kalli"nin sonra haberi oldu. Lincoln bizim için Schalke"ye rest çekti ve Galatasaray büyük kára geçti. İyi ki onu almışız" dedi
GALATASARAY"DA Futbol A.Ş. Genel Müdürü Adnan Sezgin, Lincoln transferinde bilinmeyen bir gerçeği açıkladı. Lincoln"un transferinin, Feldkamp"ın isteği doğrultusunda mı gerçekleştiği sorusu üzerine Sezgin, "Hayır. Feldkamp"ın Lincoln"ün transferinin en sonunda haberi oldu. Bugün "İyi ki Lincoln"ü almışız" diyorum. Schalke 10 milyon euro istedi, 8"e düştü. Biz de masadan kalktık ve hemen Brezilya"ya gittim ve Lincoln"e Galatasaray"ı anlattım. O da Andreas Müller"i aradı ve "Bir daha beni aramayın. Artık Galatasaraylıyım ya da futbolu bırakıyorum" restini çekti. Sonra da 5 milyon euroya işi bitirdik. Benim hiç hesapta yokken Almanya"dan Brezilya"ya gitmem, kulübe sadece bu transferden 3.8 milyon euro tasarruf sağladı. Lincoln"ün bize dört yıllık maliyeti, yaklaşık 13 milyon euro. Menajerine de 300 bin euro verdik" ifadelerini kullandı.

Tolga: BABABABBA PAŞA'YA BAK Sen!!!


Yıldızları kaçırdık


ADNAN Sezgin, "Lincoln, Juninho ve Riquelme"den birisini alacaktık. İlk olarak şubatta Juninho için Brezilya"ya gittim. Ancak bir taraftan da Lincoln ile görüşüyordum. Şilili Suazo için de çok uğraştım. Heerenveen"deki Alves için kulübü çok para istedi. Grafite ile para konusunda anlaşamadık. Postiga ile her konuda anlaştım ancak eşi gelmek istemedi ve transfer olmadı" dedi.


Tolga: Yahu alamadık edemedik bıktık be bu ne biçim açıklama, Haldun diyomuydu alamadık edemedik diye.

Git tezini bitir sen. Bu arada Galatasaray'da bitti!!!

14 Ağustos 2010 Cumartesi

Galatasaray'a Söylesinler Ligin Adı Değişti: "Spor Toto Süper Lig" Oldu.

Yeni sezonda yazılarıma devam ediyorum. Efendim geçen gün ligtv'de yayınlanan bir programda dört büyükleri tartışıyorlardı. Sevgili Sinan Engin, Beşiktaş'ın iyi transferler yaptığını aynı zamanda dünya çapında bir teknik adamı takımın başına getirdiğini ve bunların övgüye şayan olduğundan hatta ligin en sükseli takımının Beşiktaş olduğundan bahsediyordu. Ancak sonuna da şunu ekledi: "Sayın Schuster orta sahayı Guti-Ernst-Delgado ile kurarsa çok sıkıntı çeker, her zaman kaleciler müthiş maçlar çıkartmaz. Bizim ligimiz zordur rakipleri tanımıyor, birisinin bunları hocaya aktarması gerekir" dedi. Gerçekten sayın Engin'in görüşlerine sonuna kadar katılıyorum. Ligimiz gün geçtikçe zorlaşıyor. Yerli antrenörler artık birçok alanda ilerlediler. Maddi imkan bulan yönetimler yerli-yabancı iyi transferler yapıyor, kulüplerini güzel yönetiyolar. Büyük takımlar ise fark yaratan isimleri bulmakta zorlanıyor. Altyapıdan bulunamayan yetenekler (Arda hariç), yurtdışından da artık gelmiyor (Guti ve Q7 hariç). Kaliteli isimler artık Rusya ve Yunan ligine gidiyor, Brezilyalılar ise ülkelerine dönmeye başladı. O halde şu yapılabilir mi? Ajax veya Manu modeli gibi. Sistemin içinde yetişecek oyuncular ile takım halinde fark yaratma. Aslında bu daha iyi. Galatasaray'da bunu yapsın diye Rijkaard'ı getirdi ama bir hata yaptı. Yönetim hala aynı hatayı devam ettiriyor. Rijkaard rakibe önlem almıyor. Rakibi önemsemiyor, lütfedip bir maçına bakmıyor. İddaa ediyorum bugün Galatasaray'ın başında hangi yerli antrenör olursa olsun Sivasspor'da Ceyhun Eriş var aman ona şut attırmayın, döndürmeyin, ara pası vermesine engel olun derdi.Fakat Rijkaard nerden bilsin bizim Evliya Çelebi Ceyhun'u! Haliyle takım oyundan 2.yarıda düşünce, o anda da skor üstünlüğü olmayınca Ceyhun şov yaptı.

Gerekli transferleri yapamayan bir takım Galatasaray, Sivasspor kadar iyi çalışmamış bir takım Galatasaray.Doğal olarak sahada ne yapsın. Kabak gibi belli Sivasspor'un kondüsyonu daha iyi. Yahu adama sormazlar mı sen ne idmanı yaptın diye! Neymiş efendim "Takım henüz hazır değilmiş" eeeeheheh olmaz tabi sen sezonu 5 Temmuz'da aç, sonrada hazır olma olamazsın beyfendi olamazsın. Şampiyon olmuş takım 28 Haziran'da sezonu açıyor, paşalar 50 küsür gün tatil yaptı 5 Temmuzda sezonu açtı sonuç ortada.

Yukarıda anlattığım gibi artık işler değişti. Ey Adnan Polat, Ey Adnan Sezgin. 90 Dakika boyunca ne yaptınız merak ediyorum. Suçu kimde buldunuz. Rijkaard?, hakem Abitoğlu?, yok yok Mustafa Sarp?, Ali Turan? aaa belki de uzun saçlı neydi adı onun Üstünel mi yoksa? Kalli de olabilir? Lincoln o golü niye atamadı dimi? :) Evet suç bunlarda gerçekten!
Ligin adı değişti, Maçların artık tamamı canlı yayında, Uefa Kupasının adı bile değişti, web siteleri yenilendi ama tek değişmeyen Galatasaray'ın serbest düşmesi. Sayın Polat ve ekibi görevde kaldığı dönemde kulübü sportif, kurumsal, amatör, finansal hiçbir alanda ileriye götüremedi. Tek başarılı olduğu yan var o da her sene farklı renkte forma üretmek oldu :)

8 Mayıs 2010 Cumartesi

Kapattık Abi

Mayıs ayının 2.Cumartesi günü. Hava çok güzel, ne çok sıcak ne çok soğuk. Paranız ve Vaktiniz var ne yaparsınız: Altenatifler 1-Boğaz kıyısına gidilebilir sıcak veya soğuk bişiler yudumlanabilir. 2-Taksim, Kadıköy, Bakırköy vs..bilimum mekanlarda gezilebilir 3-almadıysanız annenize hediye alabilirsiniz 4-eş dostla spor yapabilirsiniz mesela bisiklet, çayırda frizbe oynamak gibi 5-ha bi de para verip maça gidebilirsiniz
Eğer 5.ci seceneği secip bu güzel havada Ali Sami Yen'e gelip güzel bir maç seyredeyim dediyseniz üzgünüm zaman makinası elimde yok! seçeneklerinizi bir daha ki sefere iyice gözden geçirin. Aman ha Polatlı Ardalı Franklı Jo Alvesli bi takıma güvenmeyin paranızı zamanınızı heba etmeyin...
Yahu arkadaş bari bu maçı alın. Koskoca sezon şu takım bir tane önemli maçı kazanamadı yahu. Nasıl olur ben anlamadım. Fenerbahçe maçları fiyasko hadi tamam, Avrupa kupası en önemli maçlar Atletico Madrid tam bir fiyasko baştan aşağı (yönetim, teknik ekip, oyuncular) , Türkiye kupası kepazelik, Bursaspor maçı rezalet. Bir tebessüm için stada gelmiş taraftarın bari onu sevindir yooooooookkkkk KAPATTIK ABİ diyolar futbolcu müsvetteleri.
Utana utana yerin dibine girdi taraftar. Ayıptır kardeşim. Beşiktaş puanı eşitledi. Haftaya Galatsaray'ı geçse geçen sene 5.ci bitirdi bu takım diyen sayın Rijkaard efendim aynı tarihte sezonu açacak. Yani anlayacağınız geçen sezon 5.ci olmakla bu sezon 4.cü olmak aynı şey. 90 Dakika maçı izledim sahada bi Necati vardı bi de sarı-kırmızı bi takım şahıslar. Neden Necati bu takımdan gitti açıklamadılar sanırım iyi oyuncu ondandır. 40 yıllık Veysel 10 saniyede golü attı da kel gözüktü, darısı haftaya Gençlerbirliği'ne.
GALATASARAY DEFTERİNİ BU SEZON KAPATTIK ABİİİİ.....

5 Mayıs 2010 Çarşamba

Top Harbi Olsaydı, Yuvarlak Olmazdı.

Top harbi olsaydı, yuvarlak olmazdı. Her birine bi yamuk yapıyor işte: kimine deplasmanda 10 yıl kazanmak haram, kimine 27 yıl kupayı kazanmak, kimine 7 yılda 1 şampiyonluk, kimine 23 yıl...Bugün yine tarihi bir kupa finali oynandı.
Her açıdan tarihiydi. 1983 yılından beri kupayı kazanamayan Fenerbahçe açısından, Son 6 yılda 4.kez-son 10 yılda 5.kez-27 yılda 7.kez finale gelen ve kazanamayan Fenerbahçe açısından, maçın tarihinin 5 Mayıs'a tekabül etmesi (Şenol Güneş döneminde şampiyonluğa en çok yaklaşıtığı yıl olan 1996'da Fenerbahçe'nin deplasmanda Trabzonspor'u yendiği ve şampiyonluğu aldığı maç) Trabzonspor açısından, sezonun son haftası Fenerbahçe'nin sahasında Trabzonspor ile oynacağı açısından, Avrupa ligi ön eleme turlarının sıralaması Trabzonspor, Galatasaray ve Beşiktaş açısından , Şanlıurfa'da oynanan ilk final olması açısından, 10 yıl sonra gündüz final oynanması açısından, 27 yıl sonra Fenerbahçe'nin duble yapma şansı (diğer rakiplerine en büyük benim demesi yani) yakalaması açısından tarihiydi.
Son haftalarda gol yemeden 1-0 kazanıp puanları cebe indiren Fenerbahçe favoriydi. Eskişehirspor maçında gösterdiği performansın karşısında Trabzonspor Ankara deplasmanında dökülmüştü. Fenerbahçe sol bek Andre Santos dışında tam kadroydu. Trabzonspor ise maça hücumcu bir kadro ile çıktı. Burak-Selçuk-Colman-Engin dörtlüsü hücumu seven ama pek geri dönmeyen amiane tabirler yumuşak bir ortasahaydı. Fenerbahçe orta sahada Emre-Selçuk-Topuz ile üstünlük kurabilirdi. Fakat kazın ayağı öyle değil....
10 yıldır sahasında yendiği Galatasaray maçları sonunda gazetelerde "öğrenilmiş caresizlik" naaraları atanların hatta öss sorularına konu olan mevzuunun tamı tamına aynısı Fenerbahçeli oyuncularda vardı. Sanki derbi maçlarında rakibi ezen Fener gitmiş kuzuya dönmüştü. İlk 30 dakika kaleye 1 tane bile şut atmadılar. Trabzonspor ise ilk yarıyı 14 şutla geçti. 2.Yarıda değişen bi şey olmadı. Fenerbahçe kaptanın bireysel yetenekleri ile aradığı golü buldu. Tam zamanında gelmişti gol. Trabzonspor'un oyunu forse etmesi nedeniyle yorulacağı anlardı. Son dönem performansı ile Fenerbahçe'nin artık maçı vermez denilen noktaya gelindi. Fakat işte ne olduysa oldu. Trabzonspor geldi bir vurdu direkten döndü, bir daha vurdu gol oldu. Golden sonra maç dengelendi hem Fenerbahçe hem de Trabzonspor öne geçme fırsatları yakaladı ama Deivid ve Burak bunları gole çeviremedi. Derken bir kontraatakta sahneye Engin Baytar çıktı ve avantajı getirdi. Golden sonra Fenerbahçe şuursuz bastırdı ama gol gelmedi ardından Colman noktayı koydu.
Alkışlanması gereken bence Şenol Güneş'tir. Şenol Güneş, Türk futbolunun içinde var olduğu için övünüyorum. 2003'de konuşmayı bilmiyor diye milli takımından gönderilen Şenol hoca yurtdışından kendi müthiş geliştirmiş. Hem maç öncesi hem maç sonrası, hem rakibine hem oyuncusuna hem taraftarlara çok önemli mesajlar verdi. Burak Yılmaz ve Engin gibi haşarı-yetenekli oyunculara sahip çıktı kazandı ve sonuçta başarılı oldu. Ama bence en önemlisi; kimilerine göre korkak, kimilerine göre sağlamcı Daum'un aksine, Mourinho vari (Etoo-Milito nası savunma yaptı Barça maçında) bir tarzda hücumculardan koşan-kazanan-pres yapan ve sonuçta kazandığını iyi kullanan bir takımla korkmadan savaştı ve istediğini aldı.

26 Nisan 2010 Pazartesi

Sad But True

Süper Lig'in son 2 sezonunda en pahalı takım kim? Galatasaray. Bakıyoruz bu takım hangi kupaları almış. Süper Lig'de geçen sezon 5.ci, bu sezon 3.cü olmuş, Türkiye kupasında 2 sezonda da çeyrek finalde anadolu takımına elenmiş, Avrupa kupalarında (Şampiyonlar ligi hak getire, Avrupa Liginde gruptan çıkmayanı dövüyorlar) gruptan çıkmış bir kez 4.turda, 1.kez de 3.tur elenmiş. Hatta her iki turda da eleme fırsatı sahasına kadar gelmiş ama teknik adam-oyuncu hataları ile son dakikada tur elden gitmiş. Kupa demiştim bir kaç satır önce heh son 2 sezonda 1 tane nazarlık var: 2008 Ağustos ayı Kayserispor'a karşı alınan TFF Süper Kupası.
Hadi kupa başarısı yok diyelim ki kadro oluşturuluyor. Oh ne ala! Bakıyoruz yerli 4 tane stoper takımda hiçbiri oynamıyor. Neill-Hakan Balta tandemde, gerçek mevkii sağ bek olan Uğur yedek kulübesinde yerinde açıktan bozma Sabri var. Sol bekte aynısı kiralık Caner bekte gerçek yeri açık. Kaleci desen yabancını oynatmıyorsun yerlilerden yaşlısını oynatıyorsun genç hala kulübede. Orta sahaya gel Keita tamam yerinde iyi, sol bekte bir genç çocuk var kiralık ne işe yaradığını ben daha bulamadım. Asist yapıyor, arkadaşları atamıyor pozisyona giriyor kendi atamıyor neyse. Mustafa Sarp-Mehmet Topal desen ikisini toplayınca bir adam zor ediyor. Elano Blumer son dönemlerin en büyük fiyaskosu oldu. Kewell ayıp, Arda kayıp :) Bakıyoruz forvette Baros bi tane Jo ise alemde. Ayhan kulübede, Barış tribünde, Aydın ve Serdar kirada. Sonuç olarak takımda elle tutulur 4 tane oyuncu var: Neill - Hakan Balta - Keita - Baros. Hal böle olunca sonuçlarda üstteki gibi oluyor. Teknik adamdan hiç bahsetmedim bile...
Acı ama gerçek. Galatasaray yönetimi son 2 sezonda Skibbe, Meira, De Sanctis, Caner, Nonda (gitmesi)-Kewell (kalması), Leo Franco, Caner, Gökhan Zan, Elano, Jo Alves ve Giovani Dos Santos transferleri ile çuvallamıştır. Sezonun en önemli maçı olan Fenerbahçe karşılaşması öncesi kongreye dalan, 23 yaşında adama hem kaptanlık hem 10 numara verip sorumluluğun altında ezen, taraftarı ve kulübü organize edemeyen yönetim ancak gider Kasımpaşa'nın fahiş bilet fiyatlarını protesto etmek için açık tribünde oturur. Fenerbahçe yönetimi ise napar en önemli maçında tribün desteğine ihtiyacı olduğunu bilir, üzerine düşen görevi yapar gider biletlerin hepsini kapatır. Biletleri de uygun fiyata taraftarına ulaştırır. Bunu gören futbolcuda napar eder 1-0'da olsa maçı alır düdüğü çalar.

24 Nisan 2010 Cumartesi

Forman İçin Oyna, Bizim İçin Oyna, Kendin İçin Oyna

Bir tezahürat vardır: "Arman İçin Oyna, Forman İçin Oyna, Bizim İçin Oyna, Ölümüne Oyna" diye. Pek sevdiğim bir tezahürattır. Hani İngiltere liglerinde küme düşmesi kesinleşen takımların bile son maçta bir galibiyet almak için uğraşması veya Alman takımlarının 5-0 öndeyken bile tekmeye kafayı sokması sanki maç 0-0 gibi panzerlik yapmasını hatırlatır.
Nedendir bilinmez bizim takımlarda böyle güzel huylar azdır. Aslında artması gerekir. Tezahüratta dedği gibi bari tribüne gelen seyircin için oyna. Oyna ki o zevk alsın, oyna ki seneye kadroda yerin garanti olsun, oyna ki kendini göster istatistiklerini arttır. Dün gece de işte Beşiktaş takımında 2 oyuncu vardı: Bobo ve Holosko. Bobo geçen hafta tarihi penaltıyı kaçırmış, geceyi uykusuz geçirmiş hatta arkadaşı hatırına penaltı atmadı damgası vurulmuş halde maça çıktı. Bakıyoruz 1 gol-1 asist maçı tamamlıyor. Neden? Çünkü kariyerinde hiçbir sezonda 12 golü yok. Bobo diyorki bari kariyer rekorumu kırayım, bari gol atayım da geçen hafta yazanlara kapak olsun, bari iyi oynayayımda fırsat kaçmasın, aldığım parayı helal edeyim. Öteki yanda Holosko var. Tarihinde ilk kez Slovakya Milli takımı Dünya kupasına gidiyor. Jenerasyon olarak sanırım bir daha da zor giderler turnuvaya. Holosko bu fırsatı kaçırmak istemiyor. Bir nevi kendi için oynuyor. Ama ne olursa olsun oynuyor. Kaç gol kaçırdı dün? Nerden baksan 3 gol var. 1 tane de attı 4 gol pozisyonu. Sonuç olarak efektif bir maç çıkardı. Bu oyuncuların yanına İbrahim Üzülmez, Sivok ve Uğur İnceman eklenince maç 2-2 bitti. Sivasspor kazanmayı hakketti mi? Bence hayır. Sonuç idealdir.
İşin ilginç yanı 5 sezondur Sivasspor deplasmanda Beşiktaş'a yenilmiyor. İlk 3 maçta kazanan kırmızı-beyazlı takım 2 sezondur berabere kalıyor. Beşiktaş ise deplasmanda Sivasspor'a yenilmedi. Toplam 5 maçta 4 galibiyet 1 beraberlikle 13 puan. İstatistik bozulmadı. Beşiktaş 3 maçtır kazanamıyordu oldu 4. Sivasspor hükmen maç hariç 3 kez berabere kalmıştı o da oldu 4.
Sonuç olarak geçen sezon kadro itibariyle mucize yaratan Beşiktaş bu sezon en iyi ihtimalle 4.sırada ligi tamamlayacak. Mustafa Denizli olmasa bu noktayı da zor görürlerdi ya neyse. Seneye neler olur bilmem ama Nobre ve Nihat başta olmak üzere siyah-beyazlı oyuncuların forması için, arması için, taraftarı için oyması lazım. Taraftarın maç öncesi oyuncu ve teknik ekibi bağırına basması gibi onlarında gerekeni yapması lazım. İşte o zaman sayın Denizli'nin dediği gibi "sonuçlar önemli değil, hallederiz, kuş kafese girer" sözleri anlam kazanır.