Ülkemizde düzenlenen 20 Yaş Altı (U-20) Dünya Kupasında grup maçları sona erdi. 24 takımdan 16 tanesi yoluna devam ederken grup aşamasında 101 gol atıldı. Maç başına 2,81 gol ortalamasına ulaşıldı. Grup maçları sonunda en golcü takım Portekiz (10 gol) olurken en az gol atan takımlar Küba ve Yeni Zelanda (1 gol) oldu. En çok gol yiyen takım Küba (10 gol) olurken en az gol yiyen takımlar Kolombiya ve Uruguay (1 gol) oldu. Portekiz takımından Bruma 5 golle en golcü oyuncu oldu. Oynadığı 3 maçı da kazanan tek takım İspanya oldu.
Grup maçları sonunda ilginç istatistikler ise şöyle oldu:
* En Çok Şut Çeken Takımlar: Meksika, Gana, Nijerya (57)
* En Çok İsabetli Şut Çeken Takım: Meksika (37)
* İsabetli Şut Yüzdesi En İyi Takımlar: Avustralya ( %68), Irak (%67), Meksika (%65), İspanya (%65)
* En Çok Faul Yapan Takımlar: Şili ve Hırvatistan (56)
* En Az Faul Yapan Takım: İspanya (26)
* En Çok Faul Yapılan Takım: Uruguay (62)
* En Çok Sarı Kart Gören Takım: Hırvatistan (10)
* En Çok Ofsayt'a Düşen Takımlar: ABD ve Uruguay (9)
* En Az Ofsayt'a Düşen Takım: Meksika (1)
U-20 Milli takımımız son 16 turunda Fransa ile eşleşti. İki takımın karşılaştırmalı istatistikleri için tablo aşağıda bulunmakta.
30 Haziran 2013 Pazar
19 Haziran 2013 Çarşamba
FIFA U-20 Dünya Kupası Kadro Analizi
Ülkemizde düzenlenecek FIFA U-20 Dünya Kupasına çok az zaman kaldı. Turnuvanın resmi kadroları açıklandı. Turnuvaya gelecek 24 takımın 504 oyuncusunu analiz ettim. Bakalım en uzun, en kısa, en yaşlı, en genç, en çok oyuncu veren takım hangileri?
Turnuvanın kadrosunda en çok 1993 doğumlu oyuncu bulunan takımı: FRANSA
Fransa takımının 21 kişilik kadrosundan 20 oyuncu 1993 doğumlu. Kadroda sadece defans oyuncusu Kurt Zouma 1994 doğumlu.
Turnuvanın kadrosunda en az 1993 doğumlu oyuncu bulunan takımı: MALİ
Mali takımının 21 kişilik kadrosunda sadece 4 oyuncu 1993 doğumlu. Kadroda 11 oyuncu 1994, 3 oyuncu 1995, 3 oyuncu 1996 doğumlu.
Tunuvanın en genç oyuncusu: Daniel de Silva (Avustralya)
Turnuva kadrolarında yer alan oyuncular içinde en genç olan 06.03.1997 doğumlu Daniel Peter de Silva. Oyuncu geçtiğimiz mart ayında 16 yaşını doldurdu.
Oyuncuların %59,9'u 1993 doğumlu.
%30,6'sı 1994 doğumlu, %7,5'u 1995 doğumlu, %1,8'i 1996 doğumlu, %0,2'si 1997 doğumlu.
Turnuvanın en uzun oyuncuları (Resmi açıklanan değerlere göre):
Stepanos Kapino (Yunanistan / Kaleci) 196 cm, Felipe Avenatti (Uruguay /Forvet) 196 cm
Turnuvanın en kısa oyuncuları (Resmi açıklanan değerlere göre):
Clifford Aboagye (Gana / Orta saha) 130 cm, Kennedy Ashia (Gana / Forvet) 130 cm, Ebenezer Assifuah (Gana / Forvet) 130 cm
Clifford Aboagye (Gana / Orta saha) 130 cm, Kennedy Ashia (Gana / Forvet) 130 cm, Ebenezer Assifuah (Gana / Forvet) 130 cm
Not: Küba takımının boy değerleri resmi listede verilmediğinden değerlendirmeye alınamamıştır.
Kadrosunda Yabancı ülkede futbol hayatını sürdüren oyuncu bulunmayan takım: 4
Küba, Yunanistan, Irak, Özbekistan
2012-13 Sezonunda Şampiyonlar Ligi Maçında Forma Giyen Oyuncu Sayısı: 5
Gerard Deulofeu (Barcelona / İspanya )
Paul Pogba (Juventus / Fransa)
Lucas Digne (Lille / Fransa )
Andre Gomes (Benfica / Portekiz )
Charalampos Lykogiannis (Olympiakos / Yunanistan)
17 Mayıs 2013 Cuma
PTT 1.Lig'de 3.Sıra Laneti
Süper Lig'de yükselen 3 takımın belirlendiği format son halini 2005-06 sezonunda aldı. Günümüzde PTT 1.Lig adına altında geçen sezon Bank Asya 1.Lig adı altında oynanan ligimizde ilk 2 sırayı alan takımlar doğrudan Süper Lig'e yükseliyor. Sezonu 3.sıra ile 6.sıra arasında bitiren takımlar ise play-off müsabakaları oynuyor.
Play-off müsabakaları da bir çok kez format değiştirdi. Önce tek maçlı eleme sistemi oynandı, ardından bir sezon grup maçları oynandı ve sonunda ilk ayak 2 maçlı / final maçı tarafsız sahada tek maçlı halini aldı. Sezonu 3.sırada bitiren takım ile 6.sıradaki takım bir seride eşleşti, sezonu 4.sırada bitiren takım ile 5.sırada bitiren takım bir seri eşleşti. Finale kalan takımlar ise uzatmalar hatta penaltılara gidebilecek tek maç sonunda Süper Lig rüyasını gerçekleştirmeye çalıştı.
Play-off müsabakalarına kalacak takımları seçim sistemi son halini aldığından beri ilginç bir istatistik göze çarptı. Sezonu 3.sırada bitiren takımlar Süper Lig'e çıkamadı. En başarılı takımlar ise 4.sırada yer alan takımlar oldu. Bu sezon hariç son 7 sezonda 4 kez ligi 4.sırada bitiren takımlar, 2 kez 5.sırada bitiren takımlar, 1 kez de 6.sırada ligi bitiren takımlar mutlu sona ulaştı.
Peki neden böyle? yanıtı psikolojik olabilir. Play-off maçları tıpkı seri penaltı atışlarına atfedilen "birazda şans işi" yaftasına uygun bir düzen. Kontrollü oyunun oynadığı, işin taktik boyutundan çok mental boyutunun önem kazandığı, sinir harbi şeklinde geçen maçlar. Böyle bir seriye hem de normal sezon bitmesinin hemen 1 haftası ardından başlıyorsunuz. Bir tarafta ilk 2 trenini kaçırıp ekstra maç oynamak zorunda kalan 3.sıra takımı ile son anda 6.sıra biletini alıp yüksek motivasyon ile treni yakalayan 6.sıra takımı. Dezavantajlı olan 3.sıra takımı oluyor. Bu seriyi kazanan 6.sıra takımı ise 4.sıra veya 5.sıra takımıyla bir finali daha kaldırmakta zorlanıyor yada 3.sıra takımı tur atlasa da çok ağır bir savaştan çıkmış oluyor. Diğer seride ise hem mental hem de fiziksel olarak denk takımlar eşleşiyor ve sonuçta kazanan takım 1 maçla çıkabileceği Süper Lig fırsatını geri çevirmiyor. Son 6 sezonda 4.sıra/5.sıra serisinin 5 kez kazanması tesadüf olamaz. (bir sezon gruplu oynandı)
Bu sezon ise ligi 3.sırada 1461 Trabzon bitirdi. Fakat 1461 Trabzon play-off müsabakalarına katılamayacak. Aynı puanda ligi 4.sırada bitiren Manisaspor acaba 3.sıra lanetini devam mı ettirecek yoksa zinciri kıracak mı bu hafta sonu belli olacak. (Benim favorim ise play-off tecrübesi yüksek Uğur Tütüneker yönetimindeki Torku Konyaspor)
Play-off müsabakaları da bir çok kez format değiştirdi. Önce tek maçlı eleme sistemi oynandı, ardından bir sezon grup maçları oynandı ve sonunda ilk ayak 2 maçlı / final maçı tarafsız sahada tek maçlı halini aldı. Sezonu 3.sırada bitiren takım ile 6.sıradaki takım bir seride eşleşti, sezonu 4.sırada bitiren takım ile 5.sırada bitiren takım bir seri eşleşti. Finale kalan takımlar ise uzatmalar hatta penaltılara gidebilecek tek maç sonunda Süper Lig rüyasını gerçekleştirmeye çalıştı.
Play-off müsabakalarına kalacak takımları seçim sistemi son halini aldığından beri ilginç bir istatistik göze çarptı. Sezonu 3.sırada bitiren takımlar Süper Lig'e çıkamadı. En başarılı takımlar ise 4.sırada yer alan takımlar oldu. Bu sezon hariç son 7 sezonda 4 kez ligi 4.sırada bitiren takımlar, 2 kez 5.sırada bitiren takımlar, 1 kez de 6.sırada ligi bitiren takımlar mutlu sona ulaştı.
Peki neden böyle? yanıtı psikolojik olabilir. Play-off maçları tıpkı seri penaltı atışlarına atfedilen "birazda şans işi" yaftasına uygun bir düzen. Kontrollü oyunun oynadığı, işin taktik boyutundan çok mental boyutunun önem kazandığı, sinir harbi şeklinde geçen maçlar. Böyle bir seriye hem de normal sezon bitmesinin hemen 1 haftası ardından başlıyorsunuz. Bir tarafta ilk 2 trenini kaçırıp ekstra maç oynamak zorunda kalan 3.sıra takımı ile son anda 6.sıra biletini alıp yüksek motivasyon ile treni yakalayan 6.sıra takımı. Dezavantajlı olan 3.sıra takımı oluyor. Bu seriyi kazanan 6.sıra takımı ise 4.sıra veya 5.sıra takımıyla bir finali daha kaldırmakta zorlanıyor yada 3.sıra takımı tur atlasa da çok ağır bir savaştan çıkmış oluyor. Diğer seride ise hem mental hem de fiziksel olarak denk takımlar eşleşiyor ve sonuçta kazanan takım 1 maçla çıkabileceği Süper Lig fırsatını geri çevirmiyor. Son 6 sezonda 4.sıra/5.sıra serisinin 5 kez kazanması tesadüf olamaz. (bir sezon gruplu oynandı)
Bu sezon ise ligi 3.sırada 1461 Trabzon bitirdi. Fakat 1461 Trabzon play-off müsabakalarına katılamayacak. Aynı puanda ligi 4.sırada bitiren Manisaspor acaba 3.sıra lanetini devam mı ettirecek yoksa zinciri kıracak mı bu hafta sonu belli olacak. (Benim favorim ise play-off tecrübesi yüksek Uğur Tütüneker yönetimindeki Torku Konyaspor)
19 Nisan 2013 Cuma
Yılmaz Vural'ın 40 Puanı
Kariyeri boyunca 26 senede 27 takım çalıştıran Yılmaz Vural genellikle küme düşme hattında yer alan ekiplerde görev yaptı. Yılmaz Vural böylece "küme düşme" konusunda işin kompedanı olmuş durumda. Medyatik hocayı takip edenler bilir hep bir hesap kitap içindedir. Yılmaz hoca demeçlerinde yıllardır 40 puan da 40 puan diye bahsedip durur. İşte Yılmaz hocanın 40 puanı!
1994-95 sezonunda beri Süper Lig 18 takımla düzenli olarak oynanmakta. Üç puanlı sistemin gelmesinden 7 sezon sonra takım sayısı da sabitlenmiş durumda. Ben bu yılları "modern yıllar" olarak niteliyorum. Modern yıllarda 18 sezon geride kaldı. Geride kalan 18 sezonda son 3 sırada yer alan ekipler küme düştü. Sezonu 16.sırada bitirip bir alt lige giden son takımların bir başka deyişle küme düşme çizgisinin ortalaması 33,6 olarak gerçekleşti. Yuvarlarsak 34 puan.
Diyeceksiniz ki 40 puan nerde 34 puan nerde. Hele ki düşme hattında puan almanın zor olduğu bölgede. Haklısınız ama Yılmaz hoca zaten işin ortalamasında değil, örnek uzayın maksimum değerinde.
Yılmaz hoca son 18 sezonda en yüksek puanla düşen takıma bakıyor. Karşımıza 2003-04 sezonunda Bursaspor çıkıyor. Gerçekten oldukça yüksek bir puanla (40 puan) Bursaspor lige veda ediyor. Alt sıradaki takımların özellikle son haftalarda oldukça başarılı sonuçlar aldığı sezon son 18 yılın rekoru. Bursaspor'un ardından 39 puan alıp düşen takım 2006-07 sezonu M.P.Antalyaspor. İşin ilginç yanı da o sezon M.P.Antalyaspor'un teknik direktörü Yılmaz Vural.
1994-95 sezonunda beri Süper Lig 18 takımla düzenli olarak oynanmakta. Üç puanlı sistemin gelmesinden 7 sezon sonra takım sayısı da sabitlenmiş durumda. Ben bu yılları "modern yıllar" olarak niteliyorum. Modern yıllarda 18 sezon geride kaldı. Geride kalan 18 sezonda son 3 sırada yer alan ekipler küme düştü. Sezonu 16.sırada bitirip bir alt lige giden son takımların bir başka deyişle küme düşme çizgisinin ortalaması 33,6 olarak gerçekleşti. Yuvarlarsak 34 puan.
Diyeceksiniz ki 40 puan nerde 34 puan nerde. Hele ki düşme hattında puan almanın zor olduğu bölgede. Haklısınız ama Yılmaz hoca zaten işin ortalamasında değil, örnek uzayın maksimum değerinde.
Yılmaz hoca son 18 sezonda en yüksek puanla düşen takıma bakıyor. Karşımıza 2003-04 sezonunda Bursaspor çıkıyor. Gerçekten oldukça yüksek bir puanla (40 puan) Bursaspor lige veda ediyor. Alt sıradaki takımların özellikle son haftalarda oldukça başarılı sonuçlar aldığı sezon son 18 yılın rekoru. Bursaspor'un ardından 39 puan alıp düşen takım 2006-07 sezonu M.P.Antalyaspor. İşin ilginç yanı da o sezon M.P.Antalyaspor'un teknik direktörü Yılmaz Vural.
Genel olarak bakarsak (kaba matematiksel bilgi ile diyelim) Yılmaz Vural 40 puan alan sadece 1 kez düşmüş dolayısıyla 40 puan bizi kurtarır diye bakıyor. Halbuki aynı mantıkla 41 puan bizi kurtarır dese itiraz eden olmayacak sanırım. Çünkü modern yıllarda 41 puanla düşen takım olmadı.
Bu sezon ise oldukça ilginç. Halen bir çok takımın küme düşme sıkıntısı var. Son 9 maçında Galatasaray 7 galibiyet 1 beraberlik, Fenerbahçe 8 galibiyet alıp başarılı seriler yakalamasalar ateş hattında puanlar daha da yükselecekti. Ligin 30.haftası sonunda 16.sırada yer alan İ.B.Belediyespor'un 33 puanı var. Geçen sezon 29.haftada 16.sırada yer alan Samsunspor 29 puanda yer alıyor. Samsunspor sezonu ise 36 puanla 16.sırada bitirmişti. İ.B.Belediyespor pekala kalan 4 maçında Samsunspor gibi 7 puan hatta daha fazlasını alabilir. Dolayısıyla bu sezonda Bursaspor'un rekoruna yaklaşılacak gibi duruyor. Galatasaray maçında etkisiz görünen S.B.Elazığspor 30 maç sonunda 35 puanda ve kalan 4 maçta savaşı devam ettirmeli.
29 Mart 2013 Cuma
Yabancı Sayısı
Yıllardır tartışılan konudur yabancı sayısı. Her sezon başka sayılar, başka düzenlerde oynanır. 6+2, 6+2+2, 5+3, 8, 6, 3, hiç, sebil. Sahada başka, kulübede başka, tribünde başka. Yabancı sayısı her zaman problem olmuştur. Meşhur Beşiktaş-Fenerbahçe maçında Mustafa Denizli'nin yaşadıkları yanında geçen sezon Hikmet Karaman'ın Trabzonspor-Gaziantepspor maçında başına gelenler.
Tartışmanın iki tarafı var. Birinci taraf yabancı sayısının sınırsız olmasını istiyor. Bu sayede yerli oyuncuların kabaca tabirle "kendilerine çeki-düzen" vereceklerini, aynı zamanda piyasanın düşeceğini savunuyorlar. Avrupa kupalarında yabancı sınırlaması olmaması nedeniyle başarının artabileceği fikri hakim. Bu konuda Fenerbahçe başı çekiyor, şiddetle destekleyen yazarlar var.
Diğer taraf ise yabancı sayısının azaltılması gerektiğini, böylece yerli oyuncunun oynama sürelerinin artacağı ve bu durumun özellikle milli takımı kuvvetlendireceğini düşünüyor. Aynı zamanda gereksiz yabancı transferleri nedeniyle yaşanan FIFA/UEFA seviyesine kadar ilerlemiş davaların yaşanmayacağı ve yüksek tazminat, maaş, kapris...vb. durumların azalacağı fikri var. Bu kanatta TFF Başkanı sayın Yıldırım Demirören var, son zamanda açıklama yapan Samet Aybaba var, yazarlar var.
Madem bu kadar yaygara kopuyor,bir araştıralım bakalım yabancı kullanımı bu sezon nasıl?
Kadrosunda oldukça iyi yerli oyuncular bulunan Fenerbahçe'den başladık araştırmaya. Aslında yerliler kaliteli de yabancılar kalitesiz mi? hayır. Kalburüstü oyuncular var Sow, Meireles, Kuyt gibi. Yobo, Krasic, Stoch gibi üst düzey tecrübesi olan Ziegler, Cristian, Webo ve Bienvenu (devre arası ayrıldı) gibi önemli oyuncular var.
Sonuçlar ilginç:
*Fenerbahçe teknik direktörü Aykut Kocaman bu sezon Süper Lig'de hiçbir maçta 6+2 yabancı hakkını kullanmamış.
*Aykut Kocaman sadece 5 maçta ilk 11'de 6 yabancı oyuncu hakkını kullanmış.
*Sezon boyunca ilk 11'de Fenerbahçe'nin yabancı oynatma ortalaması 4,81 toplamda ortalaması ise 5,58 çıktı.
Aynı araştırmayı Galatasaray için yaptık. Drogba ve Sneijder gibi iki yüksek profilli yabancı dışında Elmander, Melo, Riera, Dany, Eboue, Amrabat, Muslera ve oynamayan Ujfalusi ile Baros hatta ayrılan Cris. Kadrosunun önemli parçaları yabancı olan Fatih Terim'in yabancı kullanım sayıları yine ilginç.
*Fenerbahçe teknik direktörü Aykut Kocaman gibi Galatasaray teknik direktörü Fatih Terim de bu sezon Süper Lig'de hiçbir maçta 6+2 yabancı hakkını kullanmamış.
*Fatih Terim ilk 11'de 6 yabancı oyuncu hakkını kullanıyor, toplam 13 maçta kullanmış.
*Sezon boyunca ilk 11'de Galatasaray'ın yabancı oynatma ortalaması 5,31 toplamda ortalaması ise 6,31 çıktı.
Beşiktaş'ın istatistikleri ise daha da ilginç:
Yabancı sayısının fazla olduğunu söyleyen Aybaba 6+2 hakkını yine kullanmamış. Fakat ilk 11'de yabancı ortalaması 5,31 olurken toplamda yabancı ortalaması 5,73 olmuş.
Yabancı sayısı sınırsız olsun diyen Fenerbahçe 5,58 ortalama ile üç büyükler içinde bu sezon en az yabancı kullanan takım olurken Beşiktaş'ın ortalamasının daha yüksek (5,73) olması ilginç.
Toparlarsak üç büyük takımın teknik direktörleri geride kalan 78 maçın hiçbirisinde 6+2 hakkını kullanmamış durumda. Dolayısıyla +2, +2+2, +x gibi eklemeleri teknik adamlar pek sevmiyor.
Ortalama ilk 11'de yabancı kullanımı 3 takım içinde 5-6 arasında olduğu gözleniyor. Ligin maddi imkanları en güçlü dolayısıyla yabancı oyuncu getirme imkanı en fazla olan üç takımın ortalamalarına bakarsak sanki 5 yada 6 yabancı uygun gibi duruyor. Sayıların bize söylediği bu.
Kişisel fikrim ise yabancının sayısından ziyade kalitesi. Biz oyuncunun kalitelisini nasıl getiririz bunu araştırmalıyız. Hatta getireceğimiz oyuncunun ülkemizi tatil cenneti / emeklilik sefası olarak değil kariyerinin atlama basamağı olarak görebilecek isimlerden seçmemiz lazım. Bu yüzden daha fazla oyuncu izlemek, U-20, U-19, Toulon..vb turnuvaları izlemek, iyi menajerler ile çalışmak gerekecek.
Tartışmanın iki tarafı var. Birinci taraf yabancı sayısının sınırsız olmasını istiyor. Bu sayede yerli oyuncuların kabaca tabirle "kendilerine çeki-düzen" vereceklerini, aynı zamanda piyasanın düşeceğini savunuyorlar. Avrupa kupalarında yabancı sınırlaması olmaması nedeniyle başarının artabileceği fikri hakim. Bu konuda Fenerbahçe başı çekiyor, şiddetle destekleyen yazarlar var.
Diğer taraf ise yabancı sayısının azaltılması gerektiğini, böylece yerli oyuncunun oynama sürelerinin artacağı ve bu durumun özellikle milli takımı kuvvetlendireceğini düşünüyor. Aynı zamanda gereksiz yabancı transferleri nedeniyle yaşanan FIFA/UEFA seviyesine kadar ilerlemiş davaların yaşanmayacağı ve yüksek tazminat, maaş, kapris...vb. durumların azalacağı fikri var. Bu kanatta TFF Başkanı sayın Yıldırım Demirören var, son zamanda açıklama yapan Samet Aybaba var, yazarlar var.
Madem bu kadar yaygara kopuyor,bir araştıralım bakalım yabancı kullanımı bu sezon nasıl?
Kadrosunda oldukça iyi yerli oyuncular bulunan Fenerbahçe'den başladık araştırmaya. Aslında yerliler kaliteli de yabancılar kalitesiz mi? hayır. Kalburüstü oyuncular var Sow, Meireles, Kuyt gibi. Yobo, Krasic, Stoch gibi üst düzey tecrübesi olan Ziegler, Cristian, Webo ve Bienvenu (devre arası ayrıldı) gibi önemli oyuncular var.
Sonuçlar ilginç:
*Fenerbahçe teknik direktörü Aykut Kocaman bu sezon Süper Lig'de hiçbir maçta 6+2 yabancı hakkını kullanmamış.
*Aykut Kocaman sadece 5 maçta ilk 11'de 6 yabancı oyuncu hakkını kullanmış.
*Sezon boyunca ilk 11'de Fenerbahçe'nin yabancı oynatma ortalaması 4,81 toplamda ortalaması ise 5,58 çıktı.
Aynı araştırmayı Galatasaray için yaptık. Drogba ve Sneijder gibi iki yüksek profilli yabancı dışında Elmander, Melo, Riera, Dany, Eboue, Amrabat, Muslera ve oynamayan Ujfalusi ile Baros hatta ayrılan Cris. Kadrosunun önemli parçaları yabancı olan Fatih Terim'in yabancı kullanım sayıları yine ilginç.
*Fenerbahçe teknik direktörü Aykut Kocaman gibi Galatasaray teknik direktörü Fatih Terim de bu sezon Süper Lig'de hiçbir maçta 6+2 yabancı hakkını kullanmamış.
*Fatih Terim ilk 11'de 6 yabancı oyuncu hakkını kullanıyor, toplam 13 maçta kullanmış.
*Sezon boyunca ilk 11'de Galatasaray'ın yabancı oynatma ortalaması 5,31 toplamda ortalaması ise 6,31 çıktı.
Beşiktaş'ın istatistikleri ise daha da ilginç:
Yabancı sayısının fazla olduğunu söyleyen Aybaba 6+2 hakkını yine kullanmamış. Fakat ilk 11'de yabancı ortalaması 5,31 olurken toplamda yabancı ortalaması 5,73 olmuş.
Yabancı sayısı sınırsız olsun diyen Fenerbahçe 5,58 ortalama ile üç büyükler içinde bu sezon en az yabancı kullanan takım olurken Beşiktaş'ın ortalamasının daha yüksek (5,73) olması ilginç.
Toparlarsak üç büyük takımın teknik direktörleri geride kalan 78 maçın hiçbirisinde 6+2 hakkını kullanmamış durumda. Dolayısıyla +2, +2+2, +x gibi eklemeleri teknik adamlar pek sevmiyor.
Ortalama ilk 11'de yabancı kullanımı 3 takım içinde 5-6 arasında olduğu gözleniyor. Ligin maddi imkanları en güçlü dolayısıyla yabancı oyuncu getirme imkanı en fazla olan üç takımın ortalamalarına bakarsak sanki 5 yada 6 yabancı uygun gibi duruyor. Sayıların bize söylediği bu.
Kişisel fikrim ise yabancının sayısından ziyade kalitesi. Biz oyuncunun kalitelisini nasıl getiririz bunu araştırmalıyız. Hatta getireceğimiz oyuncunun ülkemizi tatil cenneti / emeklilik sefası olarak değil kariyerinin atlama basamağı olarak görebilecek isimlerden seçmemiz lazım. Bu yüzden daha fazla oyuncu izlemek, U-20, U-19, Toulon..vb turnuvaları izlemek, iyi menajerler ile çalışmak gerekecek.
25 Mart 2013 Pazartesi
Süper Lig Ekipleri, Feyyaz Uçar'ın U-20 Milli Takımına Ne Kattı?
Bildiğiniz gibi U-20 Dünya Kupası bu yaz Türkiye'de yapılacak. Hazır konu gündemdeyken genç takımımızı biraz araştırmak istedim. Teknik direktürümüz Feyyaz Uçar şöyle söyledi: "FIFA U20 Dünya Kupasında 1993 doğumlu oyuncularımız yer alacak, ancak U19 kadrosunda yer alan 1994 doğumlu yetenekli oyuncular arasından da Dünya Kupası kadrosuna girecekler olabilecek".
Konu sıcakken aklıma şu soru geldi: Acaba Süper Lig ekipleri Feyyaz Hoca'nın önünü ne kadar açtı? Özellikle 1993 doğumlu hatta 1994-1995-1996-1997 doğumlu oyuncular resmi maçlarda görev yaptı mı?
İşte istatistikler:
*Toplamda Süper Lig maçlarında oynayan 1993 ve sonraki yıllar doğumlu oyuncu sayısı: 34
(33 tanesi yerli, 1 tanesi yabancı)
*Toplamda resmi maçlarda oynayan 1993 ve sonraki yıllar doğumlu oyuncu sayısı: 39
(38 tanesi yerli, 1 tanesi yabancı)
*En çok Süper Lig maçı oynayan 1993 ve sonraki yıllar doğumlu oyuncular:
Okay Yokuşlu (Kayserispor - 24 maç 637 dakika), Taşkın Çalış (G.Antepspor - 20 maç 801 dakika)
*En çok resmi maçta süre alan 1993 ve sonraki doğumlu oyuncular:
Salih Uçan (Fenerbahçe - 26 maç 1342 dakika), Taşkın Çalış (G.Antepspor - 23 maç 1047 dakika), Artun Akçakın (Gençlerbirliği - 20 maç 774 dakika), Okay Yokuşlu (Kayserispor - 24 maç 637 dakika)
*En başarılı takım: Bursaspor.
1993 ve sonraki yıllar doğumlu 7 oyuncuya resmi maçta süre veren Bursaspor bu alanda en başarılı takım oldu. Beşiktaş ve Gaziantepspor 5'er oyuncu, Gençlerbirliği ve Mersin İdman Yurdu 4'er oyuncusuna Süper Lig, Z.Türkiye Kupası veya Avrupa kupası maçlarında (resmi maçta) görev verdi.
*1993 ve sonraki yıllar doğumlu oyuncuyu resmi maçta oynatmayan Süper Lig takımı: 5
Galatasaray, Trabzonspor, S.B.Elazığspor, Akhisar Belediyespor ve Karabükspor 1993 ve sonraki yıllarda doğmuş oyuncularına bu sezon resmi maç şansı vermedi.
*1993 ve sonraki yıllarda doğan oyuncuların toplam bu sezon Süper Lig maçı sayısı: 148 ( ortalama 4,35 maç)
Feyyaz Uçar'ın son U-20 kadrosu:
Sinan Kurumuş (Beşiktaş A.Ş.), Cumali Bişi (Çaykur Rizespor A.Ş.), İbrahim Yılmaz (Darıca Gençlerbirliği), Berkay Can Değirmencioğlu (Denizlispor), Salih Uçan, Hakan Çinemre (Fenerbahçe A.Ş.), Muhammed Alperen Uysal (Galatasaray A.Ş.), Taşkın Çalış (Gaziantepspor), Ahmet Yılmaz Çalık, İlkay Durmuş (Gençlerbirliği), Onurcan Piri (Giresunspor), Enver Cenk Şahin (İstanbul BBSK), Ethem Ercan Pülgir (Kartalspor), Okay Yokuşlu (Kayserispor), Eray Ataseven (Manisaspor), Abdülkerim Bardakcı (Torku Konyaspor), Aykut Özer (Eintracht Frankfurt), Mustafa Saymak (FC Zwolle), Muhammet Karpuz (Fortuna Düsseldorf), Fatih Turan (Fortuna Sittart), Alparslan Öztürk (Beerschot AC), Hakan Çalhanoğlu (Karlsruher SC), Kenan Karaman (TSG 1899 Hoffeinheim), Sinan Philipp Tekerci (1.FC Nürnberg).
Süper Lig takımından gelen oyuncu: 9 (resmi maçta oynayan oyuncu 6)
Yurtiçinden gelen oyuncu: 16
Yurtdışından gelen oyuncu: 8
Görüldüğü gibi Süper Lig ekiplerinin (özellikle bazılarının) hakkını yiyemeyiz. Gerçekten genç oyunculara fırsat verip Süper Lig maçlarında hemde kritik maçlarda süre vermişler kadroya almışlar. Özellikle Aykut Kocaman kritik Benfica maçlarında bile Salih Uçan'a forma vermekten çekinmedi. Fuat Çapa, Fenerbahçe karşısında kariyerinin ilk Süper Lig maçına çıkacak Ahmet Yılmaz Çalık için tereddüt etmedi. Ertuğrul Sağlam, Hikmet Karaman, Bülent Uygun, Fuat Çapa, Robert Prosinecki, Bülent Korkmaz ( hatta Carlos Carvalhal) genç oyunculara korkmadan formayı verdiler yada bu oyuncular formayı kaptılar. Yeterli mi? değil tabii ama kötü de değil. Yurtdışından özellikle Hakan Çalhanoğlu, Alparslan Öztürk, Kenan Karaman gibi yetenekli ve önemli oyunculara Süper Lig ekiplerinden Taşkın, Salih, Okay, Artun gibi isimleri katarak umarım başarılı oluruz.
Konu sıcakken aklıma şu soru geldi: Acaba Süper Lig ekipleri Feyyaz Hoca'nın önünü ne kadar açtı? Özellikle 1993 doğumlu hatta 1994-1995-1996-1997 doğumlu oyuncular resmi maçlarda görev yaptı mı?
İşte istatistikler:
*Toplamda Süper Lig maçlarında oynayan 1993 ve sonraki yıllar doğumlu oyuncu sayısı: 34
(33 tanesi yerli, 1 tanesi yabancı)
*Toplamda resmi maçlarda oynayan 1993 ve sonraki yıllar doğumlu oyuncu sayısı: 39
(38 tanesi yerli, 1 tanesi yabancı)
*En çok Süper Lig maçı oynayan 1993 ve sonraki yıllar doğumlu oyuncular:
Okay Yokuşlu (Kayserispor - 24 maç 637 dakika), Taşkın Çalış (G.Antepspor - 20 maç 801 dakika)
*En çok resmi maçta süre alan 1993 ve sonraki doğumlu oyuncular:
Salih Uçan (Fenerbahçe - 26 maç 1342 dakika), Taşkın Çalış (G.Antepspor - 23 maç 1047 dakika), Artun Akçakın (Gençlerbirliği - 20 maç 774 dakika), Okay Yokuşlu (Kayserispor - 24 maç 637 dakika)
*En başarılı takım: Bursaspor.
1993 ve sonraki yıllar doğumlu 7 oyuncuya resmi maçta süre veren Bursaspor bu alanda en başarılı takım oldu. Beşiktaş ve Gaziantepspor 5'er oyuncu, Gençlerbirliği ve Mersin İdman Yurdu 4'er oyuncusuna Süper Lig, Z.Türkiye Kupası veya Avrupa kupası maçlarında (resmi maçta) görev verdi.
*1993 ve sonraki yıllar doğumlu oyuncuyu resmi maçta oynatmayan Süper Lig takımı: 5
Galatasaray, Trabzonspor, S.B.Elazığspor, Akhisar Belediyespor ve Karabükspor 1993 ve sonraki yıllarda doğmuş oyuncularına bu sezon resmi maç şansı vermedi.
*1993 ve sonraki yıllarda doğan oyuncuların toplam bu sezon Süper Lig maçı sayısı: 148 ( ortalama 4,35 maç)
Feyyaz Uçar'ın son U-20 kadrosu:
Sinan Kurumuş (Beşiktaş A.Ş.), Cumali Bişi (Çaykur Rizespor A.Ş.), İbrahim Yılmaz (Darıca Gençlerbirliği), Berkay Can Değirmencioğlu (Denizlispor), Salih Uçan, Hakan Çinemre (Fenerbahçe A.Ş.), Muhammed Alperen Uysal (Galatasaray A.Ş.), Taşkın Çalış (Gaziantepspor), Ahmet Yılmaz Çalık, İlkay Durmuş (Gençlerbirliği), Onurcan Piri (Giresunspor), Enver Cenk Şahin (İstanbul BBSK), Ethem Ercan Pülgir (Kartalspor), Okay Yokuşlu (Kayserispor), Eray Ataseven (Manisaspor), Abdülkerim Bardakcı (Torku Konyaspor), Aykut Özer (Eintracht Frankfurt), Mustafa Saymak (FC Zwolle), Muhammet Karpuz (Fortuna Düsseldorf), Fatih Turan (Fortuna Sittart), Alparslan Öztürk (Beerschot AC), Hakan Çalhanoğlu (Karlsruher SC), Kenan Karaman (TSG 1899 Hoffeinheim), Sinan Philipp Tekerci (1.FC Nürnberg).
Süper Lig takımından gelen oyuncu: 9 (resmi maçta oynayan oyuncu 6)
Yurtiçinden gelen oyuncu: 16
Yurtdışından gelen oyuncu: 8
Görüldüğü gibi Süper Lig ekiplerinin (özellikle bazılarının) hakkını yiyemeyiz. Gerçekten genç oyunculara fırsat verip Süper Lig maçlarında hemde kritik maçlarda süre vermişler kadroya almışlar. Özellikle Aykut Kocaman kritik Benfica maçlarında bile Salih Uçan'a forma vermekten çekinmedi. Fuat Çapa, Fenerbahçe karşısında kariyerinin ilk Süper Lig maçına çıkacak Ahmet Yılmaz Çalık için tereddüt etmedi. Ertuğrul Sağlam, Hikmet Karaman, Bülent Uygun, Fuat Çapa, Robert Prosinecki, Bülent Korkmaz ( hatta Carlos Carvalhal) genç oyunculara korkmadan formayı verdiler yada bu oyuncular formayı kaptılar. Yeterli mi? değil tabii ama kötü de değil. Yurtdışından özellikle Hakan Çalhanoğlu, Alparslan Öztürk, Kenan Karaman gibi yetenekli ve önemli oyunculara Süper Lig ekiplerinden Taşkın, Salih, Okay, Artun gibi isimleri katarak umarım başarılı oluruz.
20 Mart 2013 Çarşamba
Aykut Kocaman şampiyonluk formülünü verdi: Sadece 1 beraberlik hakkımız var!
Aykut Kocaman şampiyonluk formülünü verdi: Sadece 1 beraberlik hakkımız var!. işte bu başlık ligin bitimine 10 hafta kala Aykut Kocaman tarafından söylenmişti. Sözlerinin devamı: “Şampiyonluk iddiamızı sürdürebilmemiz için kalan 10 maçın tümünü kazanmamız gerekiyor. Mutlak ve mutlak Galatasaray galibiyetiyle beraber, belki 1 beraberlik olabilir ama 2 beraberliği kaldıracağını tahmin etmiyorum"
Bugün Fotomaç gazetesinde çıkan araştırmam ise Aykut hocayı destekler nitelikte. Süper Lig'in 26.haftası sonunda Galatasaray 50 puanla lider, Fenerbahçe 46 puanla 2.sırada yer alıyor. Yani Fenerbahçe'nin olası bir eşitliği de göz önünde bulundurursak kabaca 5 puan fark yapması gerekecek. Potansiyel 24 puan var ortada. Tabii ki Galatasaray da puanla toplayacak. FSTATS'ın analizinde son 10 sezonda Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş'ın son 8 maçında topladığı puanların ortalaması var.
Fenerbahçe son 10 sezonda son 8 maçında 16,4 puan toplamış, Galatasaray 15,7 puan ve Beşiktaş 14,4 puan toplamış. Beşiktaş'ın son düzlükte performansı gerilerde. Fenerbahçe ve Galatasaray daha iyi, Fenerbahçe özellikle son sezonlarda oldukça iyi. Fenerbahçe'nin 20 puanın üzerinde topladığı sezonlarda var. Bu sezonda böyle bir performansa ihtiyaç var. Nedeni şu? Galatasaray'ın son 10 yıl ortalaması 15,7 yaklaşık 16 puan. Dolayısıyla Fenerbahçe'nin en az 21 puan toplaması gerekecek. Bu puanla ulaşabilmek için 7 galibiyet 1 yenilgi (21 puan), 7 galibiyet 1 beraberlik (22 puan) alması gerekecek. Bu durumda Aykut Hoca'nın 1 beraberlik hakkımız kaldı açıklamasını 1 maçta puan kaybetme lüksümüz var olarak güncellemek isterim.
Hem Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi çeyrek finalinde olması hemde Fenerbahçe'nin Uefa Avrupa Ligi çeyrek finalinde olması tabii ki Süper Lig'de sıkıntılar yaratacak. Galatasaray'ın yoluna devam etme şansı, Fenerbahçe'nin yoluna devam etme şansından kağıt üstünde daha düşük olduğunu düşünürsek ayrıca kupa yarı final maçlarını da hesaba katarsak Fenerbahçe için oldukça zor haftalar olacak.
18 Mart 2013 Pazartesi
A Milli Takım Gruptan Çıkabilir! Kağıt Üstünde
2010 ve 2012 turnuvalarını kaçırdıktan sonra Guus Hiddink ile yollarımızı ayırıp yerine Abdullah Avcı'yı getirmiştik. Tarihi boyunca hiçbir grubu lider bitiremeyen, katıldığı tüm turnuvalara 2.sırada yer alarak (ya doğrudan yada play-off oynayarak) giden A Milli takım bu kez lider olma parolası ile 2014 eleme grubuna girdi. Fakat evdeki hesap çarşıda tutmadı. Hatta hiç tutmadı. Evet Hollanda deplasmanında kaybetmek ve Estonya maçını kazanmak normal gözükebilir ancak iç sahada Romanya dış sahada Macaristan'a kaybedince bırak liderliği gruptan çıkma şansını bile zora soktuk. Oynanan futbolda üstüne tuz biber olunca bu takımdan hiçbir şey olmaz, yine elendik...vs. gibi yorumlar yapıldı ve kamuoyunda artık bu takım sonraki turnuvaya katılsın görüşü oluştu. İşin aslı pratik olarak öyle ancak teorik olarak öyle değil. Henüz 4 maç geride kaldı ve daha oynanacak 6 maç var. Herşey istediğimiz gibi giderse en azından grubu 2.sırada bitirip play-off turlarına kalma şansımız var. Bakınız şöyle:
22 Mart-26 Mart tarihleri arasında grupta 5. ve 6.hafta maçları oynanacak. Bizim istediğimiz gibi giderse herşey yani Andorra ve Macaristan maçlarını kazanırsak, Hollanda hem Estonya hem de Romanya karşısında kazanır ve Macaristan-Romanya maçı berabere biterse bir anda puan farkını 1'e indirebiliriz.
6 Eylül-10 Eylül tarihleri arasında grupta 7. ve 8.hafta maçları oynanacak. Bizim istediğimiz gibi giderse herşey yani Andorra ve Romanya maçlarını kazanırsak, Hollanda hem Estonya hem de Andorra karşısında kazanırsa (ki çok önemli değil) ve Romanya-Macaristan maçı berabere biterse bir anda 1 puan farkla öne bile geçebiliriz.
Grubun 9.hafta maçları sonunda 1 puan önde bulunan A Milli takım deplasmanda Estonya karşısında kazanır, Macaristan ise deplasmanda Hollanda karşısında kaybederse son maça kalmadan grubu 2.sırada bitirmeyi garantileyebiliriz.
Evet kabul ediyorum herşeyi kendime yonuttum, A Milli takımı son maçı oynamadan gruptan çıkardım. İlk 4 maçlık performansını göz önünde bulundurarak Hollanda'nın grubu domine edeceğini ve son 2 maça prestij amaçlı çıkacağını düşünüyorum. Dolayısıyla Hollanda-Macaristan ve Türkiye-Hollanda maçlarında Macaristan ve A Milli takımımız şanslı. Hatta biz bir adım öndeyiz çünkü maçı sahamızda oynayacağız. Bu açıdan 5 ile 9.hafta arasında kazanmamız gereken bir maçtan yada Macaristan ile Romanya arasında berabere bitmesini umdumuz 1 maçtan herhangi bir tarafa galibiyet bile yazabiliriz. Buradan anlamamız gereken şu: evet yapılabilir, gruptan çıkılabilir fakat bu birazda Hollanda'ya bağlı. Hollanda'nın rakiplerimize puan vermeden yoluna devam etmesi bizimde içerde-dışarda kazanmamız lazım. Özellikle Romanya deplasmanı ve Estonya deplasmanı bizim için kritik maçlar olacak.
22 Mart-26 Mart tarihleri arasında grupta 5. ve 6.hafta maçları oynanacak. Bizim istediğimiz gibi giderse herşey yani Andorra ve Macaristan maçlarını kazanırsak, Hollanda hem Estonya hem de Romanya karşısında kazanır ve Macaristan-Romanya maçı berabere biterse bir anda puan farkını 1'e indirebiliriz.
6 Eylül-10 Eylül tarihleri arasında grupta 7. ve 8.hafta maçları oynanacak. Bizim istediğimiz gibi giderse herşey yani Andorra ve Romanya maçlarını kazanırsak, Hollanda hem Estonya hem de Andorra karşısında kazanırsa (ki çok önemli değil) ve Romanya-Macaristan maçı berabere biterse bir anda 1 puan farkla öne bile geçebiliriz.
Grubun 9.hafta maçları sonunda 1 puan önde bulunan A Milli takım deplasmanda Estonya karşısında kazanır, Macaristan ise deplasmanda Hollanda karşısında kaybederse son maça kalmadan grubu 2.sırada bitirmeyi garantileyebiliriz.
Evet kabul ediyorum herşeyi kendime yonuttum, A Milli takımı son maçı oynamadan gruptan çıkardım. İlk 4 maçlık performansını göz önünde bulundurarak Hollanda'nın grubu domine edeceğini ve son 2 maça prestij amaçlı çıkacağını düşünüyorum. Dolayısıyla Hollanda-Macaristan ve Türkiye-Hollanda maçlarında Macaristan ve A Milli takımımız şanslı. Hatta biz bir adım öndeyiz çünkü maçı sahamızda oynayacağız. Bu açıdan 5 ile 9.hafta arasında kazanmamız gereken bir maçtan yada Macaristan ile Romanya arasında berabere bitmesini umdumuz 1 maçtan herhangi bir tarafa galibiyet bile yazabiliriz. Buradan anlamamız gereken şu: evet yapılabilir, gruptan çıkılabilir fakat bu birazda Hollanda'ya bağlı. Hollanda'nın rakiplerimize puan vermeden yoluna devam etmesi bizimde içerde-dışarda kazanmamız lazım. Özellikle Romanya deplasmanı ve Estonya deplasmanı bizim için kritik maçlar olacak.
17 Mart 2013 Pazar
Devre Arası Transferi İyi Katkı Yapan Yol Aldı.
Devre arası transferleri, genel kanı olarak pek işe yaramadığı yönündedir. Tabii ki aksini ispat eden Fenerbahçe'nin 2003-04 sezonunda Mert Nobre, geçen sezon Galatasaray'ın Necati Ateş ve Beşiktaş'ın son şampiyonluğunda büyük etkisi olan Fabian Ernst bir çırpıda sayılabilir.
Süper Lig'in 2.yarısı öncesi tüm takımlar az yada çok takviyeler yaptı. M.P.Antalyaspor sadece 1 transfer yaparken benzeri Trabzonspor takımda doğrudan oynayacak sadece 1 oyuncu aldı. Diğer isimler geleceğe yönelik transfer edildi. Pozisyon icabıyla en fazla transferi ligin dibindeki ekipler yaptı. Bu alanda S.B.Elazığspor ve Mersin İdman Yurdu ön plana çıktı. Fakat devre arası gibi kısa bir dönemde bu kadar bol transfer yapmak takıma katkıdan çok zarar verebilir. Nitekim Mersin İdman Yurdu daha iyi yerde girdiği 2.yarıda tüm rakiplerinin gerisinde kaldı. Fakat Yılmaz hoca kısıtlı maddi imkanlara rağmen çok kritik 3-4 oyuncuyu takıma monte etti. Özellikle Sane, Sesar ve Mehmet Çakır takıma büyük katkı sağladı. Geçen sezon Samsunspor'a devre arasında gelip büyük sükse yapan Gekas sezon başında kendine Süper Lig takımı bulamamıştı. İspanya macerasını kısa kesip yeniden Süper Lig'e dönen Gekas, Gençlerbirliği takımından Vleminckx ile birlikte 2.yarıya damga vuruyor. Gekas 7 maçta 6 gol, Gençlerbirliği'nin transferi Björn Vleminckx ise 9 maçta 7 gol attı. Bireysel performans olarak Vleminckx en başarılı transfer.
Üç büyüklerden Beşiktaş Niang, Dentinho, Gökhan Süzen transferlerinden sadece Ninag tarafında fayda bulurken Galatasaray iki dev transferi Drogba ve Sneijder ile lig'de 3 gol buldu. Tabi Drogba'nın çevirdiği Akhisar Belediyespor maçı ve 2-0'dan 4-2 biten Orduspor maçında ilk golü bulupfitili ateşleyen Sneijder mutlaka takıma katkı verdi. Fakat esas Schalke 04 turu için alınan isimler bu maçlarda gol atamasa bile takım hedefe ulaştığından başarılı transfer klasmanında yer alıyor. Fenerbahçe ise devre arası transferlerinden en çok faydalanan takımlardan oldu. Emre sakatlandığı döneme kadar oynadığı her an takımın en etkili oyuncusu olurken 2 gol kaydetti. Pierre Webo ise kritik V.Plzen golü dışından Süper Lig'de de hayati 3 gol kaydetti. Webo ayrıca Sow'un da performansına pozitif katkı sağladı. Sol bek Ziegler ise bu bölgede çok yıpranan Hasan Ali'nin dublörü oldu, hemde hücuma çıkıp asist yaptı. Aykut hoca nokta transferler ile bol rotasyon yapıp takımı her alanda düzlüğe çıkardı.
Ancak devre arasının transfer yıldızı Gaziantepspor oldu. Gaziantepspor 2012-13 sezonu devre arasında takıma 4 tanesi yabancı 6 oyuncu kattı. Gaziantepspor’un aldığı bu oyuncular geride kalan dönemde 10 gol attı ve devre arası transferlerinden en çok gol bulan takım Gaziantepspor oldu. Sernas 5 gol, Dorde Rostand 3 gol, Traore ve Wilton 1'er gol attı. Sernas bu hafta 2 gol 1 asist ile 3 puanı alırken Dorde Rostanda kritik Beşiktaş maçında 1 puanı son dakikada getirdi. Traore-Wilton ikilisi ise geçen hafta Akihsar maçında 1 puanı getiren oyuncular oldu.
Süper Lig'in 2.yarısı öncesi tüm takımlar az yada çok takviyeler yaptı. M.P.Antalyaspor sadece 1 transfer yaparken benzeri Trabzonspor takımda doğrudan oynayacak sadece 1 oyuncu aldı. Diğer isimler geleceğe yönelik transfer edildi. Pozisyon icabıyla en fazla transferi ligin dibindeki ekipler yaptı. Bu alanda S.B.Elazığspor ve Mersin İdman Yurdu ön plana çıktı. Fakat devre arası gibi kısa bir dönemde bu kadar bol transfer yapmak takıma katkıdan çok zarar verebilir. Nitekim Mersin İdman Yurdu daha iyi yerde girdiği 2.yarıda tüm rakiplerinin gerisinde kaldı. Fakat Yılmaz hoca kısıtlı maddi imkanlara rağmen çok kritik 3-4 oyuncuyu takıma monte etti. Özellikle Sane, Sesar ve Mehmet Çakır takıma büyük katkı sağladı. Geçen sezon Samsunspor'a devre arasında gelip büyük sükse yapan Gekas sezon başında kendine Süper Lig takımı bulamamıştı. İspanya macerasını kısa kesip yeniden Süper Lig'e dönen Gekas, Gençlerbirliği takımından Vleminckx ile birlikte 2.yarıya damga vuruyor. Gekas 7 maçta 6 gol, Gençlerbirliği'nin transferi Björn Vleminckx ise 9 maçta 7 gol attı. Bireysel performans olarak Vleminckx en başarılı transfer.
Üç büyüklerden Beşiktaş Niang, Dentinho, Gökhan Süzen transferlerinden sadece Ninag tarafında fayda bulurken Galatasaray iki dev transferi Drogba ve Sneijder ile lig'de 3 gol buldu. Tabi Drogba'nın çevirdiği Akhisar Belediyespor maçı ve 2-0'dan 4-2 biten Orduspor maçında ilk golü bulupfitili ateşleyen Sneijder mutlaka takıma katkı verdi. Fakat esas Schalke 04 turu için alınan isimler bu maçlarda gol atamasa bile takım hedefe ulaştığından başarılı transfer klasmanında yer alıyor. Fenerbahçe ise devre arası transferlerinden en çok faydalanan takımlardan oldu. Emre sakatlandığı döneme kadar oynadığı her an takımın en etkili oyuncusu olurken 2 gol kaydetti. Pierre Webo ise kritik V.Plzen golü dışından Süper Lig'de de hayati 3 gol kaydetti. Webo ayrıca Sow'un da performansına pozitif katkı sağladı. Sol bek Ziegler ise bu bölgede çok yıpranan Hasan Ali'nin dublörü oldu, hemde hücuma çıkıp asist yaptı. Aykut hoca nokta transferler ile bol rotasyon yapıp takımı her alanda düzlüğe çıkardı.
Ancak devre arasının transfer yıldızı Gaziantepspor oldu. Gaziantepspor 2012-13 sezonu devre arasında takıma 4 tanesi yabancı 6 oyuncu kattı. Gaziantepspor’un aldığı bu oyuncular geride kalan dönemde 10 gol attı ve devre arası transferlerinden en çok gol bulan takım Gaziantepspor oldu. Sernas 5 gol, Dorde Rostand 3 gol, Traore ve Wilton 1'er gol attı. Sernas bu hafta 2 gol 1 asist ile 3 puanı alırken Dorde Rostanda kritik Beşiktaş maçında 1 puanı son dakikada getirdi. Traore-Wilton ikilisi ise geçen hafta Akihsar maçında 1 puanı getiren oyuncular oldu.
Takım Gol Devre Arası Transferi Gol Dağılımı
Gaziantepspor 10 Sernas (5), Dorde Rostand (3), A.R.Traore (1), Wilton (1)
Akhisar B. 7 Gekas (6), Bilal (1)
Gençlerbirliği 7 Vleminckx (7)
Fenerbahçe 5 Webo (3), Emre B. (2)
Galatasaray 3 Sneijder (2), Drogba (1)
S.B.Elazığspor 3 Sane (1), Jervis (1), Mehmet Çakır (1)
Mersin İ.Y. 2 Can Erdem (1), Burhan (1)
Sivasspor 2 Hakan Arslan (2)
İ.B.Belediyepor 1 Zenke (1)
Orduspor 1 Ayila Yussuf (1)
Kasımpaşa 1 Ibricic (1)
Beşiktaş 1 Niang (1)
Bursaspor 1 Şener (1)
Karabükspor 1 Hakan Özmert (1)
13 Mart 2013 Çarşamba
Galatasaray 5 Büyük Lig Dışından Son 8'e Kalan Tek Takım.
Galatasaray, Türk takımları adına 5 sezon sonra Şampiyonlar Ligi çeyrek finaline kaldı. En son 2007-08 sezonunda Fenerbahçe çeyrek finale kalmış Chelsea karşısında çok uğraşmasına rağmen yarı finalist olamamıştı. Şampiyonlar Ligi'nde 2000-01 sezonundan beri Türk takımları 3.kez (2000-01 sezonunda Galatasaray, 2007-08 sezonunda Fenerbahçe ve bu sezon Galatasaray) çeyrek finale kaldı. İlk 2 denemede yarı finali göremedik, bakalım Galatasaray ne yapacak? Turnuva, Şampiyon Kulüpler Kupası adı altında oynanırken ise sadece Galatasaray 1988-89 sezonunda yarı finale kalmış ancak finali görememişti.
Bu durum, sadece bize has bir durum mu? yoksa genel olarak Şampiyonlar Ligi gerçekten Devlerin ligi mi diye araştırmak istedim. Sonuçlar ortada burası bizim çöplüğümüz değil. Sadece bizim değil 5 büyük lig mensupları (İngiltere, İspanya, Almanya, İtalya, Fransa) dışında kalan takımlarında değil. Böyle takımlara "underdog" adını veriyorlar. Aralarına sadece Porto, Benfica, PSV Eindhoven gibi takımlar girebilmiş. Düzenli olarak gruptan çıkmışlar, final turlarına girebilmişler ve içlerinden sadece Jose Mourinho dehasıyla Porto çıkıp kupayı alabilmiş.
Son 10 yılın çeyrek finalistlerine baktığınızda her sezon sadece 1 takım (underdog) araya girebilmiş. İstisna 2011-12 sezonu. 2 tane var APOEL ve Benfica. Kalan takımlar arasında temsilcilerimizden Galatasaray ve Fenerbahçe var. Porto, Benfica ve PSV Eindhoven 2'şer kez, APOEL, Shakhtar, Fenerbahçe ve CSKA Moskova ise 1'er kez çeyrek finale kalmış.
Son 10 yılda şampiyonluk yaşayan Porto'yu ayırıyorum geri kalan takımlardan sadece biri yarı finale kalmış 2004-05 PSV. işte bu peri masalı. APOEL takımının geçen sezon çeyrek finale kalması ise kategori farkı olabilir olsa olsa külkedisi olurdu.
Tüm bunları araştırdıktan sonra şöyle düşündüm: Bir Türk takımının çeyrek finale kalmasını bırakın Barcelona, Real Madrid, Manchester United, Chelsea, Milan, Inter, Bayern Münih, Arsenal, Liverpool dışındaki takımların yarı finale gelmesi bile önemli başarı sayılır.
Bu durum, sadece bize has bir durum mu? yoksa genel olarak Şampiyonlar Ligi gerçekten Devlerin ligi mi diye araştırmak istedim. Sonuçlar ortada burası bizim çöplüğümüz değil. Sadece bizim değil 5 büyük lig mensupları (İngiltere, İspanya, Almanya, İtalya, Fransa) dışında kalan takımlarında değil. Böyle takımlara "underdog" adını veriyorlar. Aralarına sadece Porto, Benfica, PSV Eindhoven gibi takımlar girebilmiş. Düzenli olarak gruptan çıkmışlar, final turlarına girebilmişler ve içlerinden sadece Jose Mourinho dehasıyla Porto çıkıp kupayı alabilmiş.
Son 10 yılın çeyrek finalistlerine baktığınızda her sezon sadece 1 takım (underdog) araya girebilmiş. İstisna 2011-12 sezonu. 2 tane var APOEL ve Benfica. Kalan takımlar arasında temsilcilerimizden Galatasaray ve Fenerbahçe var. Porto, Benfica ve PSV Eindhoven 2'şer kez, APOEL, Shakhtar, Fenerbahçe ve CSKA Moskova ise 1'er kez çeyrek finale kalmış.
Son 10 yılda şampiyonluk yaşayan Porto'yu ayırıyorum geri kalan takımlardan sadece biri yarı finale kalmış 2004-05 PSV. işte bu peri masalı. APOEL takımının geçen sezon çeyrek finale kalması ise kategori farkı olabilir olsa olsa külkedisi olurdu.
Tüm bunları araştırdıktan sonra şöyle düşündüm: Bir Türk takımının çeyrek finale kalmasını bırakın Barcelona, Real Madrid, Manchester United, Chelsea, Milan, Inter, Bayern Münih, Arsenal, Liverpool dışındaki takımların yarı finale gelmesi bile önemli başarı sayılır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













